Pakistan'ın içindeki TTP (Pakistan Talibanı) ve Beluçistan Kurtuluş Ordusu (BLA) gibi yapılar, İslamabad için cephe gerisinde ciddi birer iç güvenlik kâbusu (Truva Atı) yaratıyor. Pakistan, Kabil'i havadan vururken kendi iç eyaletlerinde (Hayber Pahtunhva ve Beluçistan) kontrolü kaybetme riskiyle karşı karşıya. Ekonomik olarak iflasın eşiğinde olan bir Pakistan, Suudi Arabistan'dan Taliban'a karşı ne diplomatik ne de finansal bir açık çek alabilmiş durumda. Bu durum, İslamabad'ın jeopolitik yalnızlığını derinleştiriyor. Normal şartlarda Pakistan, Suudi hanedanlığının en büyük askeri garantörlerinden biri olarak görülürdü. Pakistan'ın aynı anda ekonomik kriz, Beluç isyanı ve Afganistan ile açık bir savaşla boğuşması Hindistan için yapısal bir rahatlama sağlıyor. Hindistan'ın Pakistan saldırılarını kınayıp Afganistan'ın egemenliğini savunması, Yeni Delhi'nin 2021'den bu yana Taliban ile yürüttüğü el altındaki pragmatik diplomasiyi taahhüt ediyor. Hindistan, Taliban'ı resmen tanımasa da Pakistan'ı sıkıştırmak için Kabil ile ilişkilerini sıcak tutmak istiyor. Hindistan buraya dolaylı da olsa (örneğin istihbarat veya örtülü operasyonlar yoluyla) fazla müdahil olursa, ucu bucağı olmayan Peştun milliyetçiliği ve radikalizm sarmalının kendi sınırlarına sıçrayabileceğini biliyor. Durand Hattı, tarih boyunca dışarıdan müdahale eden her gücü (İngiltere, Sovyetler, ABD) yutan bir kara deliktir; Hindistan bu riski almayacak kadar rasyonel bir stratejik akla sahip. Bu durum, Hindistan için sınır güvenliğini (Keşmir hattını) tahkim etmek ve savunma sanayisini (Ermenistan örneğinde olduğu gibi) dış pazarlara açmak adına altın bir zaman dilimi yaratırken; Pakistan için ise sömürge dönemi sınır çizgilerinin (Durand) ve geçmişteki "stratejik derinlik" (Afganistan'ı arka bahçe yapma)
Tarih
"SİYASAL İSLÂM" DEĞİL "İSLÂMCI SİYASET"...
(...) Tersinden de delillendirilebilecek anlayış… CIA Ortadoğu Dairesi eski sorumlusu ve Büyük Ortadoğu Projesi baş mimarı Graham Fuller anlatıyor: - "Mısır’daki, diğer Arab ülkelerindeki İslâmî hareket, “İslâm tarîktir” diyor. Yâni “yolumuz odur” diyor. Bunu söyleyebilirler, ama bu isbatlanmış bir gerçek değildir. Hele siyasî bir program hiç değildir. Siyasî hayata katılıp sanat, vergi, sağlık, eğitim, sanayi politikalarının spesifik hatlarını açıklamak zorunda kaldıklarında, lâiklikle barışmaktan başka çare bulamıyorlar. O zaman İslâm’ın arkasına saklanma imkânları kalmıyor. Müşahhas hâle gelmek durumunda kalıyorlar. Müşahhas hâle gelme de uzlaşmayı beraberinde getiriyor. Eğer şiddete başvuran, devleti yıkıp İslâmî diktatörlük kurmak isteyen bir eğilim varsa, ki bu çok olumsuzdur, o zaman demokratik devlet elbette güvenliğini sağlayacak adımları atar. Zâten İslâmî hareketin önündeki en büyük görev de inançları çağa uyarlamaktır. Diğer yandan İslâm’ın bir de özel hayatta yeri var ki, o ayrı bir konu ve her zaman teşvik edilmeli. İster İslâm, ister Hıristiyanlık olsun, din fert hayatındaki ahlâkî değerleri güçlendiriyor. Ama din siyasete soyununca o zaman gerçekçi bazı “tavizler” vermesi gerekiyor. Biz söyleyince anlamayanlar, belki Amerikalı söyleyince uyanır gibi olurlar… Mursî de bunun sıkıntısını çekti, Taliban da çekti, İran da çekiyor… İş öyle “Kur’ân’dan yapacağız, Şeriatı getireceğiz, İslâm’ı hâkim kılacağız” demekle bitmiyor… Dâva, baştanbaşa bir sistem meselesi… Her örgüsü tezatsız bir bütün meselesi… İslâm’ı çağa hâkim kılmanın “vasıta sistemi” meselesi… Bu olmayınca, ya mağara devri hayatına dönmeye “İslâm” deniyor, yahut İslâm dışı sistemlere angaje olunmuş olunuyor… **Bu mevzuda dünyada Büyük Doğu-İBDA‘dan başka örnek ve
Akademya Yazıları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İran- İsrail ABD savaşı analizi
Son günlerde ABD ve İsrail İran'a kara harekatını konuşuyor. Netanyahu: "Kara harekatı için birçok ihtimal var. Hepsini sizinle paylaşmayacağım." Dediği varsayılıyor ki kendisi öldü. Öldüğünü gizlemeye çalışıyorlar. Trump'a soruldu: "Kara harekatından korkuyor musunuz? Başka bir Vietnam olabilir mi?" Cevabı: "Hayır. Hiçbir şeyden korkmuyorum." Kharg Adası'nın işgali masada. Herkes kara harekatının olup olmayacağını tartışıyor. Ben farklı bir soru soruyorum. Kara harekatı düzenlense bile ne olacak? Anlatıyorum. 2003'te ABD Irak'a girdi. 21 günde Bağdat düştü. Herkes İran'a da aynısını yapabileceğini düşünüyor.. Yanlış. Öncelikle Irak taki yapı ile İran'ın yapısı çok farklı. İran halkının neredeyse yarısı Türk. İran Irak'ın 4 katı büyüklüğünde. İran Afganistan'ın 2.5 katı büyüklüğünde. Nüfusu 88 milyon. Irak ve Afganistan'ın toplamından %40 fazla.
Savaş
İran’ın ihanetlerle dolu tarihi👇 Irak'lı Şii araştırmacı Ensar el-Sadr'ın ibretlik yazısı: "Biz arlanmaz, utanmaz bir toplumuz. Ve tarihi gerçekler asla unutulmamalı! ✅ Şam, İran ve Irak'ı kim fethetti? Ömer bin Hattab, Sünni. ✅ Pakistan, Hindistan ve iki nehir ardındaki ülkeyi kim fethetti? Muhammed bin Kasım, Sünni. ✅ Kim Kuzey Afrika'yı fethetti? Kutaybe bin Muslim, Sünni. ✅ Endülüs'ü kim fethetti? Tarık bin Ziyad ve Musa bin Nasır, Sünni. ✅ İstanbul'u kim fethetti? Fatih Sultan Mehmet, Sünni. ✅ Sicilya'yı kim fethetti? Esed bin Furat, Sünni. ✅ Kim Endülüs medeniyetini kurdu ve ilim yuvası yaptı? Emevi Halifeleri, Sünni. ✅ Hıttin'de Müslüman lider kim idi? Salahaddin Eyyubi, Sünni. ✅ Calut'ta Müslümanlar'a kim liderlik etti ve Tatarlar'ı hezimete uğrattı? Seyfettin Kataz ve Ruknittin Baybars, Sünni. ✅ Kim İspanya'yı bozguna uğrattı Fas'ta? Abdulkerim al-Hattâbi, Sünni. ✅ Kim İtalya'yı hesap vermeye zorladı Libya'da? Ömer el-Muhtar, Sünni. ✅ Ve yakında kim Rusları perişan etti Çeçenistan'da? Hattab, Sünni. ✅ Kim Afganistan'da NATO'nun yüzünü toprağa sürttü? Sünnîler (Taliban ve Tanzimul Kaide) ✅ Kim Amerika'nın Irak'tan çekilmesini sağladı?
Edebiyat
Afganistan İslam Emirliği (Taliban) kurucusu Molla Muhammed Ömer'in, 1996 yılında Başbakan seçilmesi nedeniyle Necmettin Erbakan'a gönderdiği tebrik metni ilk kez paylaşıldı: Saygıdeğer Necmettin Erbakan, Türkiye Başbakanı Selamun Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berakatüh Türkiye gibi Müslüman bir ülkeye Başbakan olarak seçilmenizden dolayı sizi en içten dileklerimle tebrik ederim. Yüce Allah'tan (cc) size bu görevde başarılar nasip etmesini ve sizi Müslüman Türk halkına, geçmişteki ecdadınız (Osmanlı Sultanları) gibi hizmet etmeye muvaffak kılmasını niyaz ederim. Afganistan'ın Müslüman halkı ile Türkiye halkı arasındaki dini, mezhebi ve tarihi bağlar oldukça derindir. Özellikle Afganistan'da komünist rejimin hakim olduğu karanlık dönemlerde, Türkiye'deki Osmanlı torunu kardeşlerimiz bizim muhacirlerimize kucak açmış ve onlara hizmette kusur etmemişlerdir. Ben, kendi adıma ve mücahit Afgan milleti adına bu içten dostluğunuz ve yardımlarınız için şükranlarımı sunuyorum. Sizin ve Müslüman halkınızın bizlerle olan bu bağlarının devam etmesini umuyor; Yüce Allah'tan din ve millet yolundaki hizmetlerinizin hayırlı sonuçlar vermesini diliyorum. Vesselam. İslam'ın Hizmetkarı Kardeşiniz Emirü'l Müminin Mücahid Molla Muhammed Ömer.
Viral Manifesto
İran benim özgürlüklerimi çalmadı. İran 38 trilyon dolarlık ulusal borç biriktirip yaşam standartlarımızı mahvetmedi. İran Amerikalıları gözetlemek için Vatanseverlik Yasası'nı kabul etmedi. İran gelir vergisini kabul etmedi. İran, IRS'yi kurmadı. İran, 1913 tarihli Federal Rezerv Yasası ile ABD para politikasının tam kontrolünü özel bir bankacılık karteline devretmedi. İran, NIH'yi Çin'in Wuhan kentinde fonksiyon kazanımı araştırmalarını finanse etmeye zorlamadı. İran, Amerikan şehirlerini, işletmelerini ve okullarını kapatmadı. İran, deneysel ve ölümcül mRNA "aşı" zorunluluğunu kabul etmedi. İran, COVID Plandemisi sırasında 7 trilyon dolar basarak Amerikan ekonomisini mahvetmedi. İran, ilkokullarımızda ve kütüphanelerimizde drag queen hikaye saati düzenlemiyor. İran, çocuklara yıkıcı ve hayat değiştiren transseksüel ameliyatları ve ilaçları teşvik etmiyor. İran, Amerikan yayınlarını ilaç ürünleriyle doldurmuyor. İran, güneşi engellemeye çalışmıyor veya gökyüzümüzün her yerine zararlı kimyasallar püskürtmüyor. İran, tüm mahsullerimizi kansere neden olan pestisitlerle ilaçlamıyor. İran, glifosat üreticilerine Amerikalıları zehirlemekten muafiyet vermedi. İran, Yüksek Mahkeme yargıç adayı birini toplu tecavüzcü olmakla suçlamadı. İran, Irak ve Afganistan'ı işgal etmek için 8 trilyon dolar harcamadı, 20 yıllık işgalin ardından hükümetin 3 gün içinde çökmesinden sonra Afganistan'ı Taliban'a geri teslim etmedi. İran, 2020 seçimlerini çalmadı. İran, Amerika'nın sınırlarını açıp ülkeyi 40 milyon kaçak göçmenle doldurmadı. İran, kablo haber kanallarımız ve sosyal medya ağlarımızda nefret suçu yalanlarını yayarak ırk savaşı başlatmadı. İran, Epstein belgelerini saklamıyor ve yozlaşmış milyarderleri, politikacıları ve kraliyet ailesi üyelerini yargılamıyor. İran, Amerikalıları