Ne zaman annemle babamın bir arkadaşı Charlie'yi ilk defa görse yüzüne dikkatlice bakar, ardından her birimize tek tek bakıp ya "Annesinin tıpkısının aynısı." ya da "Abisinin küçüklüğünü andırıyor." derlerdi. İnsanlar Charlie'de hep bizden izler arardı. Bundan böyle tam zıttı mı olacak acaba? Bize bakıp ondan izler mi arayacaklar?
Tan Olayı “… Türkiye’de demokrasinin başlangıcını bir korku ve endişe bulutu ile örttü.” Bu, Yalçın Küçük’ün deyişiyle “bir sağ terör olayı idi.” Gerçekten de bu olayla (ve peşi sıra gelen benzer pek çok olayla) birlikte, Türkiye’de bir korku havası oluşmuştur; toplumda histerik bir anti-komünizm yaşanmaya başlamış, her yerde “komünist” aranmış ve çoğu zaman da bulunmuştur. Çoğu eleştirel beyin, kendisine komünist yaftası yapıştırılmasından kurtulamamıştır. Siyasal iktidar ve basın, bu süreçte siyasal liberalden ve sosyalistten “komünist” yaratmıştır. Bu tam bir “cadı avı”dır ve bilinçli başlatılmıştır. Başladıktan sonra ise, toplum bünyesini saran bu hastalık, yavaş yavaş, düşünce ve kültür hayatını 1960’lara kadar neredeyse dondurmuştur.
Hiçbir zaman kelimenin tam anlamıyla dindar bir insan olmamıştı ama evreni bir zamanlar şekillendiren ve şimdi de yöneten bir gücün varlığına hep inanmıştı.
"Bugüne kadar tam anlamıyla ve bütün yüreğiyle güvendiği tek insan onu hayal kırıklığına uğramıştı;parmağıyla gösterip tecrübeye dayanan bir bilgiyle,"O tam bir beyefendidir,iliklerine kadar beyefendi,"diyebileceği tek erkek ona ihanet etmişti;fena halde,uluorta ve utanmazca."
*Eğer bir şeyler yapmak istiyorsak gerçeği tam olarak bilmeliyiz.
*Çocukların çoğunluğu emir almak değil, emir vermekten hoşlanırdı. İnsanlar sonuçta böyleydi.
*Boka akıllı bir çocuktu ama insanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini kavramak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti.
*Usul usul, çok derinden gelen bir acıyla, yetişkinlerin ağladığı gibi, yani sonsuz bir kederle ağlıyordu.
*Basit çocuk ruhunda derinden derine bir şeyler değişiyordu: Hayata dair, hani içinde hepimizin bazen kederli, bazen neşeli köleler olduğumuz hayata dair, bazı gerçekleri kavramaya başladığını hissediyordu.
“Özgür insan, okuyan insandır. Çünkü bilgisizliğin, kör inançların ve saplantıların her türlüsünü yenen bir güçtür okuma.”
Tam insan bilgilenme ve bilinçlenme yoluyla aydınlanmanın ışığından geçmiş, aydınlanmanın verileriyle donanmıştır. Soran, sorgulayan, aydınlığı arayan bir kişiliği vardır. Bu tür bir kişilik kumaşının dokunduğu tezgâh da eleştirel okumadır.