Puan vermedi·309 syf.··
2026 24. kitabı
Kitabı çok severek ve merak ederek okudum bence gerilimden çok merak kitabı. Başlarda akmayacak gibi geliyor ama sonrasında nasıl okuyup bitirdiğimi anlamadım. Sadece son kısmını beğenmedim bence oldu bittiye geldi belki de normali budur herkesin tarzı farklı tabii ki ama bence daha farklı bir son olabilirdi yani biraz daha uzun yazılabilirdi sonu bi 50 sayfa daha okumak isterdim açıkçası. Theo bir psikolog. Kızımız Alicia ise bir ressam. Alicianın kocası Gabriel öldürülüyor ve suç aleti Alicianın elinde duruyor. Alicia sessizliğe gömülüyor asla ses yok tepki yok. Tedavi ederiz diyip bir kliniğe kapatıyorlar ama kızdan kimse tepki alamıyor. Bu olay Theonun çok dikkatini çekiyor. Geçmişi sıkıntılı birisi Theo. Kendini tedavi edemeyen bir psikolog ya da psikiyatrist artık unuttum tam ne olduğunu. Theo kendi çalıştığı kliniği bırakıp Alicia’nın olduğu kliniğe gidiyor ve orada çalışmaya başlıyor sırf bu olayı çözebilmek için. Kitabı anlattım spoiler dolu lütfen burdan aşağıyı okumayın. İlk gittiğinde çok ilginç bir ortam onu karşılıyor. Kitapta bir Türk deliden bahsetmeleri kızın ismi Elif ayrıca ilgimi çekti çok kaba bir şekilde anlatmışlar. Theo Alicia‘yla ilk başta görüşüyor ama kız asla tepki vermiyor daha sonrasında kız buna bir günlük veriyor günlüğü okuyor okudukça olayları inanıyor. Alicia‘nın galeri sahibi bir arkadaşı var ona gidiyor orada bi ondan şüphelendim sonra geçti. O da diyor ki sen ona bir resim ver o da çizsin yani bir tuval ver o da çizim yapsın diyor. Gabriel‘in abisi var çok büyük şüphelerim ona gitti çünkü abisinin karısı abisinin sekreteri yani aynı zamanda böyle şüpheli gibiydi sanki konuşmaları. Meğerse bu abi olacak şerefsiz Alicia‘ya aşıkmış kızı taciz etmiş ondan dolayı kızdan nefret ettiğini söylüyor herkese tabii gizli gizli aşık her
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
HABİL Mİ KABİL Mİ?.. KADER Mİ İRADE Mİ?
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 19:25
İnsan kötü mü doğar, yoksa bir noktada mı kötüleşir? İyi ya da kötü insan olmayı biz mi tercih ederiz yoksa genetik olarak mı aktarılır? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Uzun zamandır okumak istediğim o kitabı sonunda okudum. İki ailenin kuşaklara yayılan hikâyesini katman katman işleyen; iyilik ve kötülük kavramını Habil ile Kabil anlatısı üzerinden sorgulayan, kader ile irade arasındaki o ince çizgiyi düşündüren; aile içindeki sevgi eksikliğinin ve onay arayışının insan ruhunda açtığı yaraları gösteren; unutulmaz karakterleri ve güçlü mekân tasvirleriyle bana “roman dediğin tam olarak budur” dedirten Cennetin Doğusu ’nu inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım… John Steinbeck çok çok sevdiğim bir yazar. Daha önce okuduğum üç kitabında; toplumsal gerçekçilik akımını mükemmel bir şekilde işlemişti ve bunun yanında insan ruhu ve psikolojisiyle ilgili analizleri de mükemmeldi. Cennetin Doğusu ise uzun zamandır okumak istediğim, yazarın bizzat kendisinin “Bugüne kadar yazdıklarım bu kitaba hazırlıktı.” dediği, çevremde güvendiğim birçok kaliteli okur arkadaşımın öve öve bitiremediği, dolayısıyla bekletimin çok yüksek olduğu bir kitaptı. Daha önce de söylemiştim, bir kitaba beklentim çok yüksek başlayınca genelde tam olarak karşılamıyor beklentimi; doğal olarak temkinli başladım esere… Ama sayfalarda ilerledikçe bütün bu övgüleri sonuna kadar hak ettiğini anladım. Birazdan detaylı anlatacağım ama baştan da söyleyeyim: bu eser her ayrıntısıyla sonuna kadar hak ediyor hakkında söylenenleri ve kesinlikle tam bir başyapıt! Kitapta, Hamilton ve Trask ailelerinin kuşaklara yayılan hikayesi direk yazarın ağzından anlatılıyor. Şöyle ki; kitabın ana karakterlerinden Samuel Hamilton, John Steinbeck’in büyük dedesi oluyor. Yani bu kitabı okurken yazardan ve onun aile büyüklerinden izler
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·112 syf.·
2026 9. kitabı
Tom Robbins - B, Bira Yazar ile tanışma kitabım oldu. Anlatımı güzel, akıcı ve eğlenceliydi. Kitap kapağı, ismi ve “Çocuklar İçin Yetişkin Kitabı, Yetişkinler İçin Çocuk Kitabı” gibi iddialı bir arka kapak yazı başlığı ilgimi çekti. *Arka Kapak Yazısı* “Çocuklar için bira kitabı mı? Evet, ister inanın ister inanmayın, öyle! Ama aynı zamanda yetişkinler için de bir kitap B, Bira. Ustelik her yazdığı tüm dünyada satış listelerinin üst sıralarında yer alan, ciddi konularda ciddi fikirler sunarken eğlendirmeyi de çok iyi bilen bir yazarın kaleminden çıkmış. Bir varmış bir yokmuş, tam da şimdiki zaman içinde, bir gezegen varmış ve bu gezegende yaşayan canlı türü, insan denen iki ayaklı varlık her yıl yüz otuz beş milyar litre bira tüketiyormuş. (İnanmazsanız internetten araştırın!) Bu azgın tüketim ürününün renginden, kabarcığından, köpüğünden, geğirtisinden, kısacası huyundan ve suyundan etkilenenler arasında zeki mi zeki bir kız çocuğu ile bu kızın şaşkın annesi, duyarsız babası ve çılgın amcası da yer alıyormuş. İşte B, Bira, çekici olduğu kadar yıkıcı da olabilecek yukarıdaki bu dört karakteri bir araya getiriyor ve okuru, gerçekliğin sınırından geçirerek gizem dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Sizi temin ederiz, zeki ve cesuryürek bir ufaklık ile kızıl saçlı Bira Perisi nin eşliğinde gerçekleşen bu yolculukta, kimlerine at sidiğini andıran kimilerine göreyse altın sarısı rengiyle insanı baştan çıkaran bu sıvının tüm sırlarına vakıf olacaksınız. Ve kim bilir, belki de cesarete, mutluluğa, sevgiye ve daha pek çok "anarşist" duyguya ilişkin sırlara da...” "Cesaret nerede bulursan oradadır. Tamam, nerede bulursan oradadır diyorum ama bir şişeden -ya da bir kitaptan veya bir vaazdan- aldığın cesaret, yüreğinden gelen cesaret kadar saf ve kuvvetli
B, BiraTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 2019648 okunma
GELECEĞİN MAHKUMU OLMAK!
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 19:15
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bu akşam aşırı övülen, Japon Edebiyatı’nın en çok okunan kitaplarından biri olan, yarı otobiyografik olma özelliği de taşıyan İnsanlığımı Yitirirken eserini inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım. Bu kitabı okuyacak herkesin bilmesi gereken şey yazarından çok derin izler taşıdığı. Hatta kendi hayatını biraz farklılaştırarak kitaptaki Yozo karakterine yedirmiş diyebilirim. Tıpkı Yozo gibi yazarımız da defalarca intihar girişiminde bulunmuş. Ve bu kitabı yazdığı yıl da sevgilisiyle beraber intihar ederek ölmüş. Yani okuduklarımızın kurgu değil de onu yaşayan birinin kaleminden çıktığını bilip okumak daha da etkileyeci oluyor. Ama üzülerek söylemeliyim ki buna rağmen ben kitapta beklediğimi bulamadım. Anlatılanlar her ne kadar yaşanmış da olsa yazarın anlatış tarzı beni maalesef ki hiç etkilemedi… Şimdi kitabı detaylandırayım, Yozo diye bahsettiğim her şeyi siz yazar diye de algılayın lütfen... Kitap baştan sona Yozo’nun ağzından yazılmış. Çocukluğundan itibaren onun iç dünyasına konuk oluyoruz. Daha küçücük bir çocukken başlıyor onun yalnızlığı… Kalabalık bir ailesi var aslında, ama yine de yapayalnız hissediyor... Babasıyla, kardeşleriyle, (annesinden pek bahsetmiyor) arkadaşlarıyla hiç sıcak, gerçek bir bağ kuramıyor. İçi hep buruk, hep hüzünlü, hep eksik… Fakat dışarıya hiç yansıtmıyor bunu; hep mutlu, eğlenceli, neşeli bir profil çiziyor dış dünyaya. Hatta kendisi bu insanları güldüren tarafından “soytarım” diye bahsediyor. Maske takıyor yani anlayacağınız. “Görünürde her zaman gülümsüyor olsam da içeride çaresiz bir mücadeleyle debeleniyordum…” diyor 15. sayfada. Her evde olabilecek en ufak tartışmalar, ses yükseltmeler bile ona “gök gürültüsü” kadar ürkütücü geliyor. İnsanların ona saygı göstermesinden, sevmesinden çok korkuyor çünkü
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
KUYUCAKLI YUSUF SABAHATTİN ALİ 256 SAYFA #AltınKızlar #Ortakokuma #Ortakyorum Yaramın nerede olduğunu bilmiyorum. Yalnız bir yerlerim acıyor. Çok acıyor... Parası olanın ırzı da tamam, namusu da! Bazı eserler tekrar tekrar okunmayı hak eder. Hele böyle özel bir ekiple okunuyorsa anlamı daha büyük. Altın Kızlar grubumuza bu değerli eseri hediye ederek yeniden okumak şansı veren sevgili Lider Ersan ablacığım, çok teşekkür ederiz. Yüreğine sağlık Nazilli'nin Kuyucak köyünde anne ve babası eşkiyalar tarafından öldürülen Yusuf, olayı soruşturmaya gelen kaymakam tarafından evlat edinilir. En baştan beri Yusuf'u oğlu olarak gören Kaymakam Beyin aksine eşi Şahinde hanım durumdan hiç hoşnut değildir ve uzak durur Yusuf'a. Sessiz, içine kapanık, hayata karşı duyarsız bir çocuktur Yusuf. Kimse ile yakınlaşmayan, hep araya mesafe koyan, samimiyet kuramayan Yusuf'un tek yakın olduğu kişi, ailenin küçük kızı Muazzez'dir. Herşeyiyle ilgilenip, kol kanat gerer Muazzez'e. Karşılıksız değildir bu ilgisi, sevgisi. Muazzez için de Yusuf'un yeri apayıdır. Bir süre sonra Edremit'e tayini çıkar Kaymakam Beyin. Yusuf burada da uzaktır herkese. Hiçbir yere ait hissetmez kendini. Babalığının ısrarına rağmen okumayan, bir meslek sahibi olamayan, bir yere bağlanmak, bir şeye sahip olmak arzusu duymayan, yalnızlığı ile adeta gurur duyan Yusuf, Muazzez'e olan aşkını farkettiğinde; bocalar, özgürce yaşayamaz bu sevgiyi. Yusuf'un hayatında bunlar olurken kasabanın ileri gelen zenginlerinin, paranın gücü ile önce bir tecavüzü, ardından bir cinayeti nasıl örtbas ettiğini, adaletin nasıl zengin ve güçlüden yana olduğunu, bu ahlaksız düzene ses çıkaramayan sessiz çoğunluğun durumunu okuduk sinirlenerek ve üzülerek. En acısı da o günlerden bugünlere pekte bir şeylerin değişmemiş olması. Zengin
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Altın Kitaplar Yayınevi · 2019211bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2022 33. kitabı
"Çocuklar annelerinin hayatına kuşlar gibi gelir... Hani yolunu şaşırmış da sanki açık bir pencereden girmiş evin içerisine, öyle şaşkın, öyle çaresiz, öyle uçarı... Anneler ise çocuklarıyla birlikte, bir de kalp getirirler dünyaya. Çocuğu hayata salıverirken, o kuş gelir yüreğe iyice yerleşir. Çocukların her sevincinde, her kederinde, her düşüşünde, her gözyaşında, her ayrılıkta kanatlanır, kanatlanır uçamaz. İşte tam da o anlarda, annelerin eli gayriihtiyari kalplerinin üzerindedir. Sadece annelere has olan bu hareket, göğüs kafesinin kapısını sıkıca kapatmak içindir." Eşimize, anne babamıza, akrabalarımıza, dostlarımıza, iş arkadaşlarımıza, eşimizin ailesine, konu komşuya da böyle miyiz? Hiç sanmam. Niye, çünkü o zaman bizden uzaklaşırlar, yalnız kalırız, işsiz kalırız, dostsuz kalırız. Peki çocuklar? Onlar çantada keklik mi? Bence hiç değil! Eğer ortalıkta onun ulaşabileceği yerlerde peçete bırakmazsan, bu işi kollarıyla yapacaktır ve sen bu kez de o caaaanım kıyafetlerin kollarında parıl parıl parlayan sümük lekelerini çıkartmak için uğraşacaksın! Ve kendini teselli et. Eğer burnundan çıkarttığı madeni sana uzatıyorsa veya silmek için mendil arıyorsa, çok şanslısın demektir. Bir sonraki aşama sümük yiyen çocuklardır ki bu da çok sık karşılaşılan bir durumdur. Tamam tamam, kapattım konuyu, kusma. :-) Zaten annelik biraz da deliliktir. Yoksa bir çocuk kaka yaptı diye sevinip sifonun dalgalarıyla dönüp giden kakalara el sallamamızı başka neyle izah edeceğiz?" Bırak zamanla yarışmayı. Sen koşunca çocuklar daha hızlı büyümüyor. Sabret, derin nefesler al yavrunun saçlarından. Şurada büyüyüp gitmelerine ne kaldı... Bezli çocuğun bez değişimini yapmak, en azından çayının bitmesini bekleyebilir. Ve çantada iki bez, bir ıslak mendil taşımak, gittiğin yere lazımlık
Kötü Alışkanlıklara İyi ÖnerilerŞermin Yaşar · Elma · 2016806 okunma