--------------mücahit bilici--------------------
********24 rebî'ül-evvel-III 1446 tarihinde Vicdan Vakfı’nın davetiyle verdiğim “Vicdan Nedir?” başlıklı konuşmamın metnidir******
////Bu hakikati hemen ucuz ateistik sloganlara bağlamayalım. Zira dindar veya ateist çok anlayış yoksunu yobaz var. Evvela, yüzeysel ateistlere kötü haberim şudur: Tanrı öldü demek Tanrı yoktur demek değildir. Kral öldü demek, Krallık yıkıldı demek değildir. Kral değil krallık bile öldüğünde, yönetim gerçeği ortadan kalkmaz. En fazla öz-yönetim yahut demokrasi adını alır. Dinsiz olabilirsiniz ama ahlaksız olamıyorsunuz. Çünkü din modern çağda Kant gibi peygamberlerin eliyle ahlak suretini aldı. Tanrı dağıldı ama yok olmadı. İman yurttaşlık adını aldı. Kişiye özgü hale gelen Tanrı da vicdan suretini aldı. Yani Tanrı öldü ama vicdan olarak yeniden doğdu.////
''''Kavramların tarih içinde bir ortaya çıkış anları vardır. Çünkü kavramlarımız da bizim gibi doğar, büyür ve bazan ölürler. Ne zaman yaşadıkları, hangi tadilatlardan geçtikleri önemlidir. Mesela şimdi Psikoloji ismine temel olan Pysche (psik) kelimesini ele alalım. Normalde bu kelime ruh demektir. Psikolojiye hala ürkek de olsa ruhbilimi denmesinin böyle etimolojik bir sebebi var. Fakat bilim artık ruh’u kabul etmiyor. Ruh var olduğundan veya yok olduğundan değil, bilgisayar dilinde söylersek, format uyuşmazlığından o dosyayı kabul etmiyor. Onun yerine “akıl” (mind) denmeye başlandı. “Ruh hastalıkları” mı yoksa “akıl hastalıkları” mı demeliyiz? Aynı şeye atıfta bulunan bu kavramlar zamanla pratik işbölümüne gidebilir. Mesela ruh hastalıklarına daha tıbbi, akıl hastalıklarına daha bilişsel bir tasnif uygulanabilir. Ancak bu karmaşa eski ile yeninin birarada kullanılmasının sonucu gibi görünüyor. Hatta “ruh”a göre daha yoksul bir kavram