Glenn'e göre "Ben öleceğim" dediğin anda kendin ölürken hayal edememenin sebebi Ben demendi, çünkü o cümlenin içinde sen hala sağdın. İnsanlar ruhun ölümsüzlüğü fikrine böyle varmışlardı, dilbilgisinin sonucuydu. Tanrı için de aynısı söz konusuydu, geçmiş zamandan söz ettiğin zaman geçmişten önce de bir geçmiş olması gerekirdi, Ben bilmiyorum noktasına gelene dek zamanda geri geri gitmeye devam ederdin, Tanrı bu işte. Senin bilmediğin, karanlık, saklı, görünenin alt yüzü, hepsinin nedeni dilbilgisi kullanmamız, eğer FoxP2 geni olmasaydı dilbilgisi olmazdı; demek ki Tanrı aslında beyin mutasyonu, o gen de kuşlara şarkı söyleten genlerin aynı. Anlayacağın, müzik içimize yerleşmiştir, derdi Glenn. Bize kenetlenmiş. Bizim esas parçalarımızdan olduğu için onu kesip atmak zor, tıpkı su gibi.
Sayfa 376·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Sonuç
«Bu; melankoli geni, yeni keşiflerin kaynağı olduğunu kanıtlamıştır. Yüzyıllar boyunca, göğe uzanan muhteşem kulelerimizi inşa etmiştir. Tanrı'ya açlık duyan, muhteşem epik hikâyelerimizin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Yaratılan ilk okyanus kadar gümbürtülü bir güzelliğe sahip olan unutulmaz senfonilerimizi bestelemiştir. Bu hüzünlü gen olmasa, bu incelikler var olmayan bir ölüler dünyasında kalırdı. Gerçekten de bu asık suratlı ve tutkulu gen olmasa, genel bir ifadeyle kültür olarak adlandırdığımız asil fikirlerin göksel âlemi asla ortaya çıkmayabilir, insan hiçbir zaman öldürmek ve beslenmenin, o temel hayatta kalma güdüsünün ötesine geçemeyebilirdi.»
Sayfa 135
Psikoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tanrı'yı Arama Geni
Thomas Bouchardin, 1980'li yıllarda ikiz­ler üzerinde yaptığı çalışmalarda, dindarlık eğiliminin gen­lerimize işlediğini, ancak kültürel olarak etkilenmenin farklı dini yapılar oluşturduğunu savunmuştur.
Psikoloji
“Beyinde serotonin maddesi iyi durumdaysa insan inançlı, huzurlu, evliliği, ilişkisi iyi giden biri oluyor, ama vmat pompası serotonini beyne az veriyorsa o zaman da inançsız, huzursuz, inatçı bir insan ortaya çıkıyor. İnanç, genetik bir faaliyettir. Bu gene, vmat 2; yani Tanrı geni denir.”
Sayfa 123·Kitabı okudu
Tanrı Geni,Allah’ı gören sakal
Ancak DNA değiştirilemez yada eski inanca göre değiştirilemezdi.İlk önce insan DNA’sını bir tüpün içine yerleştirdiler Ardından dna güçlü duygulara maruz bırakıldı.Sonuçlar görmezden gelinemeyecek kadar etkiliydi. (Kitap yazarının yazdıklarını başka bilgiler ile karşılaştırabilirim daha önce bazı insan DNA’sında Tanrı geni bulduğunu iddia eden bir bilim adamı olmuştu,sonra o bilim adamı bu genin insan düşüncesini ancak yüzde bir etkileyebileceğini söylemiştir.Hz.Muhammed ise insanlar islama uygun doğup sonra bulundukları toplumun kültürün etkisiyle onların din inancında olurlar demiştir.Din nesnel kültürün içinde olan bir gerçeklik olgusudur.İbn Arabi okuyanlar onu anlamaktan oldukça uzaktır.Bugün birşey bilmeyip bildiği sanılanlar insanlara bilmedikleri bir şeyi öğretemediği için gül dalı baston ve sarı cüppe gibi görülen nesnel daha çok putperest bir din anlayışı öğretmekte fakat Hindistan vs.gibi toplumlarda olan putperestliği kötülemektedir.Putperestler puta değil onun temsil ettiği ruha inanmaktadır.)Benim anlayışım Tanrı inancı kültürel bir olgudur,insan dna’sı na bu doğuştan yüklenmiş yada sonradan duygular ile oluşmuşsa bile insan DNA’sının bunu taşıması tam bilinmemektedir. (Hurafe Reis:Bu sakal Allah’ı gördü.Mübarektir.Mahmut ustaosmanoğlu hazretleri bu sakal Allah’ı gören bir parçadır,Allah o sakala nazar etmiştir dedi.Tur dağına tecelli eden Allah dağı parça parça etmiş bu sakal ise Tur dağından güçlüdür.Cehennem bile onu yakamaz) Dini kaynaklar hz.Muhammed’in kalbinin melekler tarafından çıkarılıp yıkandığından bahseder.Bunu bazı kimseler kalp temizliği için bazı evliyalarda da olduğundan bahseder.Bu halkın anladığı şekilde değildir.Nasıl peygamber cisimle miraç yapmadıysa kalbinin çıkarılmasıda cismani değildir.Kaldıki bir cisim Allah’ın zatını
İkizler üzerinde yapılan araştırmalardan yola çıkarak, bize miras kalmış bir dinsel inanç eğilimine sahip olabileceğimizi hesaba katarsak, Tanrı Fikri'ni genlerimizde taşıdığımıza ilişkin bir kanıt olduğunu söyleyebilir miyiz? Henüz hiç kimse bir din geni tespit etmemiştir, ama insan kişiliğini etkileyecek ve insana dinsel duygulara yönelik bir eğilim kazandırabilecek bazı aday genler mevcuttur. Bu adaylar arasında olması muhtemel bazı genler beyinde bulu nan ve "sinir iletkenleri" adı verilen kimyasalların seviyesini kontrol eden genlerdir. "Dopamin" mutluluk duygumuzda önemli rol oynadığını bildiğimiz sinir iletkenlerinden biridir insanların bazı ruhani deneyimler sırasında duyumsadığ huzur hissinin oluşmasında da rol oynuyor olabilir. Dopaminin eylemiyle ilgili genlerden biri dopamin D4 reseptörüdür (DRD4); bu gen, kesinlikle, bu açıdan araştırılmış tek gen değildir. Bazı insanlarda bu geni oluşturan DNA dizisinde meydana gelen (polimorfizm adlı) küçük değişiklikler yüzünden gen biyolojik bakımdan daha aktif olabilir ve bu aktivite dinsel bir eğilimden kısmen sorumlu olabilir.
Sayfa 116·Kitabı okudu