• 120 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bir okur arkadaşın yazarın başka bir eserini incelemesinden sonra merak ederek okuduğum ve pişmanlık yaşamadığım keyifli bir eserdi.
    Yazarın hakkında yaptığım araştırmalarımda da ezberibozan tarihçi ,bilgilendirici ve sürükleyici eserler verdiğine dair bol övgüler gördüm.Gerçekten de öyle.
    Bu esere gelince gündelik hayatta deyim olarak kullandığımız (dalkavukluk yapmak,ayak değil bebek mezarı), rakı için 'aslan sütü 'dememiz, Türkiye'nin başarılı öğrencilerini yetiştiren Galatasaray Lisesi'ni kim yaptırmış ve hikayesi, bahar gelince buram buram kokan katmerli sümbülü Türkiye'de kim elde etmiş,çoğumuzun izlediği Karayip Korsanlarındaki maymunun filmin bir maskotu olmadığını ( gemi korsanlarının olduğu zamanda neden gemilerde maymunların olduğunu),Osmanlı'daki günlük hayattan kesitlerini... Bunun gibi dolu dolu hikaye.İnsanı bilgilendiren, eğlendiren , arkadaşlarınızla çay kahve içerken sohbet konunuz olabilecek güzel bir eser
  • 229 syf.
    ·13 günde·10/10
    Fenerbahçe tarihi ile alakalı birbirinden ilginç hikayelerin yer aldığı bir kitap. Kah yakın tarihten kah kuruluş yıllarından hikayeler barındırıyor. Bahsedilen hikayelerin önemli bir kısmını ise basın yada internet aracılığı ile bulunmasının mümkün olduğunu sanmıyorum. Yazar Yalçın Doğan bu açıdan çok önemli bir araştırmacılık örneği ortaya çıkarmış bu kitap ile. "Fenerbahçe Cumhuriyeti" kavramını ilk dillendiren kişi olan Doğan. 2007 yılında 100. yıl dolayısı ile yayınevinin de teklifi ile yeni hikayeler eklenerek genişletilen bir kitap. Kitap ve kavramın hikayesi de ondan da 20 yıl öncesine dayanıyor. Yani 1987 yılına... Bu kavramın bölücülükle, devlet içinde devlet olma ile uzaktan yakından bir alakası yok. Fenerbahçe ülkenin tarihinde çok özel bir yere sahip. Aklınıza gelebilecek her türlü alanda Fenerbahçe ismi bir şekilde bulunmuş ve bulunmaya da devam ediyor. Bu kavramı bölücülük gibi bir kelimeye eşleştirmeye çalışanlar en hafif tabiriyle sığ görüşlüdür. :)

    Rahmetli gazeteci İslam Çupi'nin "Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz" sözünü daha iyi anlamanızı sağlıyor bu hikayeler. Kitapta en çok şaşırdığım üç hikaye ise şu şekilde; İlki yaşadığı hastalıklara rağmen neden doktora gitmediğini soran yakınlarına Müslüm beyin cevabı olmuştu. "Fenerbahçe'ye para harcamak beni mutlu ediyor. Hastalıklarımı unutturuyor." minvalinde bir cevaptı bu. İkincisi de Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın İstanbul BŞB iken Ali Şen'in teklifi üzerine Fenerbahçe'nin ikinci başkanı olmak üzereymiş ama rahmetli Necmettin Erbakan'dan onay alamamıştı. Fenerbahçe'ye yönetici olma hayali böylece suya düşmüştü. Üçüncüsü ise 24 saatliğine Fenerbahçe'de antrenör olarak kalan Tamer Güney. Komünist damgası yiyince olanlar oluyor. Meselenin iç yüzü başka tabi.

    Yazıyı gayet anlamlı bir yerde seslendirilen şu güzel tezahürat ile sonlandırıyorum. Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.

    SEVDAMIZA KİMSE ENGEL OLAMAZ
    BAZEN HÜZÜN VARDIR BAZEN MUTLULUK
    FENER SEVGİSİNİN ADI KONAMAZ
    NE KUPA BÜYÜKLÜĞÜ NE ŞAMPİYONLUK

    https://www.youtube.com/watch?v=TxCpHO6lPaU