"Herkes vebayı kendinde taşır, çünkü, hiç kimse, dünyadaki hiç kimse, tertemiz değildir” * Bkz. Tarrou. sy. 1 423- 1424 (Pleiade)
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Gündüz ya da gece olsun, öyle bir saat vardır ki, insan korkaklaşır, işte Tarrou yalnızca bu andan korkuyordu.
Sayfa 276
Reklam
Tarrou yaşlı adamcağızı gözetliyordu, yaşlı adamcağız da kedilerin üzerine tükürüyordu.
Sayfa 70·Kitabı okudu
Alıntı
Kimisi səfalət içində ölür, kimisi də öyrənir
Ayaklarına bakmakta olan Tarrou’nun tam yanına varmıştı ki Tarrou, “Kim öğretti size bunları doktor?” diye sordu. Yanıt hemen geldi: “Sefalet.”
Tarrou tanıdığı bir rahipten söz etti, savaş sırasında gözleri oyulmuş bir gencin yüzünü görünce inancını yitirmişti.
Sayfa 227·Kitabı okudu
Alıntı
Rıhtıma çıktığı sırada, bu İslâm payitahtının yerden bir avuç toprağını aldı. Ahdetmişti. Öptü. Yüzüne, gözüne sürdü. Gümrükten çıktı. Bir arabaya bineceği sırada rıhtımda boylu boyuna kahvelerdeki, meyhanelerdeki şapkalı palikaryaları gördü. Şaşaladı. Utanmasaydı: "Yanlış olmasın, burası Dersaadet midir? Burası merkez-i Hilafet midir? Burası Türk payitahtı mıdır?..." diye arabacıya soracaktı. "
Sayfa 84 - Milli Eğitim Yayınları 1971 Baskısı·Kitabı okudu
Reklam
Reklam