Kendi kalemimden
Anlamsızca mıydı hissettiklerim, yoksa manalı mıydı beni yakıp savuran, hülyaya girmeme vesile olan, esirin eden bakmaların?.. Var mıdır cesaretin? Yıkılmaz gibi duran, lakin bir bakışınla tarumar edecek, esaretine girecek bir sözün. Sömürülmeye hazır duygularım var sana verilecek, seve seve elimle yüreğim... Alıp yeşertecek mi, yoksa "peşkeş" mi olacak, bilinmez... Ama değer gibi etme beni, rezil rüsva etme... Hasret(H.eba)
İnsan, tercihlerinin sonuçlarıyla sığ zamanlarda karşılaşır. İşte o an; ferahlık ve dahi nefsin coşkunluğu ruhu tarumar eder.
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
23:15
Uykularımı tarumar ediyor bu hali… Burnumun dibinde ama dokunamıyorum…
Yaş Otuz Beş
Yaş otuz beş! yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız, Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Şiir
Ruhun Karanlık Sureti: Nankörlük ​İnsanın kumaşı cinsiyetinde değil, ruhunun derinliklerinde gizlidir. Kadın ya da erkek fark etmez; bazı ruhlar vardır ki, yürüdükleri her yola gölge, dokundukları her kalbe sızı bırakırlar. Onlar, kâinatın en zarif emaneti olan insanı ve sevgiyi, kendi içlerindeki karanlığın süzgecinden geçirerek çürütürler. ​Böyle bir ruhla yan yana yürümek, dikenli bir tarlada çıplak ayakla yürümekten farksızdır. Konuştuğunuz an, kelimelerinizin ardında bir niyet arar; her cümlenizde bir kusur bulup sizi ayıplamayı kendinde bir hak görür. Sizin kendinizi bütünüyle açtığınız o saf alan, onun dilinde bir silaha dönüşür. Öfkelendiği zaman ise içindeki o bastırılmış canavar uyanır; kelimeleri saraylar yıkacak, kalpleri tarumar edecek bir saldırganlığa bürünür. En kötüsü de, heybesinden kazaara çıkan küçük bir iyiliktir. Yaptığı o minnet yüklü iyiliği dönüp dolaşıp başınıza kakar; ikram ettiği bir yudum suyu bile ruhunuza zehir kılana kadar dilinden düşürmez. ​Onlar, gökyüzünün mavisini görmezden gelip sadece fırtınayı besleyen nankörlerdir. Ne kalbi iyileştiren o saf sevgiden anlarlar, ne de ruhları birbirine kenetleyen o derin muhabbetin tadını bilirler. Sevgi onlar için bir takas, muhabbet ise sadece bir maskedir. ​Daha da acısı, ahde vefa nedir bilmezler. Geçmişin hatırasına, paylaşılan ekmeğe, birlikte dökülen gözyaşına hürmet göstermezler. Sözleri, rüzgârın önüne katıp götürdüğü kuru bir yaprak gibidir; bugün verdikleri sözü, yarın kendi çıkarlarının sunağında hiç çekinmeden kurban ederler. ​Böyle kirli bir ruhun ikliminde ne bir çiçek açar ne de bir gönül huzur bulur. Çünkü nankörlük, kalbin uğrayabileceği en amansız çürümedir; ve o çürüme, etrafındaki her güzel şeyi de yavaşça yok etmek ister. ___ /Güven Taşdemir
KİM SERİNLER GÖLGEMİZDE?..
(...) Her insan, hayatın tarumar edici fırtınalarında kaçıp saklanabileceği bir sığınak arar kendine. Bu sığınak, kimsenin yerini bilmediği bir mağara, keşfedilmemiş bir orman, bir köşede unutulmuş metruk bir ev değildir. **Çünkü bu fırtınalar hava raporlarında zaptı tutulan fırtınalar değildir, bu fırtınalar içimizde eser, içimizde bir şeyleri yıkar devirir, iki yana savurur. Bu fırtınalar zihnimizde, kalbimizde, duygu ve düşüncelerimizdedir. İçimizden alt üst oluruz. Böyle yıkıcı iç fırtınalardan, yıkım ve felaketlerden kaçıp sığınabileceğimiz yer, ancak kendini emin tutan bir dostun gönlü olabilir. Kimin böyle bir dostu var peki?__ Hangimizin bir başkasıyla böyle bir dostluğu var? Hiç kimse olmadığında çalınacak kapımız neresi? Kim bu kadar emin çalabilir kapımızı? Kimin serinliği, gölgeliği, emin limanıyız biz? Kim başı sıkıştığında, gönlü daraldığında, çareleri tükendiğinde, canı bir başka canı özlediğinde böyle güvenle gelip sığınabilir gölgemize? -Gökhan Özcan, "Kim Serinler Gölgemizde?", yenisafak.com, 14 Ağustos 2023-
gökhanözcanyazıları