...
Bazı türküler söylenmez; yaşanır. "Şu Karşıki Dağda Lambalar Yanar" da onlardan biridir. Dağın ardında yanan bir lamba, aslında bir evin ışığı değil; kavuşulamayan bir sevdanın umududur. Gecenin sessizliğinde görünen o cılız ışık, bazen bir ömrün bekleyişini anlatır.
"Lambanın şavkına da Fadimem sevdiğim yazar..." sözü, sevdanın kâğıda değil, ışığa yazıldığı bir dünyayı resmeder. Çünkü gerçek sevda, silinmeyecek yerlere yazılır. Kimi zaman rüzgâra, kimi zaman yağmura, kimi zaman da dağın ardındaki bir lambanın titrek aydınlığına...
Bu türküde yalnızca bir sevgiliye duyulan özlem yoktur. Anadolu'nun sabrı vardır; bekleyenin sessizliği, sevdiğini uzaktan seyredenin duası vardır. Her ezgisinde taş yollar, serin dağ geceleri ve penceresinde ışık yanan mütevazı evler canlanır.
Belki de bu yüzden yıllar geçse de eskimez. Çünkü teknoloji değişir, şehirler büyür, insanlar değişir; ama bir dağın ardından görünen tek bir ışığın insana umut vermesi hiç değişmez. Ve bazı isimler vardır ki, bir ömür kalpte taşınır; tıpkı türkünün her nakaratında yeniden doğan "Fadimem" gibi...
Æ