En’am Suresi 18. ayet
O, kullarının üstünde mutlak tasarruf, otorite ve hakimiyet sahibidir. O (başınıza gelen her şey üzerinden, size hikmet dersi veren) Hakîm (yaşadığınız her şeyden her an haberdar olan) Habîr’dir.
Sayfa 381·Kitabı okuyor
Sultanın mutlak vekîli sıfatıyla hareket eden Sofu Mehmed Paşa ile Kösem Sultan'ın arası açıktı. Paşa devlet bütçesini korumak için Harem'in yağmasına izin vermiyordu. O zaman, veziriâzamın tasarruf önlemleri yüzünden soyguna devam edemeyenler Kösem ile işbirliğine girdiler. Vezirin, küçük padişah yerine velîahdlık (velâyet-i 'ahd) iddiasında olduğunu Kösem'e bildirdiler. Küçük pâdişah adına kimin saltanat erkini temsil ettiği sorusu ortaya çıktı; vezirliğin bağımsızlığını ileri süren Sofu Mehmed'in ortadan kaldırılması için Kösem kışkırtıldı. Kösem yeniçeri ağalarıyla birlikte hareket ediyordu. Veziriâzam ise müftiyle beraberdi; saraya Dîvân'a gitmiyor, işleri Kösem'e arz etmiyor, "kendi sarayında" iş görüyordu. Devlet işlerinin sarayda değil, Paşa-Kapısı'nda (Bâb-i Alî de) görülmesi geleneği ilk kez Kösem-Sofu Mehmed arasındaki bu çekişmeyle ortaya çıkmıştır.
Sayfa 268 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Oldu paşam...
...erkenden evleniyorsun, sonradan anlıyorsun, bir de kibir var, onu değiştirebilirim sanıyorsun, elbette her şeye rağmen bağlılık da var, çocuklar olunca daha beter, adam sükûnet istiyor, yok; her şey için didinmek de sana düşüyor, o küçük dünyayı besle, düzene sok, temizle, o eve geldiği zaman her şey hazır olsun diye uğraş, o ise eve içkili geliyor, bağırıp çağırıyor. Bir işe yaramamakla kalsa iyi, tasarruf etmek için uğraştığın parayı harcıyor, hiçbir şey yapmadan oturuyor, üstüne üstlük bir de bağırıp çağırıyor.
Nasıl ki insan, kendisine ait olan bir mülkte bir başkasının tasarruf etmesinden hoşlanmaz ve bunu gasp ve zulüm olarak nitelerse aynı şekilde, Yüce Allah’ın mülkü olan toplum için yasa yapmak da Allah’ın mülkünde O’na rağmen tasarrufta bulunmaktır. İnsan, (cc)fıtratıyla bunun yanlış olduğunu bilir. Ancak bu fıtri bilginin peşine düşmez, önemsemez. Bu sebeple yaptığının ne büyük bir cürüm olduğunu anlamaz.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
1000Kitap
"Allahu Ekber"in bir vech-i manası, Cenab-ı Hakk'ın kudreti ve ilmi herşeyin fevkinde büyüktür, hiçbir şey daire-i ilminden çıkamaz, tasarruf-u kudretinden kaçamaz ve kurtulamaz. Ve korktuğumuz en büyük şeylerden daha büyüktür. Demek haşri getirmekten ve bizi ademden kurtarmaktan ve saadet-i ebediyeyi vermekten daha büyüktür. Her acib ve tavr-ı aklın haricindeki herşeyden daha büyüktür ki, مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ اِلَّا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ âyetinin sarahat-i kat'iyyesi ile nev'-i beşerin haşri ve neşri, bir tek nefsin icadı kadar o kudrete kolay gelir. Bu mana itibariyledir ki, darb-ı mesel hükmünde büyük musibetlere ve büyük maksadlara karşı, herkes "Allah büyüktür, Allah büyüktür" der.. kendine teselli ve kuvvet ve nokta-i istinad yapar. Meyve Risalesi - 83
yasamak/kanun yapmak, Yüce Allah’ın hakkıdır. Yaratan O’dur, rızık veren O’dur, insana çeşitli nimetlerle ihsanda bulunan O’dur. Göklerin ve yerin mülkü/egemenliği O’na aittir. Elbette kendi mülkünde tasarruf edecek olan da O’dur. Bunu bilmek için dinde fakih olmaya lüzum yoktur. Nasıl ki her insan, kendine ait olan mülkte dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahipse aynı şekilde Yüce Allah da mülkünde tek hâkim, tek yasa koyucu, tek otoritedir. Bunu bilmek için özel bir bilgiye ihtiyaç yoktur: “Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de Allah’a aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir.”
Sayfa 45·Kitabı okuyor
1000Kitap