Bir ağaç gibiydik dallarımızı kırdılar elimizde ? tutunacak dal yutulacak bal mı kaldı ? her şey zehir zıkkım daraldı dağarcığımız daraldı yaprak gibi sarardı Hayalleryumağı Bir ağaç gibiydik önce dallarımızı kırdılar sonrada elimizde tutunacak hiç bir dal kalmadı sümmani baba reyhan usta onu cevapladı evlat dedi bir zamanlar bal akardı bu meydanlarda şimdi ise dağarcığımız daraldı baharda açan kuru yapraklar gibi solduk sarardır bir zaman nur damlayan latif sözlerin yerini şimdi zıkkımdan acı zehirden zemberek sözler aldılar sümmani baba sağ gösterip sol vurdular yordular babam yordular bizi diyordu küçük isa uzakta incir ağacını gördü ona bakmamışlar sulamamışlar en güzel tohum olarak serpilsede o incir ağacı solmuş ve kurumuştu küçük isa bilemedi incir ağacının izansızlar ve ahlâksızlar tarafından bu şekle getirildiğini incir ağacını sorguladı seni kim bu hale getirdi diye cevap alamayınca Artık senden hiç kimse bir daha meyve yemesin!’ dedi İsa incir ağacını lanetledi bu lânet incir ağacına değil iki yüzlü insanlara o incir ağacını yalnız bırakan insanlar içindi nimetin kıymetini bilmeyen İnsan hakkın yükseltip diktiği ağacın nimetinden faydalanamayacaktı İbrâhîm Suresi 24-25. Ayet buyuruyor ki bu Allahın getirdiği bir misaldir Güzel söz kökü sabit, dalları gökte güzel bir ağaca benzer O ağaç, rabbin izniyle her daim meyve  verir Büyük insanın ahlâkı Bir ezan yükselir, sabahın sadalarıdır; Beni çağırır, beni uğurlar o kara tren. Rüyamda bir istasyon; kapısı bembeyaz İçinde gülleri kokar, göğünde ay biraz. Emin Bekiroğlu Ezan sesi yükselirken minarelerden hiç susmasın o sabah busesi diyordu öğretmen bey 1960 lı yılların karlı zonguldak günlerinden biriydi birazdan gelecek kara tren acı acı düdüğünü çalmaya başlamıştı Kimi insanı gül kokan bembeyaz rüya
1000Kitap
Sağlıklı, güçlü, iyi bir aşk için doğru olabilir. Zaten güçlü olan bir şeye her şey iyi gelir. Ama eğer zayıf, cılız bir eğilimse tatlı bir sone açlıktan öldürür onu... Gurur ve Önyargı
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
43.Sone
Gözlerim en kapalıyken, en iyi gördüğüm anda Tüm gün önemsiz şeyler görürler zira; Lakin uyudum mu, bakarlar sana rüyamda Ve karanlığı delip geçerler, parıldayıp karanlıkta O zaman sen, gölgesi bile ışık veren diğer gölgelere Nasıl mutlu bir gösteri sergiler gölgenin sahibi Ondan daha berrak ışığıyla güne Işıldarken böyle gölgen, görüşü olmayan gözlere Nasıl da kutsanır gözlerim, söyle Baksalar sana günün içinde O tatlı titreyen gölgen, ölü gecede Kalıyorsa, ağır uykumu geçerek, görmeyen gözlerimde? Bütün günler gecedir görüşüm için, seni görene dek Ve rüyalar seni gösterince, parlak günlerdir geceler. . William Shakespeare
Şiir
7 Şekspir Müzikali
Merhabalar, bugün her defasında izlemekten keyif aldığım harika bir müzikali ve bu müzikal hakkındaki düşüncelerimi buradaki yazılarım arasına eklemek istiyorum. Daha önceden de belirttiğim gibi sadece kitap incelemeleri (platformun doğası bu olmasına rağmen) beni özgür hissettirmiyor ve burada kendi adıma daha rahat olmak için sinema, tiyatro, müzikal gibi diğer önemli türlerden de incelemeler paylaşmak hoşuma gidiyor. Lafı daha da uzatmadan bugün Haluk Bilginer’in çevirisi ve Kemal Aydoğan’ın muhteşem kolajı ile bizlere kazandırdıkları (oyunun sahnelenmesi sürecinde birçok başka değerli isim de tabii ki var hepsine tek tek yer veremediğim için özür dilerim) 7 Şekspir Müzikalinden bahsetmek istiyorum. Bu müzikal bir erkeğin doğumundan ölümüne kadar olan süreci 7 bölümde anlatırken beni hem güldürmeyi hem tespitleri ile şaşırtmayı hem de hüzünlendirmeyi başarabilen bir eser. Bu arada müzikali hakkında şunu da eklemeliyim ki Müzikalde Talat Sait Halman, Sabahattin Eyüboğlu, Sevgi Sanlı, Bülent Bozkurt, Can Yücel, Zeynep Avcı ve İrfan Şahinbaş’ın farklı oyunlar ve sonelerden çevirileri kullanılmış. Müzikal Haluk Bilginer’in proloğu (Dinen Dalgalar) ile başlıyor diyebiliriz. Bu müzikalden önce Haluk Bilginer’in şarkı söylemek üzerine olan (bence azımsanamayacak) yeteneğini bilmiyordum ve bence müzikali seyretmeyen birçok kişi henüz 1. Dakika itibari ile benim de düştüğüm gibi hayrete düşeceklerdir. Müzikalin içeriğini ve birazdan olacakları bize resmen dolaylı cümleler ile aktaran bu giriş müzikalin bize sunacağı birçok diğer değerli cümle gibi derin bir cümle ile sonlanıyor; “Doğan varlık gün ışığını görür görmez, zaman armağanını yok etmeye koyulur.” 7 şekspir müzikali, William Shakespeare’in Türkçeye “Size Nasıl Geliyorsa” adındaki eserinin ana karakterlerinden biri
Müzikal
sone 8 (william sheakesper)
Sen ki müziksin, müzik dinlerken hüznün niye? Tatlılar kavga etmez; sevinç, sevinçle coşar. Sana zevk vermeyene katlanırsın ne diye? Can sıkanı bağrına basmakta ne anlam var? Birbirine eş olan hoş seslerin uyumu Yine de kulağına sıkıntı mı veriyor? Bil ki âhengin sana tatlı bir sitemi bu: “Parçaları dinleyip tümü unuttun,” diyor. Dinle, iyi bir koca gibi, tek bir tel nasıl Yaratırsa eşiyle birlikte hoş,bir ezgi, Baba, çocuk ve mutlu ana, yapıyor fasıl: Kulakları okşuyor tek bir sesin ahengi. O sözsüz şarkı sanki tek bir ağızdan sana “Değerin olmaz, “ diyor, “yaşarsan tek başına.”
William Shakespeare 8. Sone
Sen ki müziksin, müzik dinlerken hüznün niye? Tatlılar kavga etmez; sevinç, sevinçle coşar. Sana zevk vermeyene katlanırsın ne diye? Can sıkanı bağrına basmakta ne anlam var? Birbirine eş olan hoş seslerin uyumu Yine de kulağına sıkıntı mı veriyor? Bil ki âhengin sana tatlı bir sitemi bu: “Parçaları dinleyip tümü unuttun,” diyor. Dinle, iyi bir koca gibi, tek bir tel nasıl Yaratırsa eşiyle birlikte hoş,bir ezgi, Baba, çocuk ve mutlu ana, yapıyor fasıl: Kulakları okşuyor tek bir sesin ahengi. O sözsüz şarkı sanki tek bir ağızdan sana “Değerin olmaz, “ diyor, “yaşarsan tek başına
Sone