Şurası bir gerçek ki Berlin Duvarı’nın yıkılışından bu yana, dinle bağlantılı olanlar başta olmak üzere aidiyetlerin iyice şiddetlendiği; farklı insan topluluklarının birlikte yaşamasının her gün biraz daha güçleştiği ve demokrasinin sürekli kimlik pazarlıklarına bağlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz.
Şu ya da bu şekilde, dünyadaki halkların tümü bir karışıklık yaşıyor. Zengin ya da yoksul, küstah ya da uysal, işgalciler, işgal altındakiler, kısacası hepimiz aynı dayanıksız sala binmişiz, hep birlikte suya gömülmek üzereyiz. Gelgelelim, yükselen denizi hiç dert etmeden birbirimize sövüp saymayı, kavga etmeyi sürdürüyoruz.
Yaşadığın hiçbir güç deneyimlerini senden alamaz. Sadece deneyimlerimiz değil, ayrıca yaptıklarımız, sahip olduğumuz büyük düşünceler ve çektiklerimiz kaybolmadı. Geçmişte kalsa da onları var ettik. Var olmuş olmak da bir tür varlıktır, belki de en kesin biçimi.