Seda

Seda
@tatliseda
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
“Tek başına olmak zor değil mi peki?” “Tek başıma değilim ki. Bunu biraz yolda anladım galiba. Mesela şu anda siz varsınız. Hayatı, hayatı demeyeyim de, hayat büyük bir kelime, anları diyeyim, evet, anları paylaşacak birini bulmak zor değilmiş. Biraz gülümsemek yetiyormuş. Gülümsemene karşılık veren, sana yarenlik edecek güzel insanlar çıkıyormuş illaki yoluna.”
Sayfa 72
Alıntı
Edebiyat

Tuğba D.

@_Vanitas
·
Özgürlük, Hatırlamakla Başlar
Damızlık Kızın Öyküsü, sadece bir kurgu değil; kadın bedeni üzerine çizilmiş, ürkütücü yöne doğru giden bir harita aslında. Çünkü Gilead sadece kurgulanmış bir yer değil, bir ihtimal. Onun gölgesi bazen ekranlarda, bazen sokakta, bazen aynada beliriveriyor. Kitap boyunca Offred’in sesi var. Anlatımı, sanki bir zamanlar özgürce konuşmuş birinin artık fısıltıyla yaşaması gibi. Gilead’ın ikiyüzlü düzeni, farklı kisveler altında kadınların hafızalarını susturup, geçmişlerini ellerinden alıp, kimliklerini soyarken, biz okurlar için her cümle bir uyarı levhası aslında. Gösterişli bir kitap değil ama modern edebiyatta az rastlanan bir netlikle, özgürlüğün ne kadar kırılgan, ne kadar geçici olabileceğini gösteriyor. Sanki olanlar bir kurgu değil de, herhangi bir yerde, herhangi bir zamanda yaşanmış geçmişin bir tekrarı ya da geleceğin fragmanı gibi. Bu distopya, uzak bir gelecekte geçiyor gibi dursa da, tüm malzemesi bugünün dünyasından. Atwood'un dediği gibi "Bu kitapta yer alan hiçbir şey icat edilmedi." Ve bu, kitabı sadece çarpıcı değil, ürkütücü kılıyor.
Edebiyat

Yonca Tandoğan

@YoncaTandogan
·
Hamnet : Yas ve ölümsüzlük üzerine bir ağıt
Yas ve ölümsüzlük üzerine bir ağıt Maggie O’Farrell’ın Hamnet adlı romanı, Shakespeare mitinin gölgesinde kalmış bir çocuğun ölümünden çok daha fazlasını anlatıyor. Bu metin, büyük anlatıların dışında bırakılanların —kadınların, çocukların, taşranın, sezginin— edebiyata dahil edilmesini sağlıyor. O’Farrell, bu romanla yalnızca Shakespeare’e değil, tarih yazımının kendisine de itiraz edip, onlara farklı bakmamızı, gölgede kalanı da anlamamızı sağlıyor. Roman, 16. yüzyıl İngiltere’sinde bir kasaba hayatı anlatısıyla açılır. Büyükbaba, büyükanne, gelin ve çocuklardan oluşan geniş aile yapısı; mirasın en büyük oğula kalması; diğer çocukların hayatta kalabilmek için bir meslek edinmek zorunda oluşu… Tüm bu detaylar, taşranın katı ekonomik ve toplumsal düzenini görünür kılar. Eğitim erkeklere mahsustur; kız çocukları için tahsil neredeyse yoktur. Okuma yazma bilen azdır; bilgi, kuşaktan kuşağa sözle ve deneyimle aktarılır. Bu düzenin içinde Agnes belirir: doğayla barışık, sezgileri güçlü, annesinden mistik bir bilgi miras almış “tuhaf” bir kız. Agnes’in bilgisi akademik değildir; ama şifacıdır, sezgiseldir, kadimdir. İnsanlara dokunduğunda onların yasını ve kaderini sezebilir. O’Farrell burada, erkek merkezli bilginin karşısına dişil, sözsüz ve doğaya yaslanan bir bilgiyi koyar. Agnes’in annesinin ölümünden sonra onun ruhunun farklı formlarda düğününe eşlik edeceğine inanması, romanın spirütüel damarını besler; ölümle yaşam arasındaki sınırı geçirgen kılar. Agnes ile William’ın ilişkisi de bu geçirgenlik üzerinden kurulur. Gizli buluşmaların elmaların depolandığı yerde gerçekleşmesi tesadüf değildir. Elma, romanda açıkça ilk günahı, cinselliği ve bilginin bedelini çağrıştırır. Elmalar, onların birleşmesine sessiz tanıklık ederken, kadın–erkek cinselliğinin toplumdan
Edebiyat & Roman

Seda

, 2026 okuma hedefini ekledi.
2026 OKUMA HEDEFİ
8/26 kitap - %31 tamamlandı
8 kitap okudu
26 kitap
2.503 sayfa
0 inceleme
4 alıntı
11 günde 1 kitap okumalı.