Puan vermedi·160 syf.··
2026 61. kitabı
" Ya ben? Ben niçin uğraşıyorum peki? O an, gözyaşım bir hayal misali, her gece kırmızı kurdeleli kızı unutmak için masalardan düşürdüğüm okey taşlarının, iskambil kağıtlarının, tavla pullarının dağınık masalarına pıtır pıtır döküldü... O sırada radyoda Emel Sayın hâlâ, Üzüldüğün şeye bak... derken, kimsenin derdinden hiç mi hiç anlamıyor, nedense bir türlü anlamak istemiyordu..." Birbirinden nefis ve farklı öykülerin yer aldığı @resitgungorkalkan ın kaleminden #dünyadönergami̇çinde bir süredir bana eşlik ediyordu. On bir öykünün yer aldığı kitapta olaydan çok insan, insana dair duygular, hissettikleri, suskunlukları ve yarım kalmışlıkları ön planda. Öykülerde kelimeler ile oynayan, onlarla adeta dans eden yazar , betimlemeler, sade dil ve etkileyici anlatımı ile ilk öyküden okuyucuyu kendine bağlıyor. Kitabı okurken Anadolu halkının suskunluğu ile konuşmasını, bakışı ile kelimelerin ötesine geçen anlatışını hissettim. Her anlatılan gözümde canlanırken o ortamın kendine has kokusunu duyabildim.
Dünya Döner Gam İçindeReşit Güngör Kalkan · Okur Kitaplığı · 20256 okunma
O bir 'şeytan'mı, yoksa bir 'dahi'mi?
Puan vermedi·192 syf.··
2026 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 10:01
Niccolo Machiavelli, Rönesans şehri Floransa'nın yetiştirdiği dehalardan sadece biri. Deha diyorum çünkü, ona atfedilen sıfatlardan biri de 'şeytanın vücut bulmuş hali'dir. Bu yakıştırmalar ondan yüzyıllar sonraki devlet adamlarının, filozofların yakıştırmaları. Hangisi daha gerçekçi, sanırım Machiavelli ile ilgili okumaları bitirdiğimiz zaman karar verebileceğiz. Kısaca anlatalım; Floransa'nın cumhuriyetle yönetilen yıllarında, yani Mediciler sürgündeyken, Signoria; yani meclis tarafından farklı tarihlerde bürokrat, arabulucu, devlet adamı, askeri mühendis ve tarihçi olarak görevlendiren Niccolo işini layıkıyla yapan biriydi. Bir ticaret şehri olan ve kendi ordusu olmadığı için komşularıyla sürekli başı derde giren Floransa'nın iyi bir bürokrata ihtiyacı vardı. Onlarla müzakere edecek, onların fikirlerini Floransa lehine değiştirecek ya da Floransa adına iyileştirmeler yapacak kişi tam da Machiavelliydi. Ama muhatapları çetin cevizdi. Özellikle ikisi; Fransa kralı ve Papa onu oldukça zorluyordu. Çünkü her ikisinin de gözü Floransa topraklarındaydı. Ve genellikle de Signorya kararı ile bütçelerinin dörtte birine denk düşen vergi ile kurtulabiliyorlardı. Tüm bu devlet görevinde olduğu yıllar onun yıldızının parladığı yıllardı. Ta ki Fransa kralının şehri zapt edip Signoria'yı dağıtması ve sürgündeki Medicileri iş başına getirene dek. Machiavelli hızla gözden düştü, önce belli başlı yasaklar getirildi, sonra tutuklandı en sonunda da sürgün edildi. Kabus gibi yıllar başladı onun için. Kırsalda Bir çiftlikte tarım yapıp, kahvehanelerde laflıyor, tavla oynayarak yıllarını geçiriyordu. Ancak bir yandan da medicilerle arasını hoş tutmak için arkadaşlarını devreye sokuyordu. Bu süreçte yazarlığa başladı. Kısa piyesler yazdı, en bilinen eseri olan 'hükümdar'ı kaleme almaya başladı. Bu
MachiavelliRoss King · Alfa yayınları · 201165 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi
Ben, Sen, O -Peyami Safa (1926) Roman, başlangıçta okuyucuyu sarsan müthiş cümlelerle başlıyor. İlk iki üç sayfada fırtına, rüzgar, karanlık içerisinde adeta bir buhran söz konusu. Yazarın daha en başta sayfalarca bu şekilde kitaba giriş yapması, okuyanları ilerdeki felaket bir duruma hazırlamak içindir. İlk defa latin harfflere basılmıştır Ana karakter Fazıl, işlediği bir cürüm sebebiyle iki kadın arasında gururunun ve zaafının arasındadır. Ahlak timsali eşi Cemile ile tutkunun ve çekiciliğin timsali Nazire onun kalbinde çarpışmaktadırlar. Kitabın son sayfasına kadar süren bu durum, çok heyecanlı bir şekilde ustalıkla yazar tarafından tasvirlerin en güzel halleriyle en üst perdeden verilmiştir. Bu savaşı Cemile mi Nazire mi, kim kazanacak acaba? Kitaptan alıntılar: "Fırtına... Bulutların arkasında, buzlu ışığı pelte gibi yayılmış soğuk ay... Pencerenin karanlık mustatili... İçeride yatan yarı ölüyü düşünerek, şüphem, hırsım, vicdan azabım, takatsizliğim ve derin aczim içinde yürüyorum. Fırtına beni savuruyor. Tıkanmamak ve yıkılmamak için duruyorum. Paltomun etekleri, şiddetle sallanan bir kirbacın ipi gibi bacaklarımı birdenbire doluyor, sıkıyor, sonra gevşiyor. Yine yürüyorum ve bazı arkama bakıyorum. Evin küçülüyor. Penceren bir domino taşı cesametine indi. Sonra bir tavla zarı... Ve karanlıklar... Bir anda fırtına, evini uçurdu sandım. Havada büyük direkler, taş parçaları, enkaz hayaletleri gözlerimi bürüdü. Seni de parçalandın zannettim. Haşyet içinde koşarak uzaklaştım. Titriyor ve haykırmak istiyorum. Ne dehşetli gece!" S.14 Peyami Safa 'Server Bedi' adını, para kazanmak için, edebi değeri düşük olarak halk için yazdığı kitaplara vermiştir. Ama ben kesinlikle bu düşüncede değilim. Çünkü bu kitaptaki tasvirler rssmen bir sanat eseri. Eşi benzeri
Ben, Sen, OPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202243 okunma
Puan vermedi·191 syf.··
2023 15. kitabı
Bu kitap, Rıfat Ilgaz’ın son otobiyografik eseridir ve yazarın en içten, en hüzünlü ama aynı zamanda en gülümser kitabı olarak kabul edilir. Ölümünden sadece 6 yıl önce (86 yaşında) yazmıştır. Rıfat Ilgaz, 1911 Kastamonu-Cide doğumlu bir çocuktur. Kitap, onun 1910’lu-1920’li yıllardaki çocukluğunu ve ilk gençliğini, yani Osmanlı’nın son dönemini ve Cumhuriyet’in ilk yıllarını, Cide’nin Meşrutiyet Kıraathanesi etrafında anlatır.Meşrutiyet Kıraathanesi, Cide’nin tek “modern” mekânıdır: Gazete okunan, siyaset tartışılan, satranç-tavla oynanan, gençlerin felsefe yaptığı yer. İçinde hem softalar, hem devrimciler, hem eski Osmanlı subayları, hem yeni Cumhuriyet öğretmenleri bir arada oturur. Kitap aslında bir kasabanın gözünden Türkiye’nin modernleşme sürecini anlatır. Neden mutlaka okunmalı? Hababam Sınıfı’ndaki o neşeli Rıfat Ilgaz’ın aslında ne kadar yoksul, ne kadar zor bir çocukluk geçirdiğini anlarsınız. 100 yıl önceki Türkiye’nin bir kasabadaki halini, bugünkünden çok da farklı olmadığını görürsünüz. Rıfat Ilgaz’ın son nefesine kadar “halktan biri” kaldığını hissedersiniz. Kısaca: Eğer Hababam Sınıfı Rıfat Ilgaz’ın gülümseyen yüzüyse, Geçmişe Mazi – Meşrutiyet Kıraathanesi onun gözü yaşlı ama gururlu yüzüdür.Okuyan herkes “Keşke dedemle/nineyle böyle konuşabilseydim” der.
Geçmişe Mazi - Meşrutiyet KıraathanesiRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2007603 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 239. kitabı
Orhan Mirza Biri Mehmet in hayatından birileri çıktığında hep yerine “Biri” gelmis ve bir şekilde Mehmet e yoldaş olmuş. Anne ve babasını kaydettiğindede hayatına Umut girmiş ama üç ay önce Umut hic bjr açıklama yapmadan Mehmet’in hayatından çıkmış. Umut un gidişi Mehmet i üzer.Umut un günlüğünü bulan Mehmet bu defteri okurken hem kendi geçmişine dair izler bulur hem Umut un geçmişine konuk olur. Umut un gidişinden geriye Mehmet e sadece girdiği iş ve Tuna kalır. Dört yılını birlikte geçiren Umut,Tuna ve Mehmet birbirine tutunarak doğrulmuş üçlüydü. Üçüde yazar,üçüde konuşur,üçüde tavla oynardı.Mehmet ilk geldiğinde en iyi yazan Umut,en iyi konuşan Tuna,en iyi tavla oynayanda Mehmet miş.Zamanla bu üçlünün yetenekleri birbirine yayılarak eşitlenmiş ama Umut un gidişiyle yazı işleri hep Mehmet e kalmış. Haftalık bir dergide yazı yazan Mehmet e,bir zamanlar bu işi de Umut bulmuş. Dergi işi dışında hic dinlemediği şarkıları insanlara satıyor bir de yurtdışında olan amcasının verdiği,kendisinin bile unuttuğunu düşündüğü otomatik ödeme talimatıyla gelen bursu Mehmet yetiyordu. Ev arkadaşı Yiğit de Mehmet in hayatına üç ay önce girmiş. Sena tarafından Yiğit,biraz değişik biri olarak tanımlansada zamanla Mehmet ile Yiğit birbirine alışıp aynı evi rahatlıkla paylaşır hala gelmiş. Derken Mehmet in hayatına Zeynep girmiş ama bir gün o da gitmiş Gidenin ardından geride kalanın nasıl yaşadığını şahit olduğumuz bu eserde bolca Mehmet in geçmişe olan özlemini okurken benimde geçmişe olan özlemim depreşti arkadaşlar. Bazı yazarlarımızın kalemi oyle dingin oluyor ki, okurken sanki zaman yavaşlıyor ve seni de o zamanın içine çekip alıyor. Okuduğum bazı kitaplarda bu sessizliği seviyorum.Bu hal üzere olmak insana huzur veriyor Okurunun yüreğine dokunan bu eseri kaleme alan
BiriOrhan Mirza · Parlayan Kitap Yayınları · 202534 okunma
Puan vermedi
Geçmişe gitsen her şeyi istediğin gibi bulabilir misin? “Sıradan Bir Gün Tuhaf Bir Adam “kısa bir kurguda günümüzü ,geçmişi hatta Orta Çağı aydınlatan, çoklu zaman katmanının yer aldığı , zengin bir anlatımı olan bir okumaydı. Evet, konumuz geçmiş… 65 yaşında, torunlarıyla vakit geçirmekten keyif alan, eşini , ailesini seven, kahvede tavla oynayarak vakit geçiren Tahir Dayı için o gün sıradan bir gündü ve tuhaf bir adamla karşılaştı. Bu tuhaf adamın ilginç bir teklifi vardı ,ömründen beş yıl verirse onu geçmişinde istediği bir zamana gönderebilecekti. Gençlik mi yaşlılık mı ikilemi arasında sıkışıp kalan Tahir Dayı yeniden doğduğu hayatında umduğunu bulabilmiş midir ? Fantastik ögelerle zenginleştirilen yer yer gerilim dolu sahnelerle gözümü kırpmadan okudum. İnsanın en güzel zamanının “içinde yaşadığı an olduğu temasını işleyen ve daha iyisine sahip olma hırsıyla çıkılan yolda elde avuçta hiçbir şeyin kalmadığını gösteren ,içsel sorgulamalara yönelten sıra dışı bir maceraydı , ben sevdim. Peki siz içinde yaşadığınız hayattan memnun musunuz ? Tuhaf Adam size uğrarsa seçiminiz ne olacaktır, mavi hap mı kırmızı hap mı Okudukça anlam bulan hayatlara …
Sıradan Bir Gün Tuhaf Bir AdamRemzi Erdinç · Lora Yayıncılık · 202563 okunma