Erdoğan, Başkan Bush ile görüşmede vücut dili diplomasisini kullandı.
Her iki liderin Oval Ofis'te şömine önünde otururken el sıkışmaları hafızalara kazındı.
El sıkışma esnasında Erdoğan'ın pek yerinden kıpırdamadığı, Bush'un ise kolunu daha fazla uzattığı görüldü.
*
Yalakalık yolunda düz duvara tırmanan medyamız keçileri kaçırmış...
Neymiş? ..
"El sıkışma sırasında Erdoğan pek yerinden kıpırdamamış, Bush ise kolunu daha fazla uzatmış..."
Sonra?..
"Recep Tayyip, Bush karşısında bacak bacak üstüne atmış..."
Bize bir vücut dili uzmanı değil, ruh doktoru gerekli, içimize işlemiş aşağılık kompleksinin tedavisi yolunda bir şeyler yapmak gerek...
Ama içimize işlemiş aşağılık kompleksi dışavurumda yalakalığa dönüşmüş olduğu için, hekimlerin iki hastalığı birden tedavi etmeleri olanaksız...
Dinden imandan medet uman seçmenimiz hiç şikayet etmesin, yanıp yakılmasın...
Müslümanlık taslayarak, İslamı pazarlayarak yerel ve genel yönetimlere oturmayı yeğleyen bu takım, Türkiye'nin canına okumaya kararlıdır...
İstanbullular hiç ağlamasınlar, medya da şamata ederek gerçekleri örtmeye kalkmasın...
İstanbul'daki facia, Recep Tayyip gerçeğini de ortaya çıkarıyor...
Şimdi küçük bir karşılaştırma yapmak istiyorum. Tayyip Erdoğan çiçeği burnunda Başbakan, Abdullah Gül Köşk'ün yeni sahibi. Kendilerine mektup yazdım ve sordum: "Ben neden devletin televizyonu TRT'ye çıkamıyorum?" diye. Onlar da bana, "Sen hele bizim kahvaltılara ve davetlerimize biraz git gel, azıcık bize yanaş, sonra bakarız çaresine," dediler. Tabii, bu yakınlaşma hiçbir zaman olmadı.
Tayyip Erdoğan'ın son konuşmaları da bu iş üzerine hırsını vurguluyor:
Diyor ki:
-Başbakanlık, parlamenter sistem bana yetmez; ABD' deki gibi başkanlık isterim.
'Milli Görüş' gibi şeriatçılığı tescil edilmiş mürteci bir teşkilatı, AKP hükümeti kanatlarının altına alarak koruyor; Cumhuriyet devletinin bakanlık müsteşarlarını, yüksek görevlilerini, deneyimli memurlarını dışlayıp atıyor; yerlerine kendi adamlarını oturtuyor.
Laik Cumhuriyet tarafından kovuşturmaya uğramış ya da takip altında bulunan mürteci kimlikli kişileri devlet örgütünün kilit noktalarına getirmek üzerine sürekli eylem devam ediyor.
Sağa açılışın en uç noktasında irtica, yani şeriatçılık bulunmaktadır.
Bugün Türkiye'deki sağa açılış, kimi İslam ülkelerindeki gibi dinci devleti hedeflemektedir.
Recep Tayyip ve şaibeli arkadaşlarının iktidarı Meclis'te çoğunluğa sahiptirler...
Kayıtlı seçmenin dörtte birinin oylarını almışlardır...
Seçim sandığına giden yurttaşların üçte birinin oylarıyla Meclis çoğunluğunun üçte ikisini -çarpık seçim yasasına göre- ele geçirmişlerdir.
İktidar sahibi olduktan sonra Recep Tayyip ve takımının başları döndü; hükümet gücü ellerinde olduğuna göre şimdi devleti de avuçlarına almak yolunda ilerliyorlar.