Beni hemen anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben Van Gogh’un resmi değilim, öldükten sonra beni müzeye koyamazsınız, beni tanımalısınız; ki benden bahsedin, çocuklarınıza beni örnek gösterin.
Zahmet. Sıkıntı. Güçlük. Dilimize Arapçadan geçmiştir. İkiye bölünmüş şeyin her bir parçası mânâsına gelen şıkk kelimesinden türetildiği rivâyet edilmektedir.
Nihâyeti olmayan. Sonsuz. Uçsuz bucaksız. Nâmütenâhî olarak dilimize Farsçadan geçmiştir. Fakat nihâyet kelimesinden türetilen ve sonlu mânâsına gelen mütenâhî kelimesi, aslen Arapçadır.
Başkalarını mühim bulmayanlar, bir gün kendilerini de mühim bulmayanlarla karşılaşacaklardır; fakat bu hakikat, onların mühim bulmamış olduklarının mühim olduğu manasına da gelmez.