Batı müziğindeki "bireysel bestekâr ve telif" anlayışının aksine, bizde kolektif bir estetik ve derin bir saygı kültürü hakimdir. Mevlevi kültüründe "ben" demek, ego göstermek hoş karşılanmaz. Bir bestekâr, Dede Efendi gibi bir dehanın eserine harika bir melodi eklese veya bir geçişi (terennümü) zenginleştirse bile, oraya kendi adını yazmayı bir hürmetsizlik ve kibir olarak görür. Amaç eseri güzelleştirmektir, kendi adını parlatmak değil. Bu yüzden eklemeler ana gövdenin içinde erir ve eser yine Hammamizade’nin adıyla anılmaya devam eder. Türk musikisi yüzyıllar boyunca notayla değil, meşk sistemiyle (hocadan talebeye sözlü aktarımla) yaşadı. Bir eser İstanbul’daki Yenikapı Mevlevihanesi’nde farklı, Konya’da veya Kahire’deki mevlevihanede küçük nüanslarla farklı okunabiliyordu. Her tekkenin başındaki kudümzenbaşı veya neyzenbaşı, esere kendi üslubunu ve "tuzunu biberini" katıyordu. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında bu ayinler notaya dökülmeye başlandığında (Rauf Yekta, Suphi Ezgi, Sadettin Heper gibi üstatlar tarafından), her hoca kendi hafızasındaki ya da kendi ekolündeki versiyonu yazıya geçirdi. Bugün denk geldiğimiz farklı versiyonlar, muhtemelen farklı mevlevihanelerin hafıza kayıtlarının günümüze ulaşmış halleridir. Bizim geleneğimizde bir eser, ilk bestelendiği an biten donmuş bir heykel değildir; nehir gibidir, aktıkça yeni kollarla beslenir ama yatağını ilk açanın (yani Dede Efendi'nin) adını taşımaya devam eder. Mevlevi ayinleri bu tamamlama ve ekleme meselesinin en yoğun yaşandığı, adeta bir laboratuvar gibi işlediği yerdir. Aslında bu durum, ayinin sadece "dinlenmek için" yazılmış bir konser eseri değil, doğrudan bir ritüelin (mukabelenin) yaşayan, nefes alan bir parçası olmasından kaynaklanıyor. Mevlevi ayinlerindeki bu ekleme, genişletme ve
1000Kitap
Kızım olsa hangi karakterle evlendirmezdim
#k:527409. Şeref asla evlendirmezdim adam kendi kızına tecavüz yapacak kadar şerefsiz #k:435395. Ufuk İyi gibi gözüken ama malın teki bir adam kizm bununla evleneceğine evlenmesin daha iyi yanı kızım salaksa buna aşık olur Sarkaç 1 Sonat asla evlendirmezdim ölmeyi hakkediyor her halde kızım bununla evlense sonatı öldürürüm #k:308344. Arda çünkü adam psikopat Bülbül Kapanı I Kadir T. Kenan kralşan la evlendirirdim bununla evlendirmezdim o derece nefret ediyorum bu adamdan aslında kenan kötü olmassa aşık olacağım bir karakter hatta birazcık aşığım

Surgeon

@iclal2010
·
Kızım olsa hangi karakterlerle evlendirmezdim? Bu içeriği ben ۶ৎ Ophelia gördüm çok iyi bir içerik gerçekten.içerik için çok teşekkürler.💖 Ben de denemek istedim biraz toksik olacak ama yapcak bir şey yok. Yankı Sokak Nöbetçileri :Sen berbat bir karakterin dostum bu kitabı okuduğum için zaten pişmanım o ayrı ama ben bu kadar kıskanç , toksik sinir bozucu bir karakterin var ki sana anlatamam.Ve anladık en lider sensin.Bu yüzden kızımdan uzak dur lütfen.Kızım daha iyilerini hak ediyor🤣 Nate Öğretmen : Sençok kötü bir karaktersin nedenini okuyanlar zaten biliyor.Spoiler vermiyim. Ama sen lütfen insanlaradan uzak dur.😡Kızımdan daha çok uzak dur. Andrew Winchester Hizmetçi : Yine sebebini söylemiycem ama çok kötü bir insan olduğunu unutma sen yaşamamalısın dostum.Hayatında bol işkence dilerim.🤮 Böyle bir adam kızıma bir kilometre bile yaklaşamaz. Fenris Acıların Hükümdarı :Sen varya tam bir hayal kırıklığısın ve büyük bir umut hırsızısın tamamı kızımın kalbinizde kırabilirsin bu yüzden uzak dur.😠 Birazda klasiklerden Terry Kadınlar Ülkesi :Sen kadın düşkünü kadınları kendinden aşağıda gören kötü birisin.Böyle insanların kızımla işi olamaz. Biraz fazla nefret kustum galiba okuyunca fark ettim.Karakterlere biraz fazla dolmuşum.🤣 Siz kızınızı kiminle evlendirmezdiniz ?
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V.) Peygamberlerin her husûsta en üstünü şüphesiz Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem’dir. O, bütün insanlığa ve on sekiz bin âlemin tamamına rahmet olarak gönderilmiştir. Bilindiği gibi, Peygamber Efendimizin teşrifinden önce bütün dünyada her bakımdan kötülüklerin ve karışıklıkların hüküm sürdüğü bir fetret devri mevcuttu. İnsanlık hak, adalet ve medeniyetten uzak, korkunç bir vahşetin girdabına gömülmüştü. Öyle ki, kimin kime gücü yetiyorsa o, diğerinin malına, canına, ırzına tecavüz ediyor, elinde nesi varsa alıyordu. Hattâ bir kısım insanlar, hurafe ve bâtıl inançlarla kendi kız çocuklarını çukurlara gömüyor, öldürüyorlardı. Kadının cemiyette hiç değeri yoktu. Para ile alınıp satılabilen basit bir eşya muamelesi görüyordu. İnsanlar, birbirlerine diş bileyen düşman gruplara ayrılmış, kabileler arasında kan davaları almış yürümüştü. İşte böyle bir devirde Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mekke-i Mükerreme’de, M. 571’de Rebîulevvel ayının 12’inci gecesi sabaha karşı dünyayı şereflendirdiler. Peygamberlik silsilesinin son halkası olan Peygamberimizin, kırk yaşına girip daha kendisine peygamberlik verilmezden evvel bile, elinde birçok harikalar zuhur etmişti. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” İlâhî emrine tam manasıyla uyduğu için, sadâkat ve doğruluğun en güzel bir numûnesi olmuştur. Devrinde kimse kimseye itimat edemez ve güvenemezken, herkes ona inanıyor, ona itimat ediyor, ihtilafa düştükleri meselelerde onun hakemliğine ve hükmüne razı oluyorlardı. Onu inkâr eden düşmanları bile, onun sadakat ve doğruluğunu, yalan ve riyadan uzak olduğunu itiraf ederlerdi. Onda gördükleri eşsiz ahlâk ve yüksek seciyeyi takdir eder, ona “Muhammedü’l-Emîn” derlerdi. Âlemlere rahmet olan Peygamberimiz (s.a.v.), cihanın
Fazilet Takvimi
Kurgumdan bir alıntı:
Daha taslak halinde olduğu için pek düzgün değil. Ama paylaşmak istedim 👉👈 “Kutan, bana, onlar için bir cenaze töreni yapılmayacak, dedi. Hainler için olmazmış. Hainin ne demek olduğunu da öğrendim. Her gün yemek getirmek, kıyafetlerimi giydirmek ve beni yıkamak için gelen ablalardan birine sordum kelimenin anlamını. İhanet eden demekmiş. Tabii ihanet kelimesini de öğrenmem gerekti ilk başta. Hizmetçi abla, özenle anlamam için çabaladı. Kızmadı. Gerçi sarayda hiç kimse kızmıyor bana. Sanırım bana acıyorlar. Kendi aralarında fısıldaşırkenki konuşmalarını duydum. Ağlamamam ve ailemi özlüyor olabileceğim hakkında konuşuyorlardı. Bana hain kelimesini anlatan abla, fısıldaşan iki hizmetçiye kızıp onları susturmadan önce içlerinden biri benim için üzüldüğünü söyledi. Benim yaşlarımda bir oğlu varmış ve oğlu sürekli ağlıyormuş. Ben çok usluymuşum. Ağlamadığımı sanıyorlar ama ben ağlıyorum. Onlar, akşam yemeğimi getirip odamdan çıktıktan hemen sonra ağlıyorum hem de. Artık yemek seçmiyorum. Beni, yemek seçtiğim için öldürmelerinden korkuyorum sanırım. Ama Kutan, beni öldürmeyeceğini söyledi. Ona, ailemin kanı, kıyafetlerini lekelemişken görsem de güveniyorum. Belki de düşündükleri kadar akıllı bir çocuk değilimdir. Ailesini öldüren insanlara güvenen birisi ne kadar yürekli ve zeki olabilir ki?”
Alıntı
EŞİTLİK, SAYGI, ADALET.
Kürt kadınları inciten, aşağılayan veya ayrımcı söylemler karşısında toplumsal sorumluluk alınmalı ve saygı esas olmalıdır..
Kürt kadınlarına aşağılayıcı ifadeler kullanan zihniyet, yine aynı zihniyettir; kadınlara taciz eden, tecavüz eden ve onları katleden, Gülistanlarımıza uzanan karanlık anlayışla aynı kaynaktan beslenir. Bilin ki hiçbir servet, hiçbir makam ve hiçbir güç insanlık onurundan üstün değildir. Nefret tohumları ekenler, gün gelir ektiklerini biçerler.