Bu ülkede kadına saygı duyulmuyordu
Sayfa 79·Kitabı okuyor
Alıntı
"...kadın kısmı vicdanı hiç sızlamadan acımasızca davranışlarıyla, alaylarıyla eziyet eder erkeğine ve vicdanı asla sızlamaz, çünkü hep kendi kendine şöyle düşünür: “Şimdi öldüresiye acı çektiriyorum ona, ama bütün bu çektiklerinin karşılığını sonra sevgimle ödeyeceğim kendisine...”
Sayfa 462·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bölük komutanı üsteğmen Secaettin..!
... Biz Dersim’de temizlik hareketine başlamıştık. Bir mağara­ da bir aile bulduk. Dede, baba, anne ve 5-6 yaşlarında bir çocuk. Büyükleri orada süngüleyerek temizledik. Çocuğun ağzından birşey alırız diye öldürmedik. Çünkü biz Dersimli yetişkinlerin ağzından birşey alamıyorduk. Onları hemen kesiyorduk. Biliyor­duk ki yine de bir şey söylemiyecekler. Çocuk korkmasın diye, anasını, babasını ve dedesini keserken onu uzaklaştırmıştık. Ço­cukla dost olmaya çalışıyorduk. Yemek verdik, şeker verdik; ye­miyordu. Bir ara üzerimizden bir uçağımız geçti. O tuttuğumuz ve kasılı vaziyette bulunan çocuk hemen olduğu yerde gerildi, bir sopa aldı ve tıpkı bir tüfek gibi uçağımıza nişan aldı. Bu hareke­tine oldukça kızmıştım. Emir verdim, ‘temizleyin bu piçi’ diye. Askerler süngülediler ve kayalıktan aşağıya attılar."
Sayfa 51 - Aram Yayınları, 4.Baskı: Nisan 2016·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
Bir gün telefonda yine arandım. Bu seferki gayet yaşlı bir sesti. Anladım: Bizim Zeki Velidî Togan hoca. Kendi kendime "mutlaka hocanın bir işi olmuştur. Olmayınca aramaz" dedim. Çünkü bizim Togan Hoca çok çıkarsal (!) kişi olmuştu. Tahminim doğru imiş. Yıllarca önce Hoca'nın arsasına tecavüz etmişlerdi. Mahkemede ben-den tanıklık istiyordu. Adaletin huzuruna yalnız sanık olarak değil ya, ara sıra tanık olarak da gidecektik. Hoca'ya karşı fena halde öfkeli olduğum halde kabul ettim. Çünkü Hoca 80 yaşında olduğu halde hâlâ keyfe-diyor, ya kongrelere katılıp toylarda yemek yiyor, ya Acem şahının çağrısına uyarak İran'a gidiyor, yahut da Amerika, Avrupa, Hindistan, Pakistan, Japonya, hatta Moğolistan'dan gelen ilmî sorulu mektuplara ilmî cevaplar veriyor, 60 yıldır topladığı notlarını derleyerek hazır duran bunca değerli eserleri yayınlamak zahmetine katlanmıyordu. Mükrimin Halil nasıl "Esâfil-i Şark" kahvelerinde lâklakıyyât yaparak bilgisine göre hemen hiç eser vermeden gittiyse Hoca da kendisinden başka kimsenin okuyamayacağı not dosyalarını ziyan edecekti. Kendisiyle bu konuda birkaç defa tartıştım. Hatta ara-mızda tatsız konuşmalar da oldu. Fakat hiç beni dinler miydi? Ben Türkiye Cumhuriyeti ordusunda askerliğimi er olarak yapmış, Sabahattin Ali üstteğmen olduğu halde ben onbaşı bile olamamıştım. Zeki Velidi ise Başkurt ordusunun başkomutanı idi. Elbet beni dinlemezdi. "Şu türlü dillerde sayfalar dolusu mektuplar yazarak günleri heba etme" dediğim zaman bana, Türk lehce ve ağızları arasında özel bir lehçe olan ve yalnız kendisi tarafından konuşulan "Togan Lehçesi" ile "ben munlarla yaşayu-rum" diye cevap verdi. Anlaşılan Hoca övülmekten hoş-lanıyordu. Çünkü o mektupları yazanlar onun ilmini övdükten sonra bir mesele üzerinde bilgi istiyorlar. Hoca İstanbul
Sayfa 251 - Ötüken, 1969 Sayı 12·Kitabı okuyor
Aslında sanat tarihi boş vakti bol olan sınıflar için lüks erbaplığından, şarap tadımı ya da el yapımı eşya alışverişi gibi tatil eğlencelerinden arta kalan zamanda çıkılan kültür turlarında kullanılabilecek bilgi dağarcığından çok daha fazlasını sunar. Günlük hayatta kadın imgesinin nasıl kişinin bedeninin yargılamaya dayalı fikirlerle oluşturulduğunu, Rönesans tablolarından çıkan tecavüz kültürüyle ilgili sohbetleri, klasik dişi canavar Medusa'nın resimlerinin beyaz milliyetçiliği ve üstünlüğüyle bağlantısını veya günlük yaşam bloglarının Hollanda Altın Çağı tablolarında resmedilen ev hanımı konseptiyle nasıl aynı temaya sahip olduğunu gösterir bize.
Sayfa 22
Bir kadından, -kadın bu işi yapsın ya da yapmasın dünyanın kadından beklediği şekilde ev işi beklemek de, sadece beklemek olarak dahi, tüm kalbimle inanarak söylüyorum, bence en az dayak, tecavüz, cinayet kadar ciddi bir şiddettir. Kadını öldüren, tüm olanaklarını yok eden, potansiyellerini yadsıyan, daha doğmadan çürüten, onu içeriden bitiren, kendisinden başka herkese yarar hale getiren, psikolojik, zihinsel, fiziksel bir şiddettir.