Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir politikacı haritanın üzerinde Napolyon'a parmağıyla göstermiş. "Sizin yerinizde olsam burayı alırdım "
Napolyon da "öyle parmakla alınıyor olsa ben de alırdım" demiş :)
Büyük şehirlerde "kaybedenler " yaratıyorlar. Onlar kadar büyuk pazar olamaz. En büyük tüketiciler onlardır. Hayatlarından tatminlik duyan kendinden memnun birisi çılgınca satın almaz.
Etraf o kadar çok güvensiz insanla dolu ki giydikleri markalarla özdeşleşerek güven hissedecek gençler... O ürünlerde herkes genç ve mutludur. Her şey pozitif enerji üzerine kuruludur. Oysa kitabi kapattığında dönüp bakarsin ,hayatın içinde mutluluk olduğu kadar mutsuzluk da var
Bu kişisel gelişim sistemi "looser"dedikleri adamlar üzerine kurulu : kaybedenler. Toplum kaybedenlerle dolu. Filmlerde dizilerde 100'e yakın başarılı adamı, onların hayatlarını gösterip dururlar. Saatler ,pahalı cep telefonları ,şaraplar,partiler... Herkes onlara özenir. Tüm bu insanlar genc ve mutludur. Toplumun geri kalan %99 'u kaybedendir. Sıradan işlerde sıradan hayatlar yaşarlar.
Bu kaybedenler "ben nasıl onlar gibi olabilirim"koşusuna girerler. İşte tam bu noktada onlara nasıl başaracaklarını anlatan sihirli formüller devreye girer. Krem sürerek güzelleşeceklerine, kitap okuyarak başaracaklarına inanan insanlara mucizevi seminerler,kitaplar satarlar.100 adımda zengin olmanın yolu gibi.