Rabb’imizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif var.
Birisi: Şu kitab-ı kâinattır ki bir nebze şehadetini on üç Lem’a ile Arabî Nur Risalesinden On Üçüncü Ders’ten işittik.
Birisi: Şu kitab-ı kebirin âyet-i kübrası olan Hâtemül-Enbiya aleyhissalâtü vesselâm’dır.
Birisi: Kur’an-ı Azîmüşşan’dır.
Babamı her nedense her zaman kahkahalarla güldüren bu maceraya ben o kadar gülemiyordum. Zaten, sonraları, ben Fahim Bey'le biraz daha tanışarak, yavaş yavaş, bu hadiseyi başka türlü tefsire koyulmuştum. Onun arkadaşları gülmekten katılırlarken dikkat edememiş olacaklardı. Ciddi bir terzi bu kadar büyük ölçüde bir yanlışlık yapamazdı. Fahim Bey bütün bunları ısmarlamayı kendine bir vazife saymış olmalıydı. Terzihane belki biraz mübalağa ederek bu ısmarlama emrini üç beş takım ilavesiyle tefsir etmiş olabilir ve onun da sesini çıkarmayarak kabul ettiği ancak bunlar olacaktı. Fakat bütün bu esvaplar yapılıp kocaman bir sandık içinde hep beraber gelince o kadar yer tutmuş ve başkaları bu hale o kadar gülmüş olacaklardır ki, Fahim Bey de, fazla gösteriş meraklısıgörünmemek lüzumunu kabul ile, içinden tabii ve haklı bulduğu bu israfı onlarla birlikte tenkit etmeye koyularak, terzinin kendi sözünü yanlış anlamış olduğu hikâyesini uydurmuş ve bu halin bir kurbanı diye gözükmeyi tercih etmiş olmalıydı. Yoksa Londra Sefareti kâtibi tayin olunmasının hayalinde açtığı ufuk o kadar geniş ve ruhunda hâsıl ettiği tesir de o kadar şiddetli olacaktı ki talihin bu cilvesine karşı o, elbette ancak böyle kocaman bir esvap sandığını doldurmakla mukabele edebilirdi. Ruhu hülyalarla şişkin olan Fahim Bey vücudu üstünde böyle büyük bir terzinin esvaplarını duymaya muhtaç olmalıydı. Bundan sonra mesleğinde muvaffak olacağını daha ziyade ummuştur.
Yaz Kur'an Kursu'nda... Uzaktan veya yakından, bir şekilde Kur'anla göz temasımız olmuştur. Bazen dokunmuşuzdur ona. Bazen okumuşuzdur onu. Bazen belki de bakmışızdır sadece. Ama bir şekilde Kur'an hayatımıza girmiştir
Yani: "İki cihanın rahat ve selâmetini iki harf tefsir eder, kazandırır: Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir."
İlim konularından birini öğrenen sabırsız kişi, bu bilgisini derinleştiremez. Delilleri tahkik etme zahmetine katlanamaz. Taklit kendisine daha kolay gelir. Çünkü taklit, kendisine bir külfet yüklememektedir. Taklit ettiği kimseleri yücelterek kendisini avutur.