9/10
·232 syf.··
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 01:19
Olayların aktığı, birbirine bağlandığı, her bölümde aksiyonun dozunun arttığı kitaplar okumayı sevenler için değil Tatar Çölü. Daha çok yaşamın içindeki bitmek bilmez beklentilerden, tercihlerden, vazgeçişlerden, umut ve umutsuzluktan, beklemekten, kalmaktan, gitmekten, yalnızlıktan, yani bütünüyle bir insanın yaşamından ve de günbegün ölümünden bahseden bir hikaye bu.. Bana kendim kadar tanıdık bir hikaye. Seçimlerimi, kalışlarımı, gidemeyişlerimi, umutla bekleyişlerimi ve sonra hayal kırıklıklarımı, beklemekle yitirdiğim yıllarımı anımsatan bir kitap. Bu yüzden kitap bittiğinde içimde bir şeyler kırıldı. Süslemeden, samimiyetle, gerçekçi bir anlatımla tam da kalbinizdeki o hassas noktaya ateşliyor silahını Teğmen Drogo.
1000Kitap
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma
ATLASIN KIZLARI
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
Kalıplara Sığmayan Cesur Kadınlar! ​Sokağa tek başına adım atmanın,gemilere binip gitmenin bile kadınlara yasak olduğu o eski, baskıcı zamanları bir hayal edin... İşte bu kitap,o sıkışmış dünyayı hayalleriyle genişleten, tarihin görünmez kılmaya çalıştığı muhteşem kadınların hikayesi.Yıllarca o büyük keşiflerin hep erkeklerin hikayesi olduğu anlatıldı bize.Oysa bu sayfalar, kadınların özgürlükleri için nasıl ama devasa mücadeleler verdiğini anlatıyor. Okurken her birinin inadına ve yüreğine hayran kaldım. ​Öyle isimlerle tanıştımki hangisinden bahsetsem diğerine haksızlık olur. Mesela sırf dünyayı görebilmek için saçlarını kazıtıp erkek kılığına giren,gemilerle dünya turu yapan ilk kadın Jeanne Baret... Onun adı  Plüton’un dağlarında, Madagaskar’ın bitkilerine verilmiş.Ya da o katı manastır hayatını elinin tersiyle itip kaçan, erkek kılığında ordularda görev yapan,zekasıyla kralları ve Papa’yı bile kendine hayran bırakan Rahibe Teğmen Catalina... ​Korsan kadınlar kısmınıysa soluksuz okudum.Kocasının intikamını almak için Manş Denizini Fransız gemilerine dar eden Jeanne de Clisson’dan, koca bir orduyu yöneten korsan kraliçe Ching Shihe kadar hepsi bambaşka bir dünya.Sınırları zorlayan Isabella Bird’ün bitmek bilmeyen yolculuk aşkı, Alexandra David-Néel’in o aşılmaz denilen Tibet yollarını devirmesi... ​Üstelik bugünden de isimler var, Kendini şempanzelerin hayatını korumaya adayan Jane Goodall ve Afrikada milyonlarca ağaç dikilmesini sağlayıp dünyaya nefes olan Nobel ödüllü Wangari Maathai. Tabi bizim topraklarımızda geçen yerler benim için apayrı bir keyifti. Türkiyede en çok vakit geçiren seyyah Freya Stark’ın Likya maceraları ve polisiye kraliçesi Agathanın Mezopotamyadaki arkeoloji kamplarında geçen günleri kitaba çok sıcak bir hava katmış. ​Her sayfada O dönemin
Atlasın KızlarıOya Mumcuoğlu · Ceres Yayınları · 202510 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·178 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:15
Babamın büyükdedesi ve köyümüzden birçok kişi Sarıkamış'ta şehit olmuş. Savaşa gidip geri dönebilen 2 kişi olmuş ve biri ruslarda esir kaldıktan yıllar sonra dönebilmiş. Döndüğünde o kadar değişmiş ki karısı ve çocukları adamı tanıyamamış. Bu hikayeyi ve nicelerini dinleyerek büyüdüm ben. Dolayısıyla doğu cephesi ile alakalı bir şeyler okuduğum zaman hemen "acaba bizim dede de bu zamanlarda bu söz konusu yerlerde miydi?" Diye düşünürüm. Bu kitap da bende benzer bir etki bıraktı. Eserin hem akademik açıdan bir kaynak olarak kıymetli olduğunu düşünüyorum, hem de insan psikolojisinin savaşı nasıl algıladığı ile alakalı bir örnek olduğuna inanıyorum. İnsanın dışarıdaki savaş sırasında dahi nefsi ile yaman bir başka savaş vermesi gerekmekte. Acının, hırsın, kaybın ve hatanın hepsi insanlar için ve özellikle yönetici grubunun asları olan insanların hayatları üzerinde ne kadar etkileri olduğunu görmek gerçekten dehşet verici. Kitabın en kötü özelliği sadece bir tane defter olmasıydı. Keşke Teğmen'e bundan sonra ne olduğunu bilebilseydik. Belki bir başka çatışmada şehit oldu, belki evine döndü, belki de savaştan sonra dönecek evi kalmadı. Belki bir sürü defteri vardı savaş zamanında tuttuğu ve öldükten sonra orada burada heba olup kayboldu ve bize sadece bu defter kaldı. Belki de zaten sadece bu defteri yazabildi, gerisini yazacak hiç vakti olmadı. Her halükârda kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. O günlerde yaptıkları fedakârlıklar olmasa bugün burada rahatça yaşamamız mümkün olmazdı. İmkansızları zorlayarak mümkün kılan ve bizim bugünlere gelebilmemiz için canını ve cananını ortaya koyan bütün şehit ve gazilerin gurur duyacağı ve razı olacağı bir ülke ve toplum haline gelmek Allah'tan niyazımdır.
Bir Teğmenin Doğu Cephesi Günlüğüİ. Bahtiyar İstekli · İş Bankası Kültür Yayınları · 200917 okunma
《 FRANSIZ TEĞMEN'İN KADINI 》
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:02
Fransız Teğmen'in Kadını, Victoria döneminde, aşk maskesi altında anlatılan bir ihanet hikâyesidir. Bu esere sadece ihanet hikâyesi de diyemeyiz. Eser, toplum tarafından dışlanan bir kadının bu durumu özgürlüğe dönüştürmesini de anlatır. Sarah'a yapıştırılan "Fransız Teğmen'in Kadını" yaftasını o, bir direnişe dönüştürür ve bu durumu özgürlüğü adına kullanır. Charles'ın bireyselliği penceresinden baktığımızda ise kitap, kimlik bulma ve kişinin bireysel hayatını kurma mücadelesi olarak anlatılır. Victoria dönemi, ikiyüzlülüğün tavan yaptığı bir dönemdir. Toplumsal yapıda katı ahlaki kuralları olan ve bunu biçimlendirdiği sınıflara göre şekillendiren riyakâr bir dönemdir. Yazar bu dönemi, arka planda tüm kılcallarına inmek suretiyle kurgu içinde eriterek anlatır. Victoria toplumu, Sarah'ın Fransız bir teğmene olan aşkını fahişelik olarak nitelendirir. Sarah bunu kabullenir gibi görünerek bu durumu özgürlüğü adına kullanır ve kim olmak istiyorsa o şekilde davranır.Toplum onu etiketleyerek köleleştirdiğini zannederken o, özgürlüğünün kraliçesi olarak yoluna devam eder. Buraya kadar Sarah'ın hakkını verdiysek şimdi biraz da kızmam gerekiyor çünkü Sarah bazı yanlışlar yapıyor. Ne olursa olsun özgürlük yalan söylemek değildir. Bireylerin özgürlüğü başkalarının sınırına dokunana kadar vardır. Yani ben özgürüm istediğimi yaparım diyerek birinin duygularıyla oynamak, yalanla yanlışla birinin hayatından ve zamanından çalmak hırsızlıktır. Bu özgürlük değil, hadsizliktir. Bu mevzu din konusundan çok insanlık ve vicdan ile alakalıdır. İnsanın kendini tanıması, ne istediğini bilmesi ve tanıdığı kadarıyla bunu dürüstçe ifade etmesi çok önemlidir. Bu konuda İbrahim Tenekeci'nin bir cümlesi zihnimde yankılanır, der ki: "Yalan insana mahsustur ama insani değildir." Özgürlük elbette
Roman
Fransız Teğmenin KadınıJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 20203,036 okunma
Daha kaç kişi gelecek?
10/10
·299 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:57
Kitabın en vurucu, en ağır darbesi ve belki de en önemli noktası bu kısacık soru cümlesi: "Daha kaç kişi gelecek?" Sahaflardan satın aldığım, üzerinde yılların ve defalarca okunmuş olmanın izlerini taşıyan Kurtlarla Dans, uzun zamandır okuma listemde bekliyordu. Öncesinde onu yalnızca Kevin Costner'ın meşhur film uyarlamasının romanı olarak biliyordum. Ancak kitabı bitirdiğimde şunu fark ettim ki: Kurtlarla Dans, çocukluğumuzda kovboy filmleriyle şekillenen ve Kızılderilileri çoğu zaman saldıran taraf olarak görmeye alıştığımız bakış açısının, tarihsel gerçeklerle tanıştıkça geçirdiği dönüşümün edebiyattaki karşılığıdır. Romanın merkezinde İç Savaş sonrası sınır karakoluna gönderilen Teğmen John Dunbar bulunuyor. Ancak kitap ilerledikçe Dunbar'ın hikâyesi kadar, hatta belki de daha fazla, Comanchelerin hikâyesini okumaya başlıyoruz. Michael Blake'in en büyük başarısı da burada yatıyor. Yerlileri ne romantik masal kahramanları ne de eski filmlerdeki gibi vahşi düşmanlar olarak gösteriyor. Onları yalnızca insan olarak gösteriyor. Bugün yaşayan biri için kitapta anlatılan dünya neredeyse fantastik gelebilir. Uçsuz bucaksız bufalo sürüleri, her yerde görülen kurtlar, geyikler ve av hayvanları... Tıpkı Red Dead Redemption 2 oynarken Arthur Morgan ile Valentine'dan Saint Denis'e doğru yol alırken olduğu gibi, roman boyunca günümüz dünyasında görmeye alışık olmadığımız sayısız hayvanla karşılaşıyoruz. Bugün bize neredeyse fantastik gelen bu manzara, aslında Kuzey Amerika'nın bir zamanlar sahip olduğu doğal zenginliğin son dönemleridir. Avrupa'nın çoktan kaybettiği bir dünya burada hâlâ yaşamaktadır. Bu yüzdendir ki romandaki av sahneleri yalnızca av sahnesi değildir. Bufalo, Comancheler için yiyecektir. Giysidir. Barınaktır. Hatta hayatın kendisidir. Beyaz
Edebiyat
Kurtlarla DansMichael Blake · Altın Kitaplar · 199187 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Muhteşem bir açılışa sahip olan bu romanda genç teğmen Giovanni'nin ilk tayiniyle geldiği kaledeki hikayesini anlatıyor. Daha geldiği gün bu kaleden ayrılmak isteyen Drogo, ha bugün ha yarın diyerek ömrünü geçirişini anlatıyor. Çok beğendiğim romanın incelemesi aşağıda... youtube.com/watch?v=OnP_1bM...
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,9bin okunma