Puan vermedi
🪉Mitoloji, sadece tozlu raflarda kalan antik çağ hikayelerinden ibaret değildir; insan ruhunun, arzularının ve o hiç bitmeyen sevilme ihtiyacının binlerce yıllık aynasıdır. Bugüne kadar mitolojinin hemen her kaynağını, farklı ekollerini ve derin anlatılarını satır satır okumuş bir okur olarak; bu kadim dünyayı insan psikolojisiyle harmanlayan anlatıları her zaman ayrı bir yere koymuşumdur. @tugbasariunal kaleminden @destekyayinlari Eros: Geçmişten Günümüze Sevilme İhtiyacı kitabı, tam da bu bahsettiğim edebi ve felsefi köprüyü kuruyor. Bu yönüyle eser, mitoloji dünyasına ilk kez adım atmak ve bu büyüleyici koridorlarda kaybolmak isteyenler için muazzam, akıcı ve çok duru bir rehber niteliğinde. Konuya zaten hakim olan, mitoloji sevdalısı okurlar içinse, bilinen efsanelere farklı bir pencereden bakan ve ruhumuzdaki o saf insani duyguları hatırlatan çok keyifli, derinlikli bir mola Üstelik kitap, bizi mitolojinin o en görkemli kavşaklarına da götürüyor. Zamanı yutan, kendi evlatlarını tahtı uğruna feda eden acımasız Titan Kronos’un karanlığından; onun elinden kurtulup göklerin, şimşeklerin ve Olimpos’un hakimi olan Zeus’un o meşhur saltanatına kadar uzanan devasa bir kozmos bu. Mitolojinin o sert, savaşçı ve kuralları koyan panteonunda; her şeyin üzerinde hüküm süren Olimpos tanrılarının bile söz geçiremediği tek bir güç var aslında: #eros Zeus şimşekleriyle dünyayı titretirken, Kronos zamanı büküp her şeyi yok ederken; Eros görünmez oklarıyla hem tanrıları hem ölümlüleri dize getiriyor. En büyük savaşların, en köklü krallıkların yıkılışının ardında hep o bildiğimiz ama tanımlayamadığımız sevilme arzusu yatıyor. Kaktüs Hanım tavsiyesi ile okuduğum bu eser için teşekkür ederim Peki sizin mitolojide en sevdiğiniz efsane ya da figür hangisi? Benim gibi mitoloji
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 20264 okunma
9/10
·424 syf.··
2026 123. kitabı
#NergisKokuluYorum Wyatt ‘-Gün ışığı gibisin, biliyor musun? Kulağa klişe geliyor ama doğru. Sen yanımdayken her şey bir anda daha iyi oluyor.’ ‘-İstediğin zaman senin güneşin olurum, Wyatt.’ Tek gecelik maceraların efendisi Wyatt Rivers, kasabanın gözdesi, benimse çocukluk arkadaşım ve yıllardır gizlice âşık olduğum adamdır. Hayalimdeki işe başlamadan önce memleketime dönünce, yerli bir kovboyla kısa bir macera yaşamak isterim ve bu konuda Wyatt’tan yardım alırım. Ancak sahte flörtleşme kısa sürede sahte sevgililiğe, ardından gerçek duygulara dönüşür. Yaklaşan ayrılık ve Wyatt’ın gerçekten değişip değişemeyeceği ise bizi zor bir seçimle karşı karşıya bırakır. Çünkü kovboylar gibi kalpler de kolay kolay dize gelmez. Kovboy romantizmini öylesine güzel işlemiş ki yazar, Sally ve Wyatt’ı okumaya doyamadım resmen Arkadaştan aşka ilerleyen favori hikâyelerim arasında yerini aldı kesinlikle İkisinin de birbirlerine olan aşkı, bağlılığı ve düşünceli halleri o kadar güzeldi ki Wyatt’ın kardeşleri ile olan ilişkilerini okumak çok keyifliydi, özellikle Sawyer’ın desteği çok güzeldi Kızı Ella ve Wyatt’ın diyalogları ise çok çok hoştu Sally’nin Wyatt’tan sahte sevgilisi olmasını istemesi ama oynadıkları oyunun hiç de sahte olmadığını keşfetmeleri çok uzun sürmüyor Wyatt’ın Sally’e olan sevgisi öylesine güzeldi ki resmen okumaya doyamadım. Aşkı için öylesine özenli ve her şeyi doğru yapmaya çalışıyor ki çok etkileyiciydi Sally’nin hayatını burada geçirmek isteyişi ama kariyeri ile kalbi arasında kaldığı kısımlar çok güzel işlenmişti. Ama babasının kariyeri konusundaki sabit fikirleri ve yaptıkları beni çok yordu ve kendisinden pek hoşlanmadım kitabın sonuna doğru kendisine geldi neyse ki İkisinin de hisleri bu kadar güçlüyken yıllarca uzak durmaya çalışmaları çok kalbimi kırsa
WyattJessica Peterson · Artemis Yayınları · 20265 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·208 syf.··
2026 13. kitabı
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ve rafınıza kaldırırsınız. Zygmunt Bauman’ın Akışkan Hayat’ı ise tam tersini yapıyor: Kapağı kapandığı an sizi kendi hayatınızın ortasında çırılçıplak, üstelik elinizde neoliberalizmin faturasıyla yapayalnız bırakıyor. Bauman bu sarsıcı metinde, katı modernitenin o sığınak sığ güvenliğini (kalıcı meslekleri, köklü aidiyetleri, kurumları) nasıl birer birer eritip akışkanlaştırdığımızın otopsisini yapıyor. Artık hiçbir toplumsal formun, hiçbir ilişkinin veya kimliğin, içine yerleşmemize ve kök salmamıza izin verecek kadar uzun süre hayatta kalamadığı tuhaf bir panayırdayız. Bu panayırın tek bir mutlak yasası var: Hız. Durursan ıskartaya çıkarsın, bağlanırsan elenirsin, esnemezsen kırılırsın. Kitabı okurken altını çizdiğim kavramlar, her gün sokakta, plazada ya da dijital ekranda içinden geçtiğimiz o görünmez dogmaları (doxa) birer birer deşifre etti. Bauman’ın kuramsal süzgecinden bugünün Türkiye manzarasına baktığımda parçalar korkunç bir netlikle yerine oturdu: Bizler katılaşmaktan, yani sistemin hızını kaçırmaktan o kadar korkuyoruz ki, kendimizi sonsuz bir in statu nascendi (doğum anında olma) yanılsamasına mahkûm ediyoruz. Bir kimliğe, bir ahlaka ömür boyu sadık kalmak esnekliği bozduğu için, manevi pazardan işimize gelen parçaları koparıp melez can yelekleri dikiyoruz kendimize. Muhafazakar elitlerin lüks otellerdeki şatafatlı bebek mevlütleri (Mevlüt ile Baby Shower evliliği), kapitalizmin acımasız çarklarında ezilirken "bolluk bereketi esmalarla manifestleyen" o spiritüel lümpen proletarya, tam da Bauman’ın işaret ettiği o trajik "açık büfe dindarlığının" somut kanıtları. Sistem, yapısal sömürünün yarattığı anksiyeteyi, kişisel gelişim tezgahlarında uyuşturup bizi çarkların arasına geri fırlatıyor. Bauman’ın
Sosyoloji
Akışkan HayatZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 2018131 okunma
İKTİDAR OYUNLARI - GÜÇ SAVAŞLARI - KİTLE PSİKOLOJİSİ
7/10
·320 syf.··
2026 22. kitabı
150.sayfaya kadar geldim. Buraya kadar olanlar daha çok hikayenin ana kahramanı Ömer Hayyam üzerinden ilerliyor. Vladimir Bartol’un Alamut kitabını okuduktan sonra bu kitabı okumak daha iyi geldi. Hikaye tabi ki kurgu ama içindekilerin gerçek karakterler olması hikayeyi daha da derinleştiriyor. Yazar eserini kendi bildiklerine göre tasarlamış ve yazmış diyebiliriz. Onun dışında İktidarın aslında ölümün kıyısında yüzmek gibi olduğunu çok net görüyoruz. O kademeye çıkmak istiyorsan çok donanımlı ve kendini yetiştirmiş bir adam olacaksın. İnsanları çok iyi tanıyacaksın. Siyaset ve tarih bileceksin. En başta da kendini bileceksin. Akıl da evvela yaşanılan deneyimlerin çokluğuyla alakalıdır. Hayatta her bildiğin doğruyu dile getiremezsin. Toplum içinde iki yüzlü, kendi kabuğuna çekildiğinde gerçek yüzün olacak. Her şey esasen kişisel çıkarlarla ilgilidir. Tek başına çıkar insanı harekete geçirmeye yeter. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah, NizâmülMülk, Sultan Melikşah, Tuğrul ve Çağrı Bey, Semerkant Hanı Nâsır Han. Birçok tarihi şahsiyet ve iktidar oyunları. Hasan Sabbah’ın kurduğu ölüm tarikatı. Bizim amacımız tek bir adamı öldürürken, yüz bin adamı da dize getirmek.. Bunu yaparken öldürmek tek başına yeterli değil. Düşmanlarını Öldürdüğün ya da haddini bildiğin zaman insanlar senden korkar, hatta takdir edebilirler. Cesaretine hayran olabilirler ama davan uğrunda ölebilmek asıl mesele. İşte o zaman kalabalıklar senin peşinden gelir. Kitle psikolojisi de var yani.
Duygu ve Düşünce
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Jessica Peterson dan Cash incelemesi
9/10
·416 syf.··
2026 59. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Cash Bu aralar Kovboy kitaplarına fazla mı ilgi olduğundan ne? Bu ay içerisinde bir sürü kovboy kitabı çıktı. Ve ben bu türü seven biri olaraktan yetişemiyorum kitaplara. Serinin adı Lucky River Ranch. 5-6 erkek kardeş var hepsi de kovboy işi ile ilgileniyor. Kardeşlerin en büyüğü Cash. Adından anlaşılacağı üzere biz bu kitap da Cash'ın hikayesini okuyoruz. Ve aynı zamanda Cash ve diğer kardeşlerinin işlettiği çiftliğin sahibinin kızının hikâyesini okuyoruz. Çiftliğin sahibinin ölmesi ile tek kızı olan Mollie'ye miras kalıyor bu çiftlik. Ama bazı farklı şartlar var bu mirası alabilmek için. Hikayemiz böyle başlıyor. Arka Kapağı: Mollie Luck'ın hayalleri suya düştü... Babamla yıllardır konuşmuyorduk. Ancak tek çocuğu ben olduğum için vefatından sonra devasa çiftliğinin bana kalacak olması şaşırılacak bir durum değildi. Şaşırdığım şey ise koyduğu şarttı. Mirası alabilmem için tam bir yıl boyunca çiftlikte yaşayıp orayı yönetmem gerekiyordu. Altı yaşımdan beri nüfusu bin olan o küçük kasabaya adımımı atmamıştım. Kovboy diyarına geri dönmek asla hayallerim arasında yer almasa da şirketime gereken maddi desteği sağlamak için mirasın şartlarını yerine getirmem gerekiyordu. Planımı altüst eden tek bir engel vardı: Çiftliğin huysuz ustabaşı, Cash Rivers. Her ne kadar mükemmel gözüküyor olsa da bu aksi adam beni burada istemiyordu. İlk görüşte birimizden hoşlanmamıştık. Onu ânında kovmayı düşünsem de, bu işlerde maharetli olduğu için bana çiftlik işlerini öğretmesine ihtiyacım vardı. Geceleri yıldızların altında yaptığımız sohbetler, kasabanın barında ettiğimiz danslar... Her şey öylesine güzel hissettiriyordu ki çiftlikteki bu hayata âşık olmaya başlıyordum. Hatta belki ona da... Dedikleri gibi, kovboylar sadece atları değil kalpleri de
CashJessica Peterson · Artemis Yayınları · 202653 okunma
Miss Brill
Puan vermedi
Miss Brill yalnızlık çeken ancak hayatını kendi zihninde bir dünya yaratarak mutlu ve memnun olan yaşlı bir kadındır. Her hafta pazar günleri parka gidip orada kendi “özel bank”’ında oturup gelen geçenleri izleyip onlar hakkında hikayeler kurgulayan biridir. Mansfield, “Miss Brill was glad that she had decided on her fur.” cümlesiyle başlıyor hikayesine. Bu başlangıç tabi ki rastgele veya sıradan değil bir amaca hizmet etmesi için orada. Aslında günü de böyle başlıyor Miss Brill’in. Kürkle başlayan bu hikaye okuyucularına kürkün önemli olduğunu onunla başlamasıyla anlatıyor. Aynı cümleyi birkaç cümle sonra tekrar görmemiz iste bu iddiayı kanıtlar nitelikte. Miss Brill bu kürkü “faint chill” hafif serinlikte dahi giyme gereksinimi duyduğuna göre kürkün Miss Brill için önemli olduğunu çıkarabiliriz, Mansfield’in de kelime seçimleri buna işaret ediyor. “Faint chill” öbeğini kullanarak aslında Miss Brill’in kıyafet seçimindeki tutarsızlığı ama aynı zamanda kürkün önemini bize gösteriyor. Giyinip kendince süslendikten sonra her pazar yaptığı gibi parka gidip kendi “özel bankında” oturan yaşlı çifti gördüğünde küçük bir huzursuzluk yaşasa da bu duygu hemen kaybolup yerine umut duygusu yeşeriyor, belki benimle sohbet başlatırlar umudu düşüyor Miss Brill’in içine ancak bu gerçekleşmiyor. Buna rağmen karakter neşesinin ve mutluluğunun etkilenmesine izin vermiyor. Çünkü Miss Brill yalnız yaşlı bir kadın olsa da zihninde kendi oluşturduğu dünyası ile mutlu veya en azından memnun. Parktaki gelen geçeni izleyip zihnindeki dünyasında onlara karakterler vermiş, parkı kendince bir sahne bellemiş Miss Brill. Bu sayede yalnızlığından da uzaklaşırken kendini de mutlu edecek bir hayal gücüne de erişmiş aslında. Çok oyunculu büyük bir tiyatro oyunu gibi hayal etmiş parkı ve içindeki
İnceleme
Miss BrillKatherine Mansfield · Penguin Classics · 201522 okunma