Evvel zaman içinde, Bergama denilen şehrin bu­lunduğu yeşil ovanın bir köşesinde ulu bir ağaç var­mış; bu ağaç çınar, söğüt, meşe, gürgen veya ıhla­mur ağaçlarının hiç birine benzemezmiş; benzemez, çünkü hem çınar, hem de ıhlamur ağacıymış. İri gövdesinden fışkıran iki koca dal birbirine dolanır, düğüm olup kenetlendikten sonra, biri bir yana çı­nar yaprakları, öbürü öbür yana ıhlamur yaprakları salar, yayıldıkça yaydırmış. Her bahar dalları yeni özlerle beslenip şişen, yapraklarının yeşil kubbesi hışırtılı bir gölge ile toprağı serinleten bu eşi görül­medik ağacın bir masalı varmış. Bu masalı size an­latayım. Bir varmış, bir yokmuş, Philemon ile Baukis adında bir karı koca varmış. İkisi de yaşlı, çok yaş­lıymış. Bunca yıllık karı koca oldukları halde Phi­lemon ile Baukis ilk evlendikleri günkü kadar sevi­şirlermiş. Gövdelerim ağırlaştıran, yüzlerini kırış kı­rış eden yaş gönüllerinin tazeliğini almamış, sevgi­lerinin ateşini söndürmemişti. Yoksul evceğizlerin­ de mutluluk hiç solmayan bir çiçek gibi açar, serpi­lirmiş. Gündüz Philemon tarlada, Baukis ocak ba­şında çalışırlar, günlük ekmeklerini çıkarırlar, ufak varlıklarının hem efendileri, hem uşakları olup tek başlarına buyruk yaşarlarmış. Katı yürekli, para canlı adamlar çevrelerini sarmış. Ama Philemon ile Baukis komşularına aldırış etmezler, kendi ocaklarının cömert ateşinde ısınıp, sevgi ve mutlulukla do­kurlarmış ömürlerini. Günün birinde tanrılar tanrısı Zeus yüce Olym­pos dağından yeryüzüne inmeyi kurar. Oğlu kılavuz tanrı Hermes'e: «Gel şu Frigya ovasına gidelim de, ölümlü insanların nasıl yaşadıklarını bir görelim, der. Kesilen kurbanların dumanı çoktandır göğe yükselmiyor. İnsanlarda tanrı saygısı, sevgisi kalma­dı mı yoksa?» Ayakları kanatlı tanrı Hermes bu yolculuğa dünden hazırdır. İki tanrı
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Borges mezar taşı için tek bir dize seçmiş. Onca kelime yazdıktan sonra geriye neyin kalacağını nasıl seçersin? Taşın üzerine bırakılanı defterime not ediyorum: Don’t be afraid! Korkacak bir şey yok… Borges ve babam.
Sayfa 66·Kitabı okuyor
Roman
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Felsefe - ki tek bildiği, hakikati, tekte değil, çokta; ve nihayet hakta değil, bâtılda aramanın sanatıdır ve ancak sistemler arası birbirinin yanlışını bulmaktan başka ulaşabileceği hiçbir menzil yoktur- binlerce yıl zavallı aklı yora yora nihayet yirminci asrın filozofu (Bergson)da kendi kendisini dize getirmiş ve büyük imana yol vermiş gibidir: *-- Akıl değil, onun üstünde bir şey, seziş...» Bu filozof, aklı akılla mat ettiğini ileri sürüp yine akla bir pay çıkarmak isteyenlere şöyle der: *- Demek ki, aklın son merhalesi, kendi kendisini inkâr etmek demekmiş.»
Sayfa 25 - Büyük Doğu Yayınları·Kitabı okuyor
Din
Vuruldum ve at koşuyor ayağım üzengide ..beni toz toprak kılan bir şey var duruşunda vuruşunda kalbimin ..Doktor nasıl iyileşir bakıştaki yaralar Başka bir şair söyler not eder bir muallim Tek dize sınıf tam içimde gelmeyen biri var ..Sayaca gelir değil ölü geçen saatler ..Çekilirsiniz girdap boğulursunuz hüzün ..Dalgınlığın her daim adres sorar yağmura Hem sana hem karaya hem denize dökülür
Geçen yıl tıp fakültesi dördüncü sınıf öğrencilerime ders anlatıyordum, bahis depresyondu. Sınıfta Avrupa ülkelerinden gelen öğrencilerimiz de oluyor, nitekim onlardan bir tanesi İtalyan'dı ve kendisine İtalyan şair Leopardi'yi sordum. Duymamıştı ama internet üze­rinden bulacağı bir şiirini bize kendi dilinde okuması ricamı da kırmadı. Öğrencilerimle birlikte lisanın müziğini hissetmek istemiştim. Sonra, sınıfa döndüm ve "her biriniz, tek tek sevdiği bir şairden bir dize okusun lütfen," dedim. Kimi seviyor ve kimi aklınızda tutuyor­sanız ondan bir dize. Şaşkınlık uyandırıcı bir durum ama yaklaşık elli kişilik sınıfta çıt yoktu. Bu kadar öğ­rencinin içinden bir dize okuyabilen çıkmadı. Bu genç­ler uzun saatler boyunca masa başında dirsek çürütüp yüksek puanlar alarak bu fakülteye geliyorlar. Üç yıl sonra doktor olarak mezun olacaklar ve bir dizeyi akıl­larında tutamadıkları gibi, görünen o ki kendi alanları dışında pek az okuyorlar. Bana sorsanız tıp fakültele­rinin ilk sene tedrisatı içine; edebiyat, şiir, felsefe, ant­ropoloji ve sinema dersleri koyarım. İnsan ıstırabını tanımayan kişi, hekim değil musluk tamircisi olur.
Alıntı
Bir manzara oluşundan habersiz duruşun. Tek dizelik şiirim bu.