Onlar yaşamıyor doktor! Türkü söylediklerini duymadım inanabiliyor musun? Aşık olmuyorlar, uykusuz geçirdikleri bir tek gece yok.
Tanrı'yı bu şehirde istemiyorlar.
Medine evi, adresiydi. Evinde bulamayanlar bilirlerdi ki Ravza'da bir sütunun dibinde murakabedeydi. Babası vefat etmiş, annesi yaşlanmış bir gün hafif sesle, "Kızım artık gitmesen özlüyorum" dediğinde, "Medine olmazsa ben ölürüm anne" oldu. Bu bağlılık karşısında hiçbir fani duramazdı ve son haccında Mekke'de rüyasında annesi, "Kızım gel artık" dediğinde, "Medine'ye varayım da oradan gelirim anne" oldu. Doktor Abla'nın tek dileği Medine'de defnedilmekti. 30 Ağustos 2020 vefat etti. 31 Ağustos 2020 Pazartesi akşamı Cennetü'l-Baki'de sırlandı.
"Karım tek kalır, bizi görmezse korkar, dedi." Kelimeleri zorla topluyordu. "Anneyi hemen göremiyorsa babayı görmesi gerekiyormuş. Yanına girebiliyor muyuz?"
"Biraz bekleteceğim," diyerek içeri yöneldi hemşire. "Oksijen değerleri normale döndüğünde yanına girebilirsiniz. Erken bir doğum olduğu için kontrol amaçlı kuvözde kalıyor. Maşallah, iri ve tatlı bir bebek. Gayet de sağlıklı, merak etmeyin."
Hemşire uzaklaşırken Timur sessizce başını sallamak ve olduğu yerde kıpırdamadan durmaktan başka bir şey yapmadı. Bakışları yeniden cama dönmüş, minik cana odaklanmıştı. Zaafım, hayatım, benliğim ve ailem yok, derdi. Buğulu camın ötesinde kıpırdanan minik elleri her şeyi yerle bir etmeye yetti. "Neresi iri?" diye mırıldanırken sesi varla yok arasındaydı. "Küçücük bir şey bu, Murathan."
"İkisi de doktor olan karı koca, bütün gün hastanede çalıştıktan sonra, akşam eve gidince yemeği birlikte mi hazırlıyorlar, yoksa kadın mutfağa tek başına mı giriyor? Değerler lafla değil, tanıklıkla yaşayan değerler haline gelir."
"Onunla konuşmayı denedin mi? Belki yaralarını sarmanın bir yolu vardır?" Keşke olsa yaralarımı sarabilsem, keşke zarar vermesem, keşke bana dayatılan zorbalığa karşı çıkabilsem, keşke geçmişimi silebilsem, kendimi, kimliğimi, keşke bambaşka bir coğrafyada yaşasaydım, keşke olmasaydım bu zulmün bir parçası.
"İmkansız!" Çok kez konuşmayı denedim, onu bulmuştum ama sadece uzaktan bakmamla avundum. Tek kolumla onu nasıl koruyacak yanında duracaktım. Bu yarım halimle anca başına bela olurdum. Yakınlığım acı verirdi, bende uzaklığı seçmiştim. Kaderimizde, dinlerimiz gibi başka başkaydı. Bize bundan başka sonda yakışmazdı, diye içinden geçirdi.
Doktoru onun travma geçirmediğine emindi. Sıkıntısı, yanlış olduğunu bildiği birine bağlanmasıydı. "Unutamıyorum doktor, gözlerimi kapattığımda yüzü geliyor gözlerimin önüne, kulaklarımda ise sesi."