10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Kitap alışılmışın dışında anlatıcısı leylek olan çok akıcı bir kitap. Belki de bugüne kadar ki okuduğum en beğendiğim kitaplardan bir tanesi oldu. Farklı bir duyguyla ve farklı bir anlatıcıyla yazılmış, akıcılığı ve hissettirdikleri muhteşem ötesi bir kitaptı. Kitabımız, leyleklere yüklenen anlamları konu ediniyor. Leylekler, biz insanlar için uğur getiren hayvan konumunda. Bir evin çatısına yuva yaptığında bu berekete ve güzelliğe yorulur. Bir leyleğin başına bir şey geldiğinde o ev için uğursuzluk anlamına gelir ve mutlaka o evde kötü bir şey olacağı anlamına gelir. Leyleklere yüklenen bu anlam kitapta daha çok anlam kazanıyor. Anlatıcımız doğduğu andan itibaren yuva yaptıkları yerin altındaki evin sahiplerinin yaşadıklarını anbean gözlemleyerek bize aktarıyor. Yaşadıkları acıyı, sevinci, mutluluğu her şeyi leyleğin ağzından okuyoruz. Hayvanların da insanların yaptığı yanlışları, kötülükleri, ahlaksızlıkları ve daha bir çok şeyi anladıklarını ve bunların nasıl sonuçlar doğuracaklarını az çok anladığını görüyoruz kitapta. Leyleğimiz; Sema ve Aram’ın aşkını, kavuşamamalarını, Sema’nın onu seven Nurullah ile evlenip hayatını devam ettirmesini ama Aram’dan hiç vazgeçmemesini de anlatıyor. Evin babası Nurullah hiç sevilmediğini bilmesine rağmen Sema’yı ısrarla sevip sonrasında yanlışlar yapıp, hapse giriyor. İşte o sırada leyleklerin de göçleri başlıyor. Leyleklerin göç etmelerinin sebeplerini yine tekrardan eski yerlerine dönerken ki o yüklerinden arınmış şekilde dönmelerinin kendileri ve yuva yaptıkları yerlerdeki insanların hayatlarına çok güzel bir şekilde dokunduğunu anlatıyor aslında. Yeniden doğmuş gibi hissetmelerini ve hissettirmelerine çok güzel bir şekilde şahit oluyoruz. Okurken tüm duyguları hissettim ve çok keyifliydi. Bir leyleğin yaşadığı yeri
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 20265 okunma
Kanadı kırık bir kuş olmak ya da kadın olmak...
8/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:59
Bir kız çocuğu; doğduğu evde önce babasız kalmış, sonra annesi onu görmeyi unutmuş, babalığı dövüp sövmüş, zengin bi eve hizmetçi diye satmış. O evde başına gelmeyen kalmamış. Ama hiç dur diyememiş kimseye, yapma diyememiş çünkü başkaldırı nedir hiç bilmemiş. İtaat etmiş hep. Öleceğini öğrendiğinde bile bir kelime edememiş hakime mahkeme salonunda, işlemediği bir suçtan hem de. Oysa suçu olmayan tek kişi oyken. O hakim, çocukluğundan beri horgörülen. Herkesin sidikli dediği, kokan bi çocuk o da. Ne bilsin o yaşlarda kendine bakmayı. Ev denemeyecek bi evde kendine bakacak hali olmayan annesi ona da bakamamış, temizleyememiş, giydirememiş. Ama o şanslı sayılanlardanmış bir şekilde bulmuş yolunu, kurtulmuş o evden. Onu aşağılık görenler önünde ceket ilikler olunca bu gücü sevmiş belli ki. Çocukluğunun hıncını da, aşağılanmanın nefretini de önündeki biçareden çıkarmış. Kadınlara ölesiye kinli zaten, anasında başlamış bu kini. Karısında devam etmiş ama onlara gücü yetmemiş zamanında. Diğeri de kendini yeni keşfeden, kimliğini bulmaya çalışan yeniyetme. Düşünmeden soyunmuş kurtarıcılığa. Kendine bi karakter arayışında, olan yine kadına olmuş sonunda. Toplumun utancı deriz, ama kimse toplumun bir parçası olduğunu kabul etmez. Herkes parmakla diğerini gösterir. Kendimize bakmayı hatırlatan bir kitap...
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
gölgede kalan
Puan vermedi·236 syf.··
Beğendi
·
2026 79. kitabı
​Çocukluğu sevgisizlikle büyüyen, aile içi şiddet ve baskıların gölgesinde derin psikolojik travmalar alan bir adam: Yusuf. Bursadan İstanbula gelip eski bir ev kiralayarak yeni bir başlangıç yapar. Zorlu hayatındaki tek dayanağı hep yanında olan, birlikte yaşadığı can yoldaşı Hüseyindir. İki arkadaş kiraladıkları evi temizlerken eski çekyatın altında bir defter bulur. Bu, evin yakın zamanda vefat eden sahibi Hikmete ait bir günlüktür. ​Yusuf sayfaları çevirdikçe Hikmetin dünyasına çekilir; o da tıpkı kendisi gibi baskıcı bir babayla büyümüş, anne sevgisinden mahrum kalmış yaralı biridir. Günlükte Hikmetin gençlik yıllarında yeşil gözlü Hayriyeye sevdalandığı ancak korkuları ve aile baskısı yüzünden bu aşkın yarım kaldığı yazmaktadır. Hikmet daha sonra Esma ile evlense de ömrü boyunca bunun pişmanlığını yaşamıştır. Yusuf, Hikmetin bu yarım kalan hikâyesini tamamlamayı ve emaneti sahibine ulaştırmayı tek amacı haline getirir. Ancak günlüğü okudukça kendi yaşamıyla günlükteki olaylar birbirine karışmaya başlar. ​Bu süreçte karşı apartmanda, küçük oğluyla yaşayan Yeşime karşı içinde saplantılı bir ilgi büyütür. Ona sığınmak, evlenmek ister ancak bu ısrarcı tavrı Yeşimi korkutur ve kadın onu kesin bir dille reddeder. Reddedilmek, Yusufun içindeki yalnızlığı iyice tetikler. ​Hikâyenin sonunda ise şaşırtıcı bir gerçek gün yüzüne çıkar: Yusufun kitap boyunca konuştuğu, güvendiği en yakın arkadaşı Hüseyin aslında gerçek değildir; yalnızlığının zihninde yarattığı şizofrenik bir sanrıdır. Yusuf başka bir adamın geçmişini tamir etmeye çalışırken aslında kendi zihninin derinliklerindeki ağır akıl oyunlarıyla ve "hiçliğiyle" o metruk odada tamamen yalnız kalır. Kitabın finalindeki o çaresizlik ve beklemediğim son içimi gerçekten çok acıttı.
Gölgede KalanAyten Yağmur · İkinci Adam Yayınları · 2025113 okunma
10/10
·64 syf.··
2026 27. kitabı
Öykü kitabı okumayı sevenlere güzel bir önerirler geldim bugün. Sibel Dülger'in kaleminden çıkan #yokuştakiev kitabı 9 farklı kadının 9 öyküsünden oluşuyor. Ben her öykü kitabını sevemiyorum dostlar. Süslü cümleler kuracağım diye ne anlatmak istediği anlaşılmayan, sonu yarım bırakılan ama başı anlaşılmadığı için kişinin tamamlayamadığı bir çok öykü kitabı okudum bugüne kadar. Ama bu kitap öyle değil. Cümleler sade ve anlaşılır, duygu aktarımı, o duygu geçişleri ve bunun okuyucuya yansıtılması çok başarılıydı. Okurken beni zorlamayan ve iyi ki okudum dediklerim arasında yer aldı kendisi. Kitapta genel olarak yaşamla mücadele eden, her zorluğa göğüs germeye çalışan kadınların hikayesi anlatılıyor. Bu zorluklara rağmen yıkılsa bile tekrar ayağa kalkmayı bilen güçlü kadınlar... Her öyküyü tek tek anlatmayacağım. Merak etmenizi istiyorum bu defa. Hepsinin verdiği mesaj ayrı ve çok kıymetliydi. Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim, okuyun mutlaka dostlar...
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202639 okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 181. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 13:54
Püsküllü ayraçlı kitapları çok seviyorum. Yayınevinin bu ayırıcı özelliği çok mutlu ediyor insanı. Yine çok beğenerek okudugum bir kitapla geldim .. Birinci Dünya Savaşı zamanları .Emily soylu bir ailenin kızı.Bir çiftlikte yaşıyorlar. Abisi savaşta ölmüş. Küçük kardeşi de difteriden ölmüş. Tek çocuk kalmış. Okul arkadaşı Clarissa orduya hizmet için eğitim alıp Fransa da hemşirelik yapıyor. Emily de istiyor ama ailesi izin vermiyor . Yakınlarda ki yaralı askerlere annesiyle kek götürüyorlar. Orda Robbie ile karşılaşıyor. O bir Avustralyalı pilot .Yaralanmış ve tedavi görüyor. Emily dogumgününe onları da çağırıyor ve aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Annesi bunu hoş karşılamıyor ve Robbie yi baska bir hastaneye sevkettiriyor . Emily de devlete hizmet icin başvuruyor ama hemşire ihtiyacı olmadığı icin geri çevriliyor .Kadın Kara ordusu adlı oluşum yiyecek temin etmek için kurulmuş .Tarla işleri ,hayvan bakımı, çiftçilik. Emily ona katılıyor. Asıl bir ailenin kızı oldugu belli oluyor o toplulukta. Ama o her şeyi öğrenmeye çalışıyor Robbie yle de görüşmeye devam edip birlikte oluyor. Savaş bitince evlenme kararı alıyorlar. Leydi Charlton malikanesine bahçeyi düzeltmek için işçi isteniyor .Emily Alice ve Daisy i alıp gidiyor .Orda harabe bir kulubeye yerlesiyorlar .Leydi suratsız bir kadın .Ama Emily in bir asilzade olduğunu öğrenince onunla konuşmaya, çay içmeye davet ediyor .Gitgide aralarında guzel bir arkadaşlık gelişiyor. Emily kulübede bir sandıkta bir defter buluyor .16 .yy da yaşamış bir cadının o evde oturdugu anlaşılıyor. Sonra da bir ogretmen olan Susan oturmuş oda yazmış deftere .Köyde o ev lanetli olarak anılıyor. Defteri okuduktan sonra Robbie savaşta ölüyor ve Emily hamile oldugunu anlıyor . Ve bundan sonrası hayatta kalma mücadelesi ..Savaşın çirkin
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202635 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 119. kitabı
“Adım Hayrünnisa. Kadının hayırlısı, uğurlusu demek… Ama benim adım on üçümden beri Nisa. Adım kadın.” Kadını anlatan her türlü kitabı okurum çünkü her biri, insanlığın en eski ve en derin hikayesinde açılan ayrı bir kapı gibidir bence. Tarihler ve isimler değişir ama değişmeyen yaşananlardır ve de duygular. Yoksa dünya döndükçe zaten birbirini tekrar eden yoksunluklar, tamamlanmaya çalışılanlar biraz aynı biraz farklı kadınlar için. Her kadının hikayesi, kaleminin izini taşır. Ben o kitaplarda ise tek bir “kadın” aramıyorum, farklı zamanların, farklı acıların ve farklı direnişlerin peşinden gidiyorum. İşte size bir kadın hikayesi daha… Annesi ve babası tarafından sahip çıkılmayan kadınlara… Ne güzel bir başlangıç… Kendi yolunu, kendi kalbiyle açmak zorunda kalanların hikayesine öyleyse. Hayrünnisa… Nisa… Kitabın henüz başlarında ailesini ve hikayesini anlatmaya başladıkça daha da çok merak ederek okudum. Doğumundan altı ay sonra babası İstanbul’a mecburen çalışmaya gitmiş. Çünkü köy yerinde ne elde var ne avuçta. Hamallık yaparak geçimlerini sağlamaya çalışmış babası ve kazandığını da annesine gönderirmiş. Fakat bir gün hastalanınca annesini köyden getirmeye karar vermiş. Dolayısıyla ablası hariç annesi ve erkek kardeşiyle İstanbul’un yolunu tutmuşlar. Elbette bunları okurken bir aile tablosu zihnimizde hemen canlanıyor. Yoksulluk… Nisa öyle güzel anlatıyor ki yaşamını ben hiç bitmesin istedim, zaman hiç akmasın. Ama sayfa aralarında günler hızlıca geçti gitti ve evlendi Nisa. Bir zamanlar çok sevdiği adamla kurduğu ev, zamanla bir hayalin değil bir kırılmanın mekanına dönüştü. Sevginin yerini hayal kırıklığı, güvenin yerini ise her gün biraz daha ağırlaşan bir yorgunluk aldı. Yoksulluk, şiddet, kıskançlık da diğer yandan iyice yük olmuştu. Kitap aslında tek bir
NisaFiliz Aygündüz · Doğan Kitap · 20265 okunma