7/10
·112 syf.·
2026 139. kitabı
Zavallı Serbest Fırka Süreyya İlmen Süreyya İlmen’in kaleme aldığı "Zavallı Serbest Fırka", 1945’in çok partili hayata geçiş eşiğinde, 1930’daki ilk fiyaskonun anatomisini çıkaran birinci elden, bir tarihi vesikadır. Eser, tek partinin kurumsallaştığı bir dönemde muhalefet arayışını ve serbest fırkanın neden, nasıl kurulup kapatıldığını bizzat içeriden bir aktörün gözüyle sunarak yeni döneme ışık tutar. Kitabın en büyük handikapı ise 100-112 sayfalık metnin hiçbir ara başlık veya tematik bölümlendirme olmaksızın, monoblok tek bir bütün olarak akmasıdır. Okuma ritmini düşüren, yer yer sıkan ve okuyucuyu yoran bu hantal yapıya rağmen, eserin hacminin azlığı sayesinde odaklanıldığında 1-1.5 gün gibi kısa bir sürede rahatlıkla bitirilebiliyor. Biçimsel kusurlarını bir kenara bıraktığımızda kitap, 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulmasının arkasındaki sosyo-ekonomik zaruretleri, denetlenebilir bir sistem arzusunu tarihsel arka planla tasvir ediyor. Eserin asıl vuruş gücü ise dönemin CHF’si içindeki klikleri, statükocu yapıları ve iktidar hırslarından doğan parti içi güç savaşlarını çıplak bir şekilde aktarmasıdır. SCF’nin kuruluşu, sadece dışsal bir muhalefet değil, CHF içi dengeleri sarsan bir turnusol kağıdı işlevi görmüştür. Neticede, edebi ve yapısal zorluğuna, okuyucuyu yoran tek parça anlatımına tezat olarak, sunduğu birinci elden tanıklık ve tarihsel belge değeriyle okunması gereken bir kitaptı... Yapısal kusurları ve vesika değerinin dengeli bir muhasebesiyle kitaba puanım: 6.5/10.
Tarih
Zavallı Serbest FırkaSüreyya İlmen · Derin Tarih · 20159 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Reklam
Eroinle Dans
9/10
·450 syf.··
Beğendi
·
2026 111. kitabı
Canan Tan’ın alıştığımız hikayelerinin ve üslubunun dışında kalan bambaşka bir kitap bu ..Türkiye’de madde bağımlılığı ile ilgili yazılmış ilk ve tek roman..“Eylül’ün Alev’e, Alev’in Kül’e dönüştüğü yerde eroinin kırmızıyla dansı başlar” diyor Canan Tan.Eylül üniversite hayatı için İstanbul’a giderken onu bekleyen, planlamadığı sürprizlerden habersizdir.Yurt arkadaşı Dünya’yı bu bataktan kurtarmaya çalışırken tıpkı boğulmak üzere birini kurtarırken, kazazedenin sizi boğması gibi derin sulara batar. Ve eroinin ölümle dansı başlar.. **Her şey kitabın kahramanı Eylül'ün hayalini kurduğu Boğaziçi üniversitesi psikoloji bölümünü kazanmasıyla başlar. İstanbul'a gider bir yurda yerleşir orda oda arkadaşları Dünya ve Ece ile tanışır. Dünya hem alkol hem uyuşturucu müptelası bir kızdır Ece ise sakin ve çalışkan bir ögrencidir. Dünya kısa bir süre sonra oda arkadaşı Eylül'ü de uyuşturucu illetine bulaştırır. Artık Eylül'de her cumartesi uyuşturucu partilerine katılmaya başlar. Dünya yurttan atılır ve sevgilisi Emre'nin evinde kalır. Dünya ile Emre eroin bağımlısıydı ve kurtulmak için çabalıyorlardı. Eylül merağı yüzünden eroinle tanışmaya başladı ve kendine şu sözü söylüyordu: “Ben eroin içsem bile kendimi kontrol ederim, bağımlı olmam.” Bir gün Dünya Altın vuruş yaparak hayatına son verir. Ve daha neler olur neler bakalım Eylül'ü istanbul yolculuğunda hangi sürpriz olaylar bekliyor... Uzun yıllar hafızalardan silinmeyecek çok ibretlik bir hayat hikayesi yazarımızın kalemi daim olsun herkesin mutlaka okumasını tavsiye ediyorum.. Yepyeni kitaplarda tekrar buluşmak ümidiyle
1000Kitap
Eroinle DansCanan Tan · Doğan Kitap · 201621,6bin okunma
6/10
·288 syf.··
2026 14. kitabı
Bu serinin ilk 2 kitabını da okudum ama açık ara bu daha çok hoşuma gitti çok olay yoktu aşırı iyiydi diyemem çerezlik kafa dağıtmalık bir kitaptı çok az olay oluyordu pek tercih edeceğim bir tür değil ama bazen böyle kısa romantikler insanı dinlendiriyor
Tek VuruşTeagan Hunter · Pukka Yayınları · 2024666 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
𝐁𝐑𝐀𝐍𝐃𝐄𝐍𝐁𝐔𝐑𝐆 Herkese Merhabalar... Sizlere yazardan okuduğum üçüncü kitap ile geldim. Evet yine karakterler çok fazlaydı. Yine olaylar ve yerler çok fazlaydı. Bu biraz benim okumamı ister istemez yavaşlatıyordu. Ama yazar öyle bir konuyu bağlıyor öyle bir sona sürüklüyor ki son sayfalarda heyecan da artıyor. Bir ömür daha ne ister. Son vuruş son sayfalara kalıyor. İlk başlarda sıkılacak gibi olup konuya hakim olma sürecini atlattıktan sonra sayfaların hızla çevrilmesi kaçınılmaz olur. Bu kitapta da tam olarak öyle oluyor. Tarihi kurgu ile harmanlanmış polisiye / gerilim sever misiniz? Tarihte geçen olayları birleştirerek ve boşlukları da kurgu ile doldurarak roman yazmak deyince tabi ki yazarımız geliyor aklıma yine öyle bir kitap ile bizi buluşturuyor. Peki Naziler ile ilgili kitapları okumayı sever misiniz? Kitabımız Nazi ve İkinci Dünya Savaşı sonrası toparlanma sürecini ele alıyor. Olaylar 91 yaşında olan Nicolas Tsarkin'e doktorlar tarafından özel bir hastanede iki günlük ömrü kaldığını öğrenmesi ve intihar etmesi ile başlıyor. Ki bu intihar öncesi yakılan yok edilmek istenen çok şey vardır özenle yerine getiriyor. Bu intiharı gazeteci Rudi Hernandez araştırıyor. Ama kısa süre sonra intihar edilen odada sıcağı sıcağına olduğu o gün gelen telefon ve sonrasında buldukları onun da ölümü olur. Üstelik yalnız da değildir bakımına yardım ettiği ön yedi yaşındaki genç kız Garcia'da onunla birlikte öldürülür. Bir başka yerde başka bir aktivistin ölüm haberi de olunca Rudi'nin tıpkı kendisi gibi gazeteci olan kuzeni Erica olayı araştırmaya karar verir. Bunun için de DSE'de uzman olan Avrupa'nın önemli güvenlik projelerinde çalışan Joseph Volkmann ile iletişime geçer. İkili birlikte araştırmaya başlar. Bulunan tek bir kare fotoğraf ile neler olabilir ki? Ahh neler olmaz
BrandenburgGlenn Meade · Sia Kitap · 2026764 okunma
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Şimdi şöyle düşün: Elinde bir tüfek, karşında binlerce Nazi askeri var ve sen bir kadınsın. İşte Lyudmila Pavliçenko'nun hikayesi tam olarak bu. Kitap bir kurgu değil, cidden yaşanmış anılar. Bu yüzden okurken tüylerin diken diken oluyor... Benim için en etkileyici yanı, o dönemin propagandasından ziyade, Pavliçenko'nun yaşadığı o saf, acımasız gerçeklik hissiydi. Kitap sana "savaş harika bir şey" demiyor; tam tersine, savaşın ne kadar korkunç ve insanı nasıl değiştiren bir şey olduğunu suratına çarpıyor. 309 teyitli vuruş... Bu sayı bile tek başına dehşet verici. Kitap, erkeklerin kadın askerler hakkındaki ön yargılarını ve Pavliçenko'nun bu kalıpları nasıl kırdığını açıkça ortaya koymaktadır. Savaşta cinsiyet ayrımı gözetmeksizin verilen mücadeleyi gözler önüne seriyor. Pavliçenko'nun azmi ve ülkesine olan bağlılığı, kitabın ana ilham verici unsurlarından biridir. Odessa ve Sivastopol kuşatmaları sırasındaki hayatta kalma mücadelesi, insan ruhunun dayanıklılığını gösteriyor. ABD'de bir muhabirin "Savaş alanında makyaj yapıyor musunuz?" sorusuna karşılık verdiği efsanevi cevap: “Beyefendiler, 25 yaşındayım ve şimdiye kadar 309 faşist işgalciyi öldürdüm. Sizce de çok uzun zamandır arkama saklanmıyor musunuz?”. Keyifle Okuyunuz.....
Ölüm MeleğiLyudmila Pavliçenko · Kronik Kitap · 2021115 okunma
Reklam
Reklam