Yapay zekâ..
Dijital dünyaya doğanlar için, sürekli olarak bağlantı ve oyalanma halinde olmadan yaşamanın nasıl mümkün olduğunu anlamak gerçekten çok güç. Gerçekten de benim doğduğum 50'li yılların sonundan bugüne uzanan süreçte gerçekleşen teknolojik devrim, hayal gücü çok zengin bir bilimkurgu yazarının bile tahmin edemeyeceği hızda gelişti. Her şey sürat kazandı, her şey birbiriyle ilintilendi ve her şey paramparça oldu. Kasırganın yarattığı bu girdap içinde, insanlığın var olan -bizim tanıyageldiğimiz- hali çatırdamaya başladı. İnsan hayatının temeli olan belleğin görevi ağırlıklı olarak makinelere yönlendirildi; belleğe yüklenmiş anılar, düşüncenin karmaşıklığını da beraberinde sürükleyerek yok oldu. Uzun sessizlik ve yalnızlık anlarının yok olması insanı çok kırılgan ve yönlendirilebilir bir hale soktu. Kendi başımıza düşünmediğimizde bizim için düşünen bir başkası vardır; heyecanları ve duyguları bizim için o yönetir ve dünyanın dört bir bucağında, hayatımızın her anını işgal etmiş olan bu birileri görünürde tarafsız olan bilgi dünyasına çöreklenip oturur.
Sayfa 11·Kitabı okudu
İfade-içerik şeklindeki ikili eklemlenme sistemleri dil semiyolojisinden çıkarılamaz; aslına bakılırsa, gösterge makinelerinin diyagramatik bir işlevinin olduğu her yerde -askeri makine, teknolojik, müzikal makine, aşk makinesi vb.- bu sistemlere öyle ya da böyle rastlanır.
Sayfa 457·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devletin bütünsel bir rasyonel planlamayı teşvik etmek konusundaki bu yetersizliği, mevcut yöneticilerin politik zaafına mı, yoksa istihdam edilen teknokratların beceriksizliğine mi bağlanmalı? Bu durumu değiştirmek için sağcı politikacıların yerine solcu politikacıları, sağcı teknokratların yerine solcu teknokratları koymak -ki bunlar zaten aynı okullardan mezundur ve genellikle aynı çevrelerde takılırlar- yeterli olacak mıdır? Yoksa bu yetersizlik, modern devletleri öteyle beri arasındaki, ulusötesi mercilerle içerdeki her türden baskı grubu arasındaki çarklardan yalnızca biri olmaya iten çok daha temel bir gelişmeden mi kaynaklanıyor? Bu kriz, devletin bu uyumsuzluğu, sadece uluslararası kapitalizmin "manevralarını" teşvik etmekle kalmıyor, aynı zamanda kitle eylemlerine yeni müdahale olanakları açıyor. Daha önce de söylediğimiz gibi, kitleselliğini giderek yitirmekte olan bu kitleler sırf kendi niceliksel ihtiyaçlarını değil, tekil arzu konumlarını da kabul etmelerini sağlayabilecek yeni "kimlik" arayışlarına giriyor. Tüm bunları düşününce, kapitalizmin "en zayıf halkaları", politik ekonomi alanından ziyade belki de kolektif arzu düzenlemeleri alanında aranmalıdır. Bu ikisi elbette birbirinden ayrıştırılamaz, fakat kriz derinleştikçe aralarındaki farklılık artıyor. Uluslararası kapitalizmin hammaddeler ve büyük teknolojik opsiyonlar gibi sorunları kendi tarzında “çözmeyi" ya da sanayi tesislerinin dünya haritasını yeniden çizmeyi başardığı düşünülebilir... Ama içine gömülmekte olduğu politik, demografik, ekolojik sorunlara çözüm bulmayı nasıl başaracağını anlamak gerçekten zor.
Sayfa 120·Kitabı okudu
Yeni Dünya düzeni!
Dünya teknolo­jik bakımdan tekil entegre bir sisteme benzer. Jeopolitik açıdan ise dünya parçalara ayrılmaktadır. İnternetin ve sosyal medyanın mümkün kıldığı anlık bilgi ve görsel malzeme akışı büyük güçler arasındaki rekabetin izlenebileceği araçlar olarak iş gören -Arap Baharı, Ukrayna'daki Turuncu Devrim, Maidan Hareketi ve halk cumhuriyetleri yükselişi gibi- kitle hareketlerini tetikliyor. Birleş­tirici güçler olarak övülen yeni iletişim teknolojileri silah olarak kullanılıyor.
Söz konusu olan, günbegün daha da dünyaya açılan hızlı maddi gelişimimiz ile dünyaya açılımın trajik sonuçlarını doğuran manevi anlamdaki aşırı yavaş gelişimimiz arasındaki uçurumdur. Elbette, maddi gelişim ne yavaşlayabilir ne de yavaşlamalıdır. Asıl dikkate değer ölçüde hızlanması gereken ahlaki gelişimimizdir ve teknolojik gelişimimizin düzeyine acilen ulaştırılmalıdır; ancak bu, davranışlarda gerçek bir devrim yapılmasını gerektirir.
Sayfa 59·Kitabı okudu
elbette, maddi gelişim ne yavaşlayabilir ne de yavaşlamalıdır. asıl dikkate değer ölçüde hızlanması gereken ahlaki gelişimimizdir ve teknolojik gelişimimizin düzeyine acilen ulaştırılmalıdır; ancak bu, davranışlarda gerçek bir devrim yapılmasını gerektirir.
Sayfa 59·Kitabı okudu