Yazar kendine gelmiş mi?
5/10
·160 syf.··
2026 9. kitabı
Kitabı bir otelde, tevafuk eseri elime aldım; denk gelişi bile başlı başına bir hikâyeydi. Bu karşılaşmayı ayrıca yazmıştım ama, kitabı almışken okumaya da niyet ettim… Kitapla ilgili söyleyebileceğim en net şey şu: Bu eseri basan yayın kuruluşunun, genç bir yazarın hevesini kırmamış olması kıymetli. Yazar açısından da bu kitap, yolun başında atılmış bir “başlangıç taşı” olarak anlamlı. Şunu da söylemeden geçmek olmaz: Yazar oldukça genç ve belli ki yaşadığı bir aşk hikâyesinin etkisiyle, neredeyse tüm sayfaları o kişiye bir şey anlatmak, bir nevi iç dökmek ve yer yer “ders vermek” üzere kaleme almış… Fakat zaman geçtikçe, insanın hem duygusu hem dili değişecektir. Eğer yazmaya devam ederse — ki bu azim onu iyi bir yere taşıyabilir- ileride bu kitaba bir “tekzip” niteliğinde yazacaktır diye ümit ediyorum . Hatta gün gelir, “o yazdıklarım o günün hâliydi; bugün öyle düşünmüyorum” diyerek yeni kitaplar yazması da mümkündür… … biR’ münZ’evi üstâd biR’ münZ’evî üstâd…
Kendine Hoş GeldinMiraç Çağrı Aktaş · Olimpos Yayınları · 201912,5bin okunma
Devrim ve İç Savaş Yıllarına Destansı Bir Tanıklık
10/10
Bu kitabı okuyalı belki 7-8 sene oldu. Daha önce yutub'da kitap hakkında bir video hazırlamıştım. Buraya da yazalım. Sonundaki Notlar kısmını da okumadan geçmeyin. Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını okuduysanız, Durgun Don’da Tolstoy’un Şolohov üzerindeki etkisini görebilirsiniz. Savaş anlatımı, insan faktörü, değişimin takipçiliği temaları her iki romanda da var. Yabancı gelmeyecektir. Şolohov kendi romanındaki Tolstoycu etkileri şöyle açıklar: ‘’Benim romanımdaki Tolstoy etkisi bir öykünme değil, geçmişten alınmış bir mirastır.’’ Ancak bir fark var. Tolstoy, Savaş ve Barış’ta insanı ele alarak bir toplum analizi yaparken; Şolohov, Durgun Don’da sosyalizmin ruhuna uygun olarak, ferdin gelişiminde toplumsal etkileri vurgular. Ayrıca Türk Edebiyatından daha önce Yaşar Kemal’i okumuşsanız yine tarzı yabancı gelmeyecektir. Eserde anlatılan hikâye yaklaşık olarak on yıllık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Mayıs 1912’den Mart 1922’ye kadar olan sürecin işlendiği eserde Melekov ailesi ön planda olmak kaydıyla Don bölgesinde geçen olaylar işlenmektedir. Barış döneminde başlayan eserin konusu sırasıyla I.Dünya Savaşı, devrime bağlı olarak gelişen İç Savaş, Kazak ayaklanmasıyla devam etmektedir. Ardı arkası kesilmeyen savaş içerisinde karşılaşılan olaylarla birlikte eserde asıl olarak bir halkın kaderi anlatılmaktadır. Devrim sonrasında Kazakların var olma mücadelesi ve bu uğurda trajik bir şekilde gelişen kaderleri eserin merkezini oluşturmaktadır. Tüm bu olaylar Melekov ailesinin suretinde geniş bir şekilde ele alınmaktadır. Karakterlerin çokluğu bazen kafa kartıştırabilir ama takmayın. Okudukça yerine oturur. Söylendiğine göre kitapta büyüklü küçüklü farklı rolleri olan altı yüzden fazla karakter varmış. Dört cilt yazılan Durgun Don birbirinden kesin biçimde ayrılan dört
Durgun DonMihail Şolohov · Yordam Kitap · 2018255 okunma
Reklam
Puan vermedi·238 syf.··
2025 33. kitabı
Fantastik edebiyat tutkunu herkesin mutlaka kulağına çalınmıştır Puslu Kıtalar Atlası. Popüler olup içeriği bilinmeyen şeyler kategorisinde bir eserdir. Bu bakımdan zeka gibidir: Zeka da herkeste bulunur, herkes tarafından taktir edilir ama kimse tarafından kullanılmaz. Yani Puslu Kıtalar Atlası’nı çoğu kişi duymuştur ama çok az kişi okumuştur ve ben de yakın zamana kadar işte o Çoğu Kişi grubuna dahildim. Eh tabii ki artık kitabı okuduğuma göre geçmiş zaman kullanabiliyor ve kendimi ait olduğum yer olarak hissettiğim “Çok Az Kişi” grubuna dahil edebiliyorum.* Bir nevi evime geri dönmüş oluyorum. Ve şu kadarını söyleyeyim; insanın evi gibisi yok. O tartışmalar, kavgalar, stres, gerilim ve baskı… bir dakika bir dakika... bu ev, yanlış ev oldu sanki. Gerçi başka ev var mı ki? Eeeee…. evet, şey, ııı... evet, devam edelim. *Büyük bir güruh olan ve her şey hakkında en doğru fikirlere sahip Elalem grubuna hiç ait olamadım mesela. Elalem hep düzeltmeye çalıştı beni. Ya da her zaman onların ne diyeceklerini tahmin etmeye çalıştırıldım. Çok Az Kişi grubu kadar gibi niş olmasa da en az o grup kadar sevdiğim bir diğer grubum ise; “Beklentilerin Hazzı” adını verdiğimiz ve her çarşamba toplanarak beklentilerimizi değerlendirip beklentilerimize ayar çektiğimiz felsefi bir grup. Grup olarak; beklentilerin kontrol altına alınmasının ve hatta mümkünse hiç beklenti yaratılmamasının eserden maksimum hazzı almamıza ve eseri doğru değerlendirmemize olanak sağlayacağına inanıyoruz. Veya kısaca; yüksek beklentilerin eserlerin yarattığı hazzı azaltacağına inanıyoruz.* *Nasıl bir felsefe grubu bir şeye İNANIR ki? diyenleri duyuyor gibiyim. Eh bu konuyu da perşembe günleri toplandığımız “Felsefe Nedir? Kimin için Yapılır? Kimi Kandırıyoruz?” isimli grubumuzda detaylıca irdeliyoruz. (Grup
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Puan vermedi·848 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
87 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 16:39
Öncelikle bu kitap Amerikan yerlileri ile ilgili değil. Hem öyle hem de değil. Bu kitap gerçekten başka bir tarih okumasına ilgi duyanların, siyaset felsefecilerinin, maceracı gezginlerin ve anarşistlerin başucu kitabı olabilir ancak. Kitabın her bir katmanı, dipnotlarına kadar öylesine detaylı ve derinlikli ki, 15 senedir tarih, sosyoloji, kültürel çalışmalar ve siyaset felsefesi kitapları okuyan, makale ve yalnız bir parçasına daldıklarımla 1000 kitabı muhtemelen çoktan aşmış olan benim, onlarca sayfa not çıkartmadan ancak sonuna 3 sayfalık bir kendi dipnotumu oluşturabildiğim ve üzerine tekrar tekrar geri dönmeden, yeterince faydalanamayacağımı düşündüğüm bir kitap. Kitap bana kalırsa Tüfek Mikrop Çelik veya Harari´den çok Lewis Morgan, Friedrich Engels, Gordon Childe ve Claude Lévi-Strauss´tan aşina olduğumuz çizgiyi sorguluyor. Hatta bence "Aile´nin Devletin ve Özel Mülkiyet" in kökenine bir tekzip sayılabilir. Bu kitap beni sadece Güney Amerika uygarlıkları üzerine Ed Barnhart´ın 20 saati bulan derslerini satın almaya, zaman buldukça dipnotlarda işaretlediğim ek okuma listelerine, yıllar önce okumaya başlayıp devamını getiremediğim Hodder, Sherratt, Morris, Malinowski´nin kitaplarına dönmeye heveslendirdi. Özetle, Graeber ve Wengrow bize ne anlatmaya çalışıyor peki? İnsan uygarlığının piyasada karşımıza çıkan hap kitaplardan, devlet ve millet tarihlerinden, "kötücül doğa"ya sahip yamyam Sapiens veya "Kutsal İnsan" mitlerinden sadece bir adım uzakta durduğumuzda, karşımızda koca bir dünya olduğunu söylüyor. Günümüzde antropoloji, siyaset felsefesi, kültür bilimleri alanında benimsenen pek çok tezin yalnızca bir boşluk doldurmadan ibaret olduğu, henüz yazının bulunmadığı dönemlere ilişkin yaklaşımlarımızın ayın arka yüzüne bakmaya benzediği bir dünyada
Her Şeyin ŞafağıDavid Graeber · Epsilon Yayınevi · 202481 okunma
Malesef Bu ülke aydınlanmayı yanlış anladı.
Puan vermedi·339 syf.··
2025 30. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 17:37
Cemil meriç hayatını sigaya çekmekle başlıyor, yolculuğu ve sığınağı kitaplar kimi zaman onlara ses veriyor kimi zaman saygı duyuyor sonra kendi çıkıyor sahneye, ve onun hakikatleri duyurma çabası önce aydınlanmakla başlıyor mesele daha sonra aydınlatmakla. Batı aydınını eserleriyle tanımıştı ortaya konulan mahsül onların kimlikleri ve savundukları düşüncelerdi onlara karşı tecessüsle gelen kimi zaman hayranlık kimi zaman tekzip halleri Doğu, batı, sağ ,sol ,düşünce,hürriyet, Tanzimat ve sonrası cumhuriyet aydınları gibi birçok kimlik adı altında okumanın verdiği ilham ve irfanla yoğrulmuş olup kendine yaptığı uyanışla kelamını kalemine aksettirip okuyanı uyandırıyor. Birçok bilmediğim kelime ve bilmediğim batı aydını yazardan bahsediyor Allah’ı bulmamış aydın hangi aydınlığa ulaşır orası muamma… Okumak okumak okumak erken yaşta kör ama okumaya kör kalmayan yazar eserde bundan çok bahsediyor ve batının ilmiyle geleni,gözü kapalı kabul eden doğu insanını okumaya teşvik ediyor ve “Kitap zekayı kitaplaştırır sözünü aksediyor”. Batı , ondan etkilenen ve etkilenmek zorunda kalınan hal Osmanlının ve Avrupalılaşma sevdası … bütün zerrelerimize kadar etkilenme ve Kelimelerimize dahi müdahalesi …. Son olarak Kurtuluş islam onu hal ve diline taşıyan onu haykırmaktan korkmayan vazifedar mukaddes yolcular batının da doğunun da aydını ve müdafaası onlar… Kitabın son kısmı kanaviçe diye geçip bilmediğim kelime ve kişiler hakkında bir aydınlatma aracı,
Duygu ve Düşünce
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2025 18:01
Guenter Lewy Massachusetts Üniversitesi'nden emekli profesör ve tarihçidir. Kendisi bugün hâlâ yaşamakta ve 101 yaşındadır. Guenter Lewy 1923 yılında Almanya'da doğdu. 1939 yılında on beş yaşındayken ailesiyle birlikte İngiliz mandası altındaki Filistin'e gitti. Sonra da ABD'ye yerleşti. Nazi zulmünden kaçan Polonyalı göçmen Yahudilerdendir kendisi. Bu yüzden soykırım, göç ve savaşın tüm vahşetini bilen, tanıyan birisidir. Bu yüzdendir ki; bu kitabı bu kadar tarafsız ve vicdanlı bir şekilde yazabilmiştir. 2005 yılında yayımladığı kitabında Ermeni yazarlar tarafından geçmişte soykırımı desteklemek üzere öne sürülmüş bütün kanıtların güvenirliğini inceledi. Kitabında Anadolu'dan techirleri sırasında ölen Ermenilerin sayısını 642.000 olarak belirledi. Ermenilere göre bu rakamlar 2-3 milyon arasında değişirken, Türk mercilere göre ise 60.000-100.000 arasındadır. Gördüğünüz üzere ölü sayısında, Ermenilerin nüfusu sayısında makul bir uzlaşı bile yok. Kitabı okuduğunuzda İttihat ve Terakki Cemiyetini ve Osmanlı devlet adamlarını Ermenilerin can güvenliğini sağlamakta çok yetersiz kaldığını ancak kasıtlı bir soykırım amacının bulunmadığı sonucuna varılıyor. Ermeni tezini savunan yazarların daha önce Türk tezini savunan yazarlara karşı yönelttikleri eleştirileri Lewy için yapmak çok zordur. Lewy'nin Türkiye Cumhuriyeti veya Türk vatandaşlarıyla hiçbir organik bağı bulunmadığı gibi maddi veya manevi bir çıkarı da olmamıştır. Bu yüzden kendisine getirilen acımasız eleştirilerin hepsinden muaf olmuştur. Hatta kendisine yöneltilen Türklerden para karşılığında bu kitabı yazdı ithamına karşı açtığı davayı kazanmış, karşı taraf tekzip yayınlamıştır. Gelelim kitapla ilgili anektodlara, inceleme biraz uzun olacak fakat malum 24 Nisan tarihine yaklaştığımız için Ermeni tehciri
Araştırma-İnceleme
1915: Osmanlı Ermenilerine Ne Oldu?Guenter Lewy · Timaş Yayınları · 201196 okunma
Reklam
Reklam