AK Parti'nin meselesi, "pekmezin sinek çekmesi" meselesidir.
Maşaallah ki, AK Parti, "dindar-dine hürmetkâr' diye tarif ettiğimiz "sağ" iktidarların hiçbirisine nasip olmamış bir sürede Türkiye'nin başında kaldı. Fakat, sürecin uzunluğu, "dinsiz-dine hürmetsiz" diye tarif ettiğimiz "sol" kesimin de bir ölçüde "münafıklaşmasına" sebep oldu.
Hem sadece onları "münafık" yapmadı. İktidar da, iktidarının devamlılığından dolayı, "yeni Türkiye" kılmak istediği "eski Türkiye"nin bazı işlevleriyle bütünleşti. Yâni, o kadar süre devlet oldu ki, devlet reflekslerinin bir kısmı da "alışkanlığı" oldu. Değiştireceğine duyarsızlaştı. Savunur hâle geldi.
"Münafık" bahsine geri döneyim. Ben bu münafıklığı itikadî anlamda "bir tekfir ifadesi olarak" kullanmadım. "Bu insanların bir kısmı siyaseten münafık oldular..." demek istedim. Sözgelimi: Dedelerinden itibaren solcu gelenek içinde radikal pozisyonlar almış ailelerin yeni nesilleri AK Parti'ye yerleşmeyi başladı. Neden? Çünkü iktidarın uzunluğu nedeniyle muhalefet kalarak "kazançlı çıkmak" mümkün görünmüyordu. Devlet pastasından pay almak istiyorsanız, 24 yıldır devlet olan, belki de daha yıllarca da olmaya devam edecek, bir hükümete düşmanlık edemezsiniz. Bir şekilde sisteme adapte olmanız gerekir.
Zurnanın "zort" dediği yer de burası! Bu insanlar AK Parti'ye yerleşirken, hattâ hiyerarşisinde yükselirken, kendi ideolojilerini de AK Parti'ye taşıyorlar. Ve biraz da bu sebeple, AK Parti, CHP tecrübesinin tekrarını yaşıyor.
**Halkın hassasiyetlerinden uzaklaşıyor. "Bütün konularda hep böyle oluyor!" demiyorum. Çünkü halay misâli ileri-geri adımlar var. Ancak, meselâ, "başıboş köpek sorunu" gibi mevzularda arıza epeyce ayyuka çıkıyor. Halkın, en azından AK Parti'ye oy veren halkın, sağ seçmenin, bu sorun