Ey biçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Her günde otuz bin şahit, şehadet ediyorlar. Ölümü öldürebilir misiniz? Bu şahitleri tekzip edebilir misiniz? Madem edemiyorsunuz; mevt, Allah Allah dedirtir. Sekeratta Allah Allah yerine; hangi topunuz, hangi tüfeğiniz, zulümat-ı ebediyi o sekerattakinin önünde ışıklandırır, yeis-i mutlakını ümit-i mutlaka çevirebilir? Madem ölüm var, kabre girilecek; bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfek denilse bin defa Allah Allah demek lâzım gelir. Hem Allah yolunda olsa; tüfek de Allah der, top da Allahu ekber diye bağırır, Allah ile iftar eder, imsak eder. Bediüzzaman Said Nursî
İslam’da İsrailiyat: İsrailiyat, İslam literatürüne özellikle tefsir, kıssa ve tarih kitapları üzerinden sızan Yahudi ve Hristiyan kaynaklı rivayetlerin genel adıdır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) döneminden kısa süre sonra başlayan bu “aktarım” furyası, zamanla Müslümanların inanç dünyasını derinden etkilemiştir. Peki bu rivayetler gerçekten masum bir “tarihi bilgi” kaynağı mıdır, yoksa İslam’ın asli kaynaklarını sulandıran, kalbi karıştıran bir zehir mi? Eleştirel olarak baktığımızda, İsrailiyat’ın en büyük sorunu kaynak güvenilirliği meselesidir. Tevrat ve İncil’in kendisi tahrif edilmiş kitaplardır. İçlerinde hem doğru parçalar hem de insan eliyle eklenmiş yalanlar, efsaneler, hurafeler vardır. Böyle bir kaynaktan beslenen rivayetlerin İslam’a taşınması, baştan sakat bir iştir. Abdullah b. Abbas, Mücahid gibi sahabe ve tabiilerin bazı açıklamalarında bile bu tür rivayetlere rastlıyoruz. Ama asıl patlama Emevi ve Abbasiler döneminde yaşandı. Ka’b el-Ahbar, Vehb b. Münebbih gibi Yahudi asıllı kişiler, İslam’a yeni girmişken eski kültürlerini de beraberlerinde getirdiler. Bu isimler “Ehli kitap’tan bilgi alıyoruz” diye sunuldu, ama aslında birçok uydurma kıssa bu kapıdan içeri sızdı. En vahim örneklerden biri Hz. Davud’un (a.s.) kıssasıdır. Tevrat’taki çirkin iftiralara (Uriya olayı gibi) paralel rivayetler, bazı tefsir kitaplarında yer buldu. Halbuki Kur’an-ı Kerim bu tür iftiraları reddeder niteliktedir. Yine Hz. Süleyman’ın (a.s.) cinlerle, rüzgarla, hayvanlarla olan ilişkisini abartılı bir masala çeviren İsraili rivayetler, peygamberlerin masumiyetini zedelemiştir. Bunlar okunduğunda insanın aklına “Acaba gerçekten böyle miydi?” diye şüphe tohumları ekiliyor. Bir diğer büyük sorun inançsal kargaşa yaratmasıdır. Kıyamet alametleri, ahiret halleri,
Din
Reklam
28-II'den ašhába ve `ákife hücûm
🖋️AHMET DOĞAN İLBEY: 28 ŞUBAT GENERALLERİ MEHMED ÂKİF’E NİÇİN SALDIRMIŞLARDI? Ahmet Doğan İlbey: 28 Şubat generalleri Mehmed Âkif’e niçin saldırmışlardı?✒️ 🗒️03 Ocak 2020 Cuma 09:30 """Cumhuriyet döneminde fikirlerinden dolayı en çok hakaret uğrayan, yazdığı İstiklâl Marşı’ndan dolayı Kemalist oligarşinin askerî bürokrasisi ve “elit” lerince her darbe öncesi “mürteciliği” gündeme getirilen, Türkiye’nin, Türk ülkesinin İstiklâl Marşı Şairi Mehmed Âkif’e saldırıların arka plânında Kemalist /Atatürkçü zihniyetin “egemenlik” egosu yatıyor. Millet iradesine vesayet koyan 28 Şubat darbecilerinden koyu Atatürkçü Tabip Tuğgeneral Yalçın Işımer'in sözleri Âkif düşmanlığını açığa vurarak, Âkif’in Atatürkçü devlete karşı potansiyel bir tehdit meselesi olabileceğini aşikâr ediyordu: “Mehmet Âkif denen adam Arap hayranı. İstiklâl Marşı’nın yazarı olması dışında ülkeye ne faydası olduğu gerçekten tartışılır. Cumhuriyet ilân edilip devrimler birbiri ardına yapılmaya başlayınca Mısır'a kaçtı. Tam bir devrim karşıtı... Onun düşünce evreni Bedir Savaşı’nın ötesine gidememiş. Kur’an’ı Türkçe’ye çevirmedi. Atatürk'ün ricasını yerine getirmedi diye onu aziz kılanlar, şimdilerde Mehmet Akif Üniversitesi kurma çabasındalar. O üniversiteden çıkan kafalar, bilinmelidir ki El Ezher kafalı adamlar olacaktır. Arap milliyetçiliğinin adamı olacaklardır. Arap'ın adamı olacaklar. Arap'ın adamı olmak adamlık değildir. Ulusun adamı olmak yakışır adam olacak adama. Bu adamlara 'adam sen de' demeyeceğiz. Son zamanlarda, Atatürk’e… dil uzatanları bir şekilde belleyeceğiz.” (Câmideki Şair Mehmed Âkif, D. Mehmet Doğan, s.164-165) Ayrıca bkz. (28 Eylül 1999 tarihli gazeteler) Darbeci general Işımer Âkif düşmanlığında bununla kalmaz, “Bedir şehitleri ile Çanakkale şehitlerini gayr-ı ilmî bir şekilde
AK PARTİLİLER, "AK PATİLİLER"E KARŞI...
AK Parti'nin meselesi, "pekmezin sinek çekmesi" meselesidir. Maşaallah ki, AK Parti, "dindar-dine hürmetkâr' diye tarif ettiğimiz "sağ" iktidarların hiçbirisine nasip olmamış bir sürede Türkiye'nin başında kaldı. Fakat, sürecin uzunluğu, "dinsiz-dine hürmetsiz" diye tarif ettiğimiz "sol" kesimin de bir ölçüde "münafıklaşmasına" sebep oldu. Hem sadece onları "münafık" yapmadı. İktidar da, iktidarının devamlılığından dolayı, "yeni Türkiye" kılmak istediği "eski Türkiye"nin bazı işlevleriyle bütünleşti. Yâni, o kadar süre devlet oldu ki, devlet reflekslerinin bir kısmı da "alışkanlığı" oldu. Değiştireceğine duyarsızlaştı. Savunur hâle geldi. "Münafık" bahsine geri döneyim. Ben bu münafıklığı itikadî anlamda "bir tekfir ifadesi olarak" kullanmadım. "Bu insanların bir kısmı siyaseten münafık oldular..." demek istedim. Sözgelimi: Dedelerinden itibaren solcu gelenek içinde radikal pozisyonlar almış ailelerin yeni nesilleri AK Parti'ye yerleşmeyi başladı. Neden? Çünkü iktidarın uzunluğu nedeniyle muhalefet kalarak "kazançlı çıkmak" mümkün görünmüyordu. Devlet pastasından pay almak istiyorsanız, 24 yıldır devlet olan, belki de daha yıllarca da olmaya devam edecek, bir hükümete düşmanlık edemezsiniz. Bir şekilde sisteme adapte olmanız gerekir. Zurnanın "zort" dediği yer de burası! Bu insanlar AK Parti'ye yerleşirken, hattâ hiyerarşisinde yükselirken, kendi ideolojilerini de AK Parti'ye taşıyorlar. Ve biraz da bu sebeple, AK Parti, CHP tecrübesinin tekrarını yaşıyor. **Halkın hassasiyetlerinden uzaklaşıyor. "Bütün konularda hep böyle oluyor!" demiyorum. Çünkü halay misâli ileri-geri adımlar var. Ancak, meselâ, "başıboş köpek sorunu" gibi mevzularda arıza epeyce ayyuka çıkıyor. Halkın, en azından AK Parti'ye oy veren halkın, sağ seçmenin, bu sorun
Siyaset&Toplum
Küfür; şu mektubat-ı Samedaniye derecesinde ve kıymetinde olan kâinatı manasız, gayesiz bir derekeye düşürdüğü için bütün kâinata karşı bir tahkir olduğu gibi, bu mevcudatta cilveleri, nakışları görünen bütün esma-i kudsiye-i İlahiyeyi inkâr ile red ve Cenab-ı Hakk'ın hakkaniyet ve sıdkını gösteren gayr-ı mütenahî bütün delillerini tekzip olduğundan nihayetsiz bir cinayettir. Nihayetsiz cinayet ise nihayetsiz azabı icab eder. (Sözler 71.sh - Risale-i Nur)
Kınasın dünya
youtu.be/ANHdXMB8EGA?si=... Abdülbaki Kömür Sözler: Fatih Nida Üye Kınasın dünya! Kınasın dünya halkları! Barış, uzlaşma formülleri arasın insanlar. Hümanizm çığlıkları atsın bir yerlerde entel yavşaklar. Yenidünya düzenleri planlasın emperyalistler. Geyik muhabbetiyle geçirsin ömrünü aydınlar. Kılı kırk yarsın bakalım hukukçular, desinler ne diyeceklerse. A’yı B’yi öğretsin öğretmenler körpe beyinlere. A deyince at B deyince bıyık hatırlatılsın bakalım yavrulara. Terziler kravat diksin, frak diksin, tuvalet diksin sosyetik beylere, bayanlara, balolar için, partiler için. Berber fön çeksin, kuaförler meç yapsın, perma yapsın saçlara. Televizyonda gece keyfi sunsun medya benliği çalınan kitlelerin ağız suyuna… Kuyrukta bekletilsin emekli, emekliliği boyunca. Bürokratlar başsağlığı dilekleri yetiştirsin grizulara kurban giden işçilerin ardından. Komaya girsin sarhoşlar, ayyaşlar. Macit oynaşını gezdirsin, banka kredisiyle aldığı Mercedes’le. Figen, kanişini beslesin Avrupa patentli it yalıyla. Genelevler dolup taşsın. İçindekilerden alınan vergilerle okullar açılsın. Yollar, okullar, köprüler açılsın. İmamların maaşları ödensin. Öyle mi??? Kınasın dünya milletleri! Mekik dokusun arabulucular. Hoşgörüsünü esirgesin medeni hükümetler, sosyal demokrat teorisyenler, varoluşçular vesair güruh. İnsancıllıktan dem vursun köy enstitüsü kılıklı anti demokrat zevat. Sanat söylevleri versin kıçı kırık teresler. Rüşvet alsın kodamanlar. Futbolcu transfer hayalleri kursun milyar kapısından. Darbe hevesleri beslesin kursaklarında fanatik laikçiler. Öyle mi??? Kınasın papa! Vatikan kilisesi, Ortodoks ruhani lideri, baş haham durmasın. Lamalar tekzip etsin. Ne yazar? Nota göndersin bilmem hangi devletin cumhur reisi. Meclislerde bütçe müzakereleri tartışıla dursun
Şiir
Reklam
Reklam