"Sizden öncekiler arasında bir kral vardı. Onun bir de sihirbazı vardı. Sihirbaz yaşlanınca krala, 'Ben artık yaşlandım. Bana genç bir çocuk gönder de sihir yapmayı öğreteyim!' dedi. Kral da ona bir genç gönderdi. Gencin geçtiği yolda bir rahip yaşıyordu. (Bir gün) rahibe uğrayıp onu dinledi, konuşması hoşuna gitti. Artık sihirbaza git-tikçe, rahibe uğruyor, yanında (bir müddet) oturup onu dinliyordu. Bir gün sihirbaz, genci geciktiği için dövdü.
Genç de durumu rahibe şikâyet etti. Rahip ona, 'Eğer sihirbazdan korkarsan 'Ailem beni oyaladı!' de; ailenden korkacak olursan, 'Beni sihirbaz oyaladı!' de.' diye tem-bihte bulundu.
O bu hâlde (devam eder) iken, insanlara mani olmuş bu-lunan büyük bir canavara rastladı. (Kendi kendine) 'Bugün bileceğim; sihirbaz mı üstün, rahip mi!' diye mırıldandı.
Bir taş aldı ve 'Allah'ım! Eğer rahibin işi, sana sihirbazın işinden daha sevimli ise, şu hayvanı öldür ve insanlar geçsinler!' deyip, taşı fırlattı ve hayvanı öldürdü. İnsanlar yollarına devam ettiler. Genç, rahibe gelip durumu anlattı.
Rahip ona, 'Evet! Bugün sen benden üstünsün! Görüyo-rum ki, yüce bir mertebedesin. Sen imtihan geçireceksin.
İmtihana maruz kalınca sakın benden haber verme!' dedi.Çocuk, anadan doğma körleri ve alaca hastalığına yaka-lananları tedavi eder, insanları başkaca hastalıklardan da kurtarırdı. Kralın, gözleri kör olan arkadaşı bunu işitti.
Birçok hediyeler alarak çocuğun yanına geldi ve:
__ Eğer beni tedavi edersen, şunların hepsi senindir, dedi. O da:
__ Ben kimseyi tedavi etmem, tedavi eden Allah'tır. Eğer Allah'a iman edersen, sana şifa vermesi için dua edeceğim.
O da şifa verecek, dedi.
Adam derhal iman etti, Allah da ona şifa verdi.
Adam bundan sonra kralın yanına geldi. Eskiden olduğu gibi yine yanına oturdu. Kral:
__ Gözünü sana kim iade etti,