Bu notlar da, bunların yazarı da besbelli hayal ürünüdür. Bununla birlikte, toplu­ mumuzun durumunu, yapısını göz önü­ ne alacak olursak, bu notların yazarı gibi kişilerin aramızda bulunmasının yalnız­ ca mümkün 'değil, aynı zamanda zorun­ lu olduğunu kabul ederiz. Benim bütün istediğim, pek yakın bir zaman öncesi­ nin tiplerinden birini herkesin gözü önüne daha açık olarak sermektir. Bu tip, henüz tükenınemiş kuşağın bir tem­ silcisidir. "Yeraltı" adını verdiğimiz bö­ lümde bu kişi kendisini, düşüncelerini açıklamakta; sanki bununla toplumu­ muzda niçin bulunduğunu, bulunması­ nın neden kaçınılmaz olduğunu söyle­ mek istemektedir. tkinci bölüm ise bu kişinin yaşamındaki birkaç olayı anlatan gerçek anılardır. Fiyodor Dostoyevski
Çin'in Uygurları dini ve milli açıdan asimile etmede kullandığı bir diğer yön tem, Müslüman ailelerin evlerinin içine Çinlileri bizzat yerleştirmek. Kâğıt üzerinde okunduğunda “saçma" ve "imkânsız" göründüğünün farkındayım Ancak maalesef, bu konu reddedilmesi çok güç deliller, şahitlikler ve tecrübe lerle sabit: Resmi adıyla "Aile Olmak" programı, Çin yönetimi tarafından 2016'nın sonunda yürürlüğe kondu. "Şincan bölgesinde etnik birliği teşvik etmek üzere Uyguların evlerine Han Çinlilerinden oluşan kamu görevlileri ve Komünist Parti yetkilileri yerleştiriliyor, bu kişiler Uygur ailelere sözde "ağabeylik" ve "ablalık" yapıyor. Programın başlatıldığı tarihten günümüze, Doğu Türkis-tan'daki Uygurların evlerine toplamda en az bir milyon kişinin bu şekilde "mi-safir" olduğu tahmin ediliyor. Evin küçük çocuklarına "akraba" şeklinde tanıtılan Çinliler, tüm vakitlerini Uygurlarla geçiriyor. *** "Aile Olmak" programına ilaveten, özellikle 2016 ve sonrasında, Ramazan ayı yaklaşırken Müslüman mahallelerine sadece Ramazan için yerleştirilen Çin-li görevlilerden bahsediliyor. Onların da görevi sahura kalkanları, "geceleyin" ışığını yakanları veya rutin yemek vakitleri dışında mutfağından çatal bıçak sesi gelenleri devlete rapor etmek. Artık bu tedbirlere gerek duymuyor Çin yönetimi. Zira oruç tutmama alışkanlığı, Uygurlar arasında ciddi biçimde yerleşmeye başlamış.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aile Olmak" programı
Çin'in Uygurları dini ve milli açıdan asimile etmede kullandığı bir diğer yön. tem, Müslüman ailelerin evlerinin içine Çinlileri bizzat yerleştirmek. Kağıt üzerinde okunduğunda "saçma" ve "imkânsız" göründüğünün farkındayım. Ancak maalesef, bu konu reddedilmesi çok güç deliller, şahitlikler ve tecrübe lerle sabit: Resmi adıyla "Aile Olmak" programı, Çin yönetimi tarafından 2016'nın so-nunda yürürlüğe kondu. "Şincan bölgesinde etnik birliği teşvik etmek üzere Uygurların evlerine Han Çinlilerinden oluşan kamu görevlileri ve Komünist Parti yetkilileri yerleştiriliyor, bu kişiler Uygur ailelere sözde "ağabeylik" ve "ablalık" yapıyor. Programın başlatıldığı tarihten günümüze, Doğu Türkis tan'daki Uygurların evlerine toplamda en az bir milyon kişinin bu şekilde "mi safir" olduğu tahmin ediliyor. Evin küçük çocuklarına "akraba" şeklinde tanıtılan Çinliler, tüm vakitlerini Uygurlarla geçiriyor. Davetsiz misafirlerin esas görevi, devlete, şu soruların ayrıntılı cevaplarını içeren bir rapor sunmak: Çin devletini ve Çinlileri seviyorlar mı? Sofralarda içki ve domuz eti var mı? Sofrada dua ediliyor mu? Yemek, temizlik ve tuvalet alışkanlıkları nasıl? Ev halkı ibadetlerini yerine getiriyor mu? Evde dini kitap bulunuyor mu? Kadınlar tesettürlü mü? Erkekler sakal bırakıyor mu? Evlerde gizli bölme, dolap veya depo türü yerler var mı? Elektrik ve su kullanımı hangi seviyelerde?
Sayfa 68 - Ketebe
Bankaların nasıl işlediğini ve benzeri şeyleri öğrene-miyordu, çünkü kapitalizmin bütün işlemleri ona ilkel bir dinin ayin-leri gibi anlamsız, barbarca, karmaşık ve gereksiz geliyordu. Tanrıya insan kurban etmekte hiç olmazsa yanlışlıktan doğan ve dehşet verici bir güzellik vardı; bütün insanların hareketlerinin hırs, tem-bellik ve kıskançlık tarafından yönetildiğini varsayan para ayinlerinde ise, dehşetli olan bile bayağılaşıyordu
Sayfa 116·Kitabı okudu
KÖR oldum. Korku kör eder, dedi koyu, renkl gözlüklü genç kız, doğru sözler bunlar, kör olduğumuz anda zaten kördük, korku bizi kör etmişti, korku yüzünden kötülüğünüz devam edecek, Kim konuşuyor, diye sordu doktor, Bir Kör, dedi ses, sadece bir kör, burada bir tem körler var.
Sayfa 131
Alıntı
Diliniz, ağzınızın içinde nasıl konumlanmıştır? Bu soru size bir kez sorulduğunda cevabını verebilirsiniz; ama tahminen, soru sorulmadan önce cevabın farkında bile değildiniz. Genel olarak beynin çoğu şeyi bilmesine gerek yoktur; asıl bildiği şey, verileri toplayıp getirmektir. Hesaplamalarını bilme gerekliliği tem elinde yapar. Dilinizin aldığı konumu her an bilinçli şekilde izlemiyor olmanız şaşırtıcı değildir; çünkü bu bilgi ancak nadiren işinize yarar. Aslına bakarsanız, üzerinde kendimize soru sormaksızın bilincinde olduğumuz pek az şey vardır. Sol ayağınızdaki ayakkabı size şu anda nasıl bir his veriyor? Arkada çalışan klimanın vızıltısı hangi tonda? Tıpkı değişim körlüğünde gördüğümüz gibi, duyularımız için bariz olması gereken şeylerin çoğunun farkında değilizdir aslında; ancak dikkatle ilgili bütün kaynaklarımızı sahnenin küçük parçalarına akıttıktan sonradır ki, ne kaçırdığımızın ayırdına varabiliriz. Konsantrasyon gücümüzü devreye sokmadan önce, bu ayrıntıların farkında olmadığımızın bile farkında değilizdir. Öyleyse dünyayı algılama biçimimiz, dışarıyı doğru biçimde temsil etmeyen bir inşa işleminin sonucudur. Bunun da ötesinde, aslında yalnızca ve yalnızca bilmeye gereksinim duyduğumuz şeyleri gördüğümüz halde, tam ve zengin bir resimle karşı karşıya olduğumuz yanılgısına da kapılmışızdır.