TARİHSELCİLİĞİN TEMEL VARSAYIMLARI...
(...) Mustafa Öztürk, Sahabe uygulamalarından ve klâsik usûl geleneğinden hareketle, bazı Kur’ân hükümlerinin belli tarihî durumlarda askıya alınabildiğini veya fiilen uygulanmadığını da işaret eder. Onun açısından burada önemli olan, bu askıya almanın bütün zamanlar için geçerli olup olmaması değildir; asıl mesele, Kur’ân’daki sosyal ve hukukî hükümlerin her durum ve şartta lâfzî biçimiyle uygulanmak üzere vazedilmediğinin gösterilmesidir. Böylece inanç ve ahlâk daha kalıcı, daha âlemşümûl bir alan olarak görülürken; hukukî ve sosyal düzenlemeler tarihî şartlara bağlı, değişken ve yeniden yorumlanabilir bir alan olarak ele alınır. Dolayısıyla Öztürk, Kur’ân’ın nüzûl ortamını sadece anlamaya yardımcı bir arka plân olarak değil, hükümlerin mahiyetini, işlevini ve bugünkü geçerlilik tarzını tâyin eden ana unsur olarak kullanır. Nesh, Mekkî-Medenî ayrımı, esbâb-ı nüzul, re’y, içtihad, maslahat, örf ve şeriatın değişkenliği gibi kavramlar hep aynı yöne çalışır. Ona göre Kur’ân ahkâmı tarihî bir süreçte, tarihî muhataplara, tarihî problemler içinde gelmiştir; bu yüzden onun bugünkü anlamı da ancak bu tarihî şartların belirleyiciliği dikkate alınarak kurulabilir. -REHA KANSU, "Tarihselcilik ve İslâma Muhatap Anlayış", -II. Tarihselciliğin Temel Varsayımları-, besincidevre.org, 18 Haziran 2026-
İslam'da Tarihselcilik
VEFATINDAN ÖNCE YAPILAN SON RÖPORTAJ...
Anlıyorum Efendim. Şimdi de izninizle 12 Eylül’e gelelim. 12 Eylül bildiğiniz gibi birçok hareketi hem iç ve hem de dış (muhteva ve şekil) açısından büyük ölçüde etkiledi. Şimdi bu etkileme ve etkilenme neticelerine bakarak 12 Eylül Müslümanlar açısından yararlı mı oldu? Seyyid Ahmet Arvasi: **Şimdi, olan olması gerekendir. Ortada bir içtimâî vakıa varsa, bir olmamalıydı diyemeyiz. Olmuştur çünkü. Şartlar, zaruriyeler… Neyle izâh ederseniz edin, olmuştur. Olmuşsa mukadderdir. Yâni, tarihteki falan hâdise olmamalıydı, falan hâdise şöyle olsaydı diye temenni edebiliriz ama bu hâdiseyi meydana getiren bir sebep ve sonuçlar zinciri var. Ve onu durduramazsınız artık. Biz, zaman üç boyutludur deriz, dün, hâl ve gelecek. Bizim geçmişe söyleyecek hiçbir sözümüz yoktur. Hâl üzerinde dahi bizim etkimiz çok zayıftır. Bizim ancak gelecek hakkında ümitlerimiz, hayâllerimiz ve düşüncelerimiz olabilir. Tabiî bundan geçmişten istifade edilemez anlamı çıkartılamaz. Geçmişte yapılan hatâları, sebep ve sonuç ilişkileri içinde değerlendirmekte muhakkak yarar var. 12 Eylül neden olmuştur? Bunun sebepleri üzerinde uzun uzun durmak mümkündür. 12 Eylül olmasaydı daha mı iyi olurdu? Sorusuna bile cevap vermeyeceğim. 12 Eylül Türkiye’de bugünkü durumu meydana getiren amillerden biridir. Günümüzü değerlendirmek ve yarına bir şeyler getirmek lâzımdır. Efendim, şöyle sorayım; 12 Eylül İslâmi hareketin hedefine ulaşması açısından menfî mi, yoksa müspet mi etki etti? Seyyid Ahmet Arvasi: **Biz Müslümanlar olarak evvelâ ne istiyoruz? Ne bekliyoruz? Realist olmamız lâzım. Şimdi, 1988 Türkiye’sinde biz Müslümanlar neler yapabiliriz? Ve bugünkü dünyada (bugünkü dünya dengesi içinde) ne isteyebiliriz? Kanaatime göre Müslümanların isteyebileceği şey, demokratik mânâda hürriyet nizâmına kavuşmaktır. Yâni, bugün bir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İslam hakkıyla yaşanıyorsa sosyal problemler azalır, hayat kolaylaşır. Yeni Yüzyılda Nasıl İnanmalı?
Zihnin Ancak Dinin Yardımıyla Çözebileceği Temel Problemler :
••• 1) Evrenin ve dünyanın yaratılışı, hayatın anlam ve amacı gibi mantıksal çözümü olmayan sorular. 2) Acı tecrübeler, doğal felaketler, ölüm gibi hayatın zorlayıcı ve olumsuz görünen yönleri. 3) Haksızlık, adaletsizlik, başarısızlık, fakirlik gibi bireysel ya da toplumsal engellenme ve mahrumiyet şekilleri. 4) Şuur, özgünlük, estetik ve mistik tecrübeler gibi bilimin henüz açıklayamadığı doğal süreçler. 5) Zihinsel boyutta ele alınan kimlik problemleri ve hayat felsefesi.
Din Psikolojisi
Matruşka Bebekleri ve Ruhun Ebedî Hapsi TEK PARÇA/TEK PART
Düşünsenize insan bedenine hapsedilmiş bir sinek... İnsanlık, iki eşzamanlı kırılma noktasıyla tarihin en sessiz ama en derin devrimini yaşıyor. Bir yanda Eon Systems, Drosophila melanogaster’in tam connectome’unu (125.000–140.000 nöron, yaklaşık 50 milyon sinaps) dijital bir sanal bedene (NeuroMechFly v2 + MuJoCo fizik motoru) yükledi. Sanal sinek, kimseye “yürü”, “temizlen” veya “ye” denmeden yürüdü, antenlerini temizledi, şeker kokusuna doğru ilerledi. Perception-action loop, tarihte ilk kez tamamen kapatıldı: duyusal girdi → nöral işlem → motor çıktı → yeni duyusal geri bildirim. Script yok, reinforcement learning yok, taklit yok. Sadece biyolojik bağlantı haritası ve kapalı döngü. Diğer yanda Cortical Labs’ın CL1 biyolojik bilgisayarı: 200.000 canlı insan nöronu (iPSC teknolojisiyle CEO Hon Weng Chong’un kendi kan örneğinden reprogrammed) bir multi-electrode array’e yerleştirildi. Bu nöronlar, sadece elektrik pulse’ları ve ödül-ceza feedback’i ile bir haftada DOOM oynamayı öğrendi: 3D labirenti gezindi, düşman tanıdı, ateş etti, sağlık ve cephane yönetimini adapte etti. Enerji tüketimi pikoJoule seviyesinde. Silikon GPU’ların megawatt’larına karşı, bir petri kabındaki yaşayan karbon tabanlı zeka. Medya başlıkları “Sinek yürüyor!”, “Beyin hücreleri Doom oynuyor!” diye güldü. Ama asıl mesele, senin de dediğin gibi, çok daha derin: Bilinç kopyalandı mı, yoksa yalnızca davranış kalıpları mı aktarıldı? Ruh ne oldu? Tanımlayamadığımız bir şeyi kopyalamaya başladık ve bunun sonuçlarını henüz ölçemiyoruz. Eon Systems’in çalışması, 2024 FlyWire konsorsiyumu (Princeton, HHMI Janelia, Google) tarafından tamamlanan tam connectome üzerine inşa edildi. Her nöronun 3D koordinatı, her sinapsın ağırlığı, her nörotransmitter tipi (glutamat, GABA vb.) haritalandı. Shiu et al.
Bilim
"Kuantum dolanıklığı, iki veya daha fazla parçacığın birbirleriyle bağlantılı hale gelmesi durumudur" Kara madde ile kara enerjinin birbirine oranları aynı zamanda evrenin gelecekteki tarihi hakkında da bilgi vermektedir.Eğer kara enerji baskın olursa evren büyük parçalanma ile son bulacak,eğer kara madde daha yüksek oranda çıkarsa evren kendi içine çökecek,son olarak bunların oranı birbirlerini dengeleyecek şekilde çıkarsa evren düz evren olan bir süreçte, genişlemeye devam edecektir. ((Cern ve büyük patlama//Kerem cankoçak)) Kuantum fiziğinde nedensellik çalışmaz. Her olayın belli bir nedeni yoktur. Olurlar sadece. Bizim kafamızdaki nedensellik kavramı çok eskiden kalan bir şartlanmadır. Aristoteles her şeyin bir ilk nedeni olması gerektiğini söylüyordu. Neden öyle olsun ki ? Fizikteki yasalar bile aslında bir simetri Kırınımı sonucu ortaya çıkarlar. Çünkü tamamen simetrik evrende hiçbir şey meydana gelmez. Aslında fizikte hiçlik de yoktur, hep bir varoluş vardır. Bu varoluş sırasında ne olacağı tamamen rastlantısaldır.. ((Cern ve büyük patlama//Kerem cankoçak)) Kütle,bir enerji biçimidir.Daha ağır kütleli parçacıklar elde etmek için,düşük kütleli parçacıklar çok büyük kinetik enerji kazandı rılacak,hızlandırıcı üzerinde bulunan dedektörlerin içlerinde çarpıştırılır.Bir parça çığın momentumu,dalga boyu ile ters orantı lıdır.Parçacık hızlandırıcıları,bir parçacığın momentumunu arttırmak,dalga boyunu azaltmak için kullanılır.Dalga boyu ne kadar küçük olursa,hedef hakkında o kadar çok bilgi edinilebilir.Hızlandıcıda,çarpıştırılan parçacıklar kazandıkları kinetik enerji ile yeni parçacıklar oluştururlar.Bu sayede ağır kararsız parçacık yaratılabilir ve özellikleri incelenebilir,parçacık bozunum ürünleri incelenerek bunlardan parçacıkların