Carrie Soto ve Muazzam Geri Dönüşü
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 14:04
Carrie Soto, kendi döneminin en iyisi olan babası ve koçu Javier Soto'nun etkisiyle küçüklüğünden beri hayatını dünyanın gelmiş geçmiş en iyi tenisçisi olabilmeye adamıştır. Tartışmalı hareketleri nedeniyle hiçbir zaman en sevilen olmasa da hiç kimse onun tenise katkılarını ve bitmek bilmeyen azmini inkar edemez. 80'li yılların ortalarında ulaşabileceği her hedefine ulaşmıştır. Ancak her şeyin olduğu gibi, kariyerinin başında dünyaya yabancı olan ve tenis dünyasını temelinden sallayan üstün becerilerinin de bir son kullanma tarihi vardır, bu yüzden 1988'de emekli olmak zorunda kalır. O an 1994'te, yükselişte olan Nicki Chan'in en çok Grand Slam sahibi tenişçi rekorunu elinden almanın eşiğine gelmesini izleyeceğinden habersizdir. Nicki Chan ve rekoru için oluşturduğu tehdit, Carrie Soto'nun yeniden tenis dünyasına atılması için bir katalizör görevi görür ve Carrie, aynı yıl rekorunu elinde tutmak için geri dönmeye karar verdiğini duyurur. Bu kararın ona pahalıya patlayacağının farkındadır. Neticede spor dünyası, katı yürekli olarak anılan “Savaş Baltası"ndan hiçbir zaman hazzetmemiştir ve bu durum, o günden bu güne pek değişmemiştir. Carrie, dünyayı haksız çıkarmayı ve rekorunu elinde tutmayı başarabilecek midir? Öncelikle bu kitap, bu dönemde en çok ihtiyacım olan şeydi. Bakın, kitap tamamen tenis hakkında. Haliyle bir sürü tenis maçı/antremanı okuyoruz kitapta. Ve kitap buna rağmen benim gibi tenise pek de ilgi duymayan birine bile kendini okutmayı başardı. Tenisle ilgili geçenler ne kadar doğru bilemem ama kitap epey akıcı ve sürükleyici, ne olacak diye merak etmeden duramıyorsunuz. Ayrıca önemli olan kazanmak değil, eğlenmek gibi küçüklüğümüzden beri duyduğumuz ama belki de önemini asla tam olarak kavrayamadığımız bir mesajını böylesine güçlü bir şekilde
Edebiyat
Carrie Soto Geri DöndüTaylor Jenkins Reid · Yabancı Yayınları · 2024214 okunma
7/10
·176 syf.·
Beğendi
·
2026 43. kitabı
Sıfıra Doğru , Agatha Christie ’nin psikolojik gerilimle klasik polisiyeyi birleştirdiği en karanlık romanlarından biridir. Kitap, yalnızca “katil kim?” sorusuna değil, insan ilişkilerindeki kırılmalara, kıskançlığa ve bastırılmış nefrete de odaklanır. Christie bu romanda cinayetten çok, cinayete götüren süreci anlatır. Başlıktaki “sıfıra doğru” ifadesi de tam olarak bunu simgeler: İnsanların yavaş yavaş kaçınılmaz bir felakete sürüklenmesi. Romanın merkezinde ünlü tenisçi Nevile Strange vardır. Nevile yakışıklı, başarılı ve çevresindeki insanlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip biridir. Bir zamanlar Audrey ile evlidir fakat evlilikleri sona ermiştir. Daha sonra genç ve çekici Kay ile evlenmiştir. Nevile’ın eski eşi Audrey oldukça içine kapanık, kırılgan ve duygusal bir kadındır. Hikâye, Nevile’ın tuhaf bir karar almasıyla başlar: Yeni karısı Kay ile birlikte, eski eşi Audrey’in de bulunduğu Gull’s Point adlı sahil malikânesine tatile gitmek ister. Malikânenin sahibi yaşlı Lady Tressilian’dır. Bu durum daha en baştan büyük bir gerilim yaratır çünkü aynı evde eski eş, yeni eş ve arada kalmış bir adam bulunmaktadır. Gull’s Point’e gelen misafirler arasında Thomas Royde, Mary Aldin, Ted Latimer ve başka karakterler de vardır. Özellikle Thomas Royde’un Audrey’e karşı hisleri önemlidir. Audrey sessiz görünse de iç dünyasında yoğun bir acı taşımaktadır. Kay ise gençliğinin verdiği özgüvenle Audrey’i küçümser gibi davranır. Evde görünürde sakin ama alttan alta büyüyen bir psikolojik savaş vardır. Christie roman boyunca cinayeti geri plana iter. Asıl mesele karakterlerin ruhsal durumlarıdır. Evdeki herkes geçmişin yükünü taşımaktadır. Nevile’ın hâlâ Audrey üzerinde etkisi olduğu hissedilir. Audrey ise Nevile’dan tamamen kopamamıştır. Kay bunu sezdiği için huzursuzdur. Sürekli laf
Edebiyat
Sıfıra DoğruAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20221,697 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
3/10
·176 syf.··
2026 5. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 16:13
Kendini keşfetmekten imtina etmiş olanlara kesinlikle fayda sağlayacaktır ancak benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Yazarın dilinin güçlü olduğunu ve örneklerle anlatımını beslemeyi çok iyi başardığını söyleyebilirim.
Tenisin İçsel OyunlarıTimothy Gallwey · Sola Unitas · 202242 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 7. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 22:16
Aman Allahım !! Uzun zamandır bu kadar etkilendiğim bir kitap olmamıştı . Orhan pamuk yine her zamanki gibi okuru , bizleri şaşırtmak için elinden gelen tüm çabayı sarf etmişşş . Arkadaşlar kitap içerisinde yer alan hiç bir karakter hak ettiği mumammele ve olaylarla karşılaşmıyor aksine asla hak edilmeyen durum olay ve kaderle hayatları ilerliyor . Aşırı ters köşe oldum ben kitabı okurken . Örneğin Nazan karakteri naif sessiz sakin bir kadınken hak edilmeyen bir ölümle ve yaşamla yazarımız kadını ödüllendiriyor !! Ya ben anlamıyorum Orhan pamuk neden muhafazakar ve sessiz sakin insanları sürekli bir çarpık karakterle ve olaylarla ilintiliyor ben kasti bir tercih olduğunu düşünüyorum şahsen . Bir o*****un hayatını kitapta allayıp pullarken neden Nazan karakterine bu kadar oynamış ben anlamlandıramadım ve aşırı sinirlendim . Zaman zaman düşündürüp zaman zaman da dönemsel aile içi iletişimsizliğin kötü getirileri üzerinden kurgulanmış bir kitap . Okumak gibi bir fikriniz varsa bolca sinirlenip hüzünleneceksiniz :()
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,2bin okunma
Hamnet veya Hamlet
5/10
·293 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 21:01
Hamnet Kişiler: Agnes: Shakespeare’in karısı, Doğan yetiştiricisi Susanna: Shakespeare ilk kız çocuğu Hamnet: Shakespeare’in oğlu ikiz Judith: Shakespeare’in kızı ikiz Mary: Shakespeare’in annesi John: Shakespeare’in babası Joan: Agnes’in üvey annesi Bartholomew: Agnes’in kardeşi Rowan: Agnes’in öz annesi Eliza: Shakespeare’in kız kardeşi Anne: Shakespeare’in ölen kız kardeşi Gilbert: Shakespeare’in kardeşi Edmond: Shakespeare’in kardeşi Caterina: Joanın kızı Joanie: Joanın kızı Margaret :Joanın kızı William: Joanın kızı James: Joanın oğlu Thomas: James: Joanın oğlu ******** Konusu; William Shakespeare'in 1596 yılında 11 yaşındayken veba veya benzeri bir nedenle ölen oğlu Hamnet'in hikayesini anlatıy-diyeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kitabın konusu tamamiyle Hamnet’in annesi Agnes, hayatı ve evlat kaybının kimliği üzerinde yarattığı üzücü bir süreci konu olarak ele alır. Roman, Shakespear’in eşi Agnes'in çocukluktan gençliğine, üvey anne elinden evliliğe olan yaşamını, aşkını, sıra dışı özelliklerine, kahinliğine, çocuklarına olan düşkünlüğüne -özellikle ikizlerin doğumuyla daha da perçinlenen- ve oğlu Hamnet’in ölümüyle yaşadığı acıyı anlatır. Shakespeare ise bu kederi sanatına dönüştürme sürecine odaklanır. Ki bunu zaten bizler biliyoruz. Bu kitap bize bilmediğimiz ailenin diğer fertlerini başka bir kurgusallıkla da olsa bize sunuyor. Gariptir ki kitapta Shakespear ismi hiç geçmez ve Hamnet’in annesinin gerçek ismi olan “Anne” de geçmez. Yazarımız böyle uygun görmüş olsa gerek. Yazarımız 2020 yılında 2020 Women's Prize for Fiction (Kadın Kurgu Ödülü) alıyor. Ve sanki bu ödülü almak için yankı oluşturmak adına zorla yazmış gibi hissettim.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
8/10
·208 syf.·
2026 4. kitabı
Joachim Zelter’in kaleme aldığı ve Regaip Minareci’nin çevirisiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından 2022 yılında yayımlanan ‘Yalanın Erdemi’ bireysel psikolojik patolojiler üzerinden makro düzeyde toplumsal bir "hakikat ötesi" (post-truth) eleştirisi sunan çarpıcı bir eserdir. Zelter, kara mizahı ve grotesk anlatım biçimini merkeze alarak, yalanın yalnızca bir ahlaki zaaf değil, aynı zamanda hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bir "hayatta kalma" ve "gerçeklik inşa etme" mekanizması olduğunu savunur. Kasetler, İşitsel kayıtlar, gerçeğin ve kurgunun iç içe geçtiği manipülatif medyanın (radyo/yayıncılık) bir metaforu olarak işlev görür. Romanın ilk yarısı, Alman aristokrasisinin çöküşünü ve eski ihtişamını kaybetmiş bir büyükannenin gerçeklikten kaçışını ve torunu üzerinden narsisistik bir tatmin arayışına dönüşür. Büyükanne, torununu bağımsız bir birey olarak kabul etmek yerine, onu kendi aristokratik kibrini ve soy gururunu besleyecek bir "proje" (narsisistik uzantı) olarak görür. Carl Rogers'ın psikolojik yaklaşımlarıyla açıklanabilecek bu "koşullu onay" durumu, torunun psikolojik gelişimini derinden yaralar. Torun, büyükannesini mutlu etmenin, onun onayını ve sevgisini kazanmanın tek yolunun fabrikasyon gerçeklikler üretmek olduğunu keşfeder. Erik Erikson’un psikososyal gelişim evreleri bağlamında, torunda "temel güvene karşı güvensizlik" duygusu kök salar. Yalan, sevgi ve onaya ulaşmak için kullanılan işlevsel bir edimsel koşullanma aracı haline gelir. İlerleyen bölümlerde, hastalıklı ilişkinin dinamikleri radikal bir biçimde yer değiştirir. Torun, edilgen bir yalancıdan, aktif bir gerçeklik tasarımcısına (demiurgos/yaratıcı) dönüşür. Jean Baudrillard'ın *Simülakrlar ve Simülasyon* kuramına paralel olarak torun, alt katta kurduğu stüdyo aracılığıyla
Yalanın ErdemiJoachim Zelter · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024375 okunma