"Eğer dağarcığınız genişse, kimin ne dediğini, gerekçelerini de göz önünde bulundurarak anlayabilirsiniz. Yoksa bir bilinmeze sürüklenirsiniz."
Sayfa 95·Kitabı okuyor
Lider, yalnızca tarihsel bir gereksinmenin ya da zorunluluğun aracıdır ve zorunluluk gerektiğinde kendi aracını yaratır. Bu bakımdan yeri doldurulamayacak büyük adam yoktur. Herhangi tarihsel bir eğilim, eğer yeterince derin ve genişse, anlatımını yalnız bir tek adamda değil, belirli bir insan grubunda bulur.
Sayfa 154 - Plehanov
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçekten de orta sınıftan, okulda spor yapan kızların çoğunun "kariyeri" evliliktir. Bu kadınlar büyük kentlerin yeşil banliyölerine yerleşirler. Hizmetçi, temizlikçi, aşçı ve dadı tutacak olanakları vardır. Kocaları trenle çalışmaya kent merkezine gider, onları boş zamanlarını değerlendirebilecekleri etkinliklerle baş başa bırakırlar; bu etkinlikler arasında tenisle golf önde gelir. Golf kulüpleri banliyölerde toplumsal ağın ayrılmaz bir parçası haline gelir, sayıları 19. yüzyılın sonunda hızla artar. Örneğin, Londra'nın kuzeyindeki Stanmore Golf Club'ın, kuruluşundan beri, kadınlara ayrılmış özel bir parkuru da bulunan bir bölümü vardır. Yıllara bakıldığında, kadınlar bu kulübün üyelerinin dörtte birini ya da üçte birini oluştururlar. Kulüpte erkeklerin bölümüne bağlı olsalar da kendi içlerinde özerk bir konuma sahiptirler. 1893'te kurulan Ladies Golf Union, Lady Margaret Scott'ın üç yıl arka arkaya kazandığı Kadınlar Arası Şampiyonayı başlatır; Scott golfü erkek kardeşleriyle birlikte öğrenmiş, sonradan evlenmek üzere yarışmayı bırakmış, sıradışı bir oyuncudur. Golf güçten ziyade kesinlik ve ritmi yansıtan, esnek ve incelikli bir hareket ister.
Düzeltilen, Çalıştırılan, Yetkinleştirilen Beden/İşlenen Beden 19. Yüzyılda Jimnastikçiler ve Sporcular/Kadınlarda Spor·Kitabı okudu
yirmi yaşındaki halim bugünkü halimle tanışsa mutluluktan ağlardı
1000Kitap
Gelin size Arthur Ashe'nin hikâyesinden söz edeyim.
Neden ben ? Wimbledon'un ilk zenci şampiyonu Arthur Ashe, kan naklinden kaptığı AIDS'den dolayı ölüm döşeğindeydi. Dünyanın her köşesindeki hayranlarından mektuplar yağmaktaydı. Bunlardan biri şöyle soruyordu: "Tanrı böylesine kötü bir hastalık için neden seni seçti?" Arthur Ashe şöyle cevap verdi: “Tüm dünyada elli milyon çocuk tenis oynamaya başlar. Beş milyonu tenis oynamayı öğrenir. Beş yüz bini profesyonel tenisçi olur, elli bini yarışmalara girer, beş bini büyük turnuvalara erişir, ellisi Wimbledon'a kadar gelir, dördü yarı finale, ikisi finale kalır. Elimde şampiyonluk kupasını tutarken Tanrı'ya 'Neden ben?" diye hiç sormadım. Şimdi sancı çekerken, ona nasıl 'Niye ben' derim?"
Sayfa 25 - Olimpos Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Eğer dağarcığınız genişse, kimin ne dediğini, gerekçelerini de göz önünde bulundurarak anlayabilirsiniz. Yoksa bir bilinmeze sürüklenirsiniz.
Sayfa 95·Kitabı okudu