;...hayat hikâyemizin tüm sarp iniş çıkışlarına, tüm akıl almaz sapmalarına, tüm arabesk dolambaçlarına rağmen, sapına kadar gerçek, dolayısıyla da mecburen sıradan insanlardık ikimiz de.
Durumu şöyle de açıklayabiliriz: İnsan ancak toplum halinde varolabilir. Toplum halinde varolabilen insanların birbirleriyle kurdukları her çeşit ilişki ahlâkı oluşturur. Birbirleriyle ilişki halinde bulunmak zorunda olan insanlar bunu özellikle dille becerebilir. Ahlâk düzeninde yaşayıp dille bildirişen insanların yapıp ettikleri her şey, ortaya koydukları ürünlerin hepsi, kültür denilen ortamı meydana getirir. Görüldüğü gibi doğadan devşirilen hammaddelerin bambaşka beşerî mamüllere dönüştürülme işlemleri ve bunların sonucu olmadı bakımından heyetimecmûuyla kültür, bir doğadışı, demekki metafizik ortamdır. Öyleyse mekanikci-pozitivci dünya tasavvuruna anaörneklik oluşturan fiziğin kendisi bile metafizik, yani inançlarımızın, fikirlerimizin çerçevesinde becerilen işlerdendir.