...en çok özlediğim kahve almaktı. Bir flat white yudumlamak. Kişiliğim dağılmamak için bir flat white'a bağlı olacak kadar kırılgansa ağır teori ve felsefe okumakla geçirdiğim o yılların ne işe yaradığını anlamıyorum. Kapitalizm flat white'ı bana bir fincan özgürlükmüşçesine sattı.
İnsan girdabının her bir öğesinin talebini karşılayacak veya tatmin edecek hiçbir teori, felsefe, inanç, sistem veya formüle edilmiş bir yöntem yoktur.
İnsanların çektikleri acılardan daha güçlü ve arınarak çıktıklarına dair bir teori olduğuna, bu dünyada ya da başka herhangi bir dünyada ilerleyebilmek için sırtımıza ateşten gömlek geçirmek zorunda olduğumuza inanıyorum.
Hepimizin de şu ya da bu şekilde travma yaşadığımıza kesinlikle inanıyorum. Kusursuz ana babalar, kardeşler, komşular, arkadaşlar dünyası dışında nasıl olur da böyle şeyler yaşamazdık? Sonra çoğu şeyin bağlı olduğu, bu travmaya nasıl tepki gösterdiğimiz sorusu var: bu travmayı kabullenmemiz ya da bastırmamız ve bunun başkalarıyla olan ilişkilerimizi nasıl etkilediği. Bazıları travmayı kabul edip onu hafifletmeye uğraşıyor, bazılarıysa yaşamlarını travma görmüş başkalarına yardım ederek geçiriyor ve bir de esas kaygısı, ne pahasına olursa olsun kendilerine daha fazla zarar verilmesinden kaçınmak olanlar var. Bunlar acımasız olanlardır ve dikkat edilmesi gereklidir.
Kadınlardaki “penis kıskançlığı” teorisiyle ilgili olarak Jung, penisin sadece fallik bir sembol olduğunu, erkeğin iktidarını temsil ettiğini vurguladı, bu yorumla beraber teori modern zamanlarda daha kabul edilebilir hale geldi.