Okuyanınız varsa, yazsın arkadaşlar lütfen..
7/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:26
Yazarımız Gülseren Budayıcıoğlu'nun yabancı reaksiyonu diyebilirsiniz :)) Yabancılarda bilirsiniz klasik cümleler vardır; canın cehenneme vs...Bir de bizde absürd olan onlara göre gayet normaldir. İşte tam da bu noktada bu kitap yazdıklarımı onaylarcasına psikolojik sorunu olan hastalarını dile getirirken hepsini ayrı ayrı bölümlerde absürd olaylarıyla dile getiriyor. Neymiş hastalarından birinin penisinde kaşıntı varmış, kaşıntının geçmesi için sürdüğü kremin penisi her sürüşünde küçülttüğü inancı varmış. Başka bir hastamız da 19 yaşlarında çırılçıplak amuda kalkmış neden şekeri düşmüş ne yaptığını bilmiyor tesadüfen ikram edilen portakal suyunu içince düzeliyor. Bir diğeri de her gece bara gidip farklı adamlarla eşini aldatıyor,ertesi mi gün kendimi kirletilmiş hissediyorum diyor.... Vs. Tarz Gülseren Budayıcıoğlu ama hikayeler devasa..O kadar psikoloji ve kişisel gelişim kitabı okudum hiç bu kadar arka arkaya absürt olayla karşılaşmadım ya da ben okumadım. Okuyan varsa da eğer yazsın arkadaşlar:)) Sayısız kitap var netice de, sanırım ben bu kadarını ilk kez bu kitapta gördüm. Yalnız dip not,akıcı bir dille anlatılmış..
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,6bin okunma
6/10
·496 syf.··
2026 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 17:28
Selamlar. Ben bu kitabı sevemedim. Yani aslında yazarın kalemi çok akıcı. Kitap kendini okutuyor bir şekilde ama kurguyla ilgili çok ciddi sıkıntılar var. Kitap korkunç mu ? Hayır değil. Okunması gereken güzel bir kitap mı ? Kesinlikle değil. Benim en çok canımı sıkan mesele karakterlerin asla tutarlı olmamasıydı. Hiçbir karakter tutarlı değil bu kitapta. Yani tamam önemli olaylar olur, karakter gelişimi okuruz ve bütün bu süreçlerin sonunda karakterlerin fikirleri değişir anlarım. Ama bu kitapta böyle olmuyor. Zaman atlaması yaşıyoruz hop karakterin fikri değişmiş. Bazen o bile yok çünkü karakterler de ne istediğini bilmiyor. Bu döngüden çok sıkıldım. Bir fikriniz, bir duruşunuz olsun. Hepiniz mi aşırı korkak ayran gönüllü insanlarsınız ?! Devamında spoiler vereceğim. Biraz daha özet tarzında bir yorum olacak. Uyardım. Cecelia inanılmaz aptal bir karakter. Yine de Cecelia’nın bazı hatalarının temelinde sürekli yanlış yönlendirilmesi ve sürekli kasıtlı olarak bilgisiz bırakılması olduğunu düşünüyorum. Zaten kitapta kimsenin sevginin ya da en azından romantik anlamdaki sadık sevginin ne olduğunu bildiğini düşünmüyorum. Cee, Dominic’i çok seviyor ve çok aşık, Sean’u çok seviyor ve aşık ama bir süre sonra görüyoruz ki onları hala çok seviyorken bir yandan da Fransız’ı çok sevmeye başlamış. Bakın ben açık ilişkiye karşı değilim. İlk kitap için de bunu söylemiştim. Yetişkin insanlar özgür iradeleriyle bu üçlü ilişkiyi birlikte yürütmekten memnunlar. Beni bağlayan bir durum yok yani. Ama konu sevgiye, aşık olmaya gelince orada bir durup düşünmemiz gerek bana göre. Yani Cee, benim güzel kızım, tamam iki erkeğin sana sana verdiği ilgiden hoşlandın, sana kendini değerli hissetmelerinden hoşlandın, seks kendi başına bonus puan zaten ama bütün bunlar çerçevesinde sen onları
GöçKate Stewart · Olimpos Yayınları · 2024292 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Feminizm Nedir BİLMEYEN Yazarın Feminizm Kasması Rezilliği
1/10
·424 syf.··
2025 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2025 13:43
Merhaba, ben Sülde. Her incelememde olduğu gibi bu incelememde de madde madde ve SPOILER aka SÜRPRİZ BOZAN vererek ilerleyeceğim. Kısa bir sürpriz bozansız inceleme yazmam gerekirse: Korkunç kötülükte, feminizm mesaj vermeyi kendine görev bilmiş yazarımızın feminizm nedir bilmeden yola çıktığı, bilmem kaç yıllık kadın direnişini kurduğu temelsiz dünya ve karakterler üzerinden iyileştirip eleştirmeye çalışırken kapasitesinin yetmemesinden mütevellit her şeyi mahvedişini okuyorsunuz. Karakterler tipleme, olaylar saçma, tepkiler saçma, kitapla ilgili güzel olan tek şey kapağı o da yazarın elinden çıkma değil. Anlatabildim umarım? Yaklaşık İKİ BUÇUK saatlik gömme podcastimi dinlemek için linke tıklayınız: youtube.com/watch?v=0iDbx2s... Kanal adım: benSülde Ayrıca başka kitap eleştirileri de mevcut. Şimdi asıl incelememize geçelim: 1) FEMİNİZM NEDİR? Oxford'dan alınan aynen tanım: XVIII. yüzyılda Fransa’da filozoflar ve kadın yazarlarca ortaya atılan ve savunulan, daha sonraki yüzyıllarda her toplumda yandaş bulan, kadının siyasal ve toplumsal haklar bakımından erkekle eşit olması gerektiğini öne süren ve bunu gerçekleştirmeye çalışan akım. Peki feminizim temelinde nedir? Kadının sosyal hayatında bir erkekle eşit haklara sahip olmasını hedefleyen ve bu haklara sahip olamayan kadınların elinden tutan, erkeklere biçilen toplumsal rolleri de eleştirmesiyle özünde erkek düşmanlığı değil "biz de erkekler gibi insanız" mesajıyla mühendis bir kadının mühendis bir erkekle aynı maaşı alması gerektiğini, kadının da miras hakkından faydalanması gerektiğini, kadının isterse çalışma isterse evde kalma hakkının saklı olması gerektiğini söyleyen, kadının her türlü isteğine SAHİP çıkan, kadını erkekten üstün ya da erkeği kadından aşağı GÖRMEYEN, bir kadının isterse bir
Buz KrallığıSena Nur Işık · İndigo Kitap · 2024370 okunma
8/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2024 90. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2024 20:30
"Onun sevgisi ışık gibiydi... benim ışığım." Herkese selamlar Seriye sonunda baslayabildim ve ilk kitap olan #uçaktakiyabancı nin yorumu ile geldim. Peşinen uyarıyorum aşırı toksik bir hikayeydi. Karakterlerin, özellikle de erkek karakterin gelgit halleri bir yerden sonra surekli gözlerimi devirmemi sagladi. Ustelik ben toksik karakter okumayı da sevmem. Ama... işte geliyoooorr... Bu toksik hikayeyi sevdim Normalde bu tarz bir hikaye genc yaştaki karakterlere daha uygun olurdu sanki fakat burada fiziken olgun olan ama zihnen 17 yaşında davranan ikilimiz maşallah surekli kavga ve sex halindelerdi. Halbuki olgunluklari gereği oturup konussalardi ortak bir karara varacaklardı. Ama yok, kim kulağı tersten tutup herseye en zor yoldan ulaşmak istemez ki Jameson, Miles Medya'nin patronu ve aşırı derecede sinir olunası bir tip. Fakat bu şeytan tüylü adam nasıl olduysa beni bile kendine alıştırdı. Ama ben her zaman kız tarafı olduğum icin Emily'i daha cok sevdim. En azindan tavrını, yaklaşımını daha çok begendim. Hic olmazsa gazeteci olan kızımiz ne istediğini biliyordu. Jameson gibi olgunlaşmamış avokado değildi. Adam sadece işiyle evliydi, hayatında ilişki istemiyordu. Neymis? Çünkü CEO'mus, en büyükmüş, sorumluluk hep ondaymis Stres yüklü olmanı anlayabiliyorum ama baş edemiyorsan terapi görürsün kardesim. Ne diye önüne gelene bağırıyorsun ki? Ayy bu adam beni cok yordu Ama bana bile, arada bir yapabiliyorken konuştuğu sirada tatlı adammış aslinda dedirtti. Kitapta çocuk kavgaları harici biraz gizem de vardı ki bu kısmı sevdim. Emily'nin tüm engellemelere rağmen işine sıkı sıkıya bağlı kalıp çalışmaya devam etmesini takdir etsem de çok yıprattı kendini bu adam yüzünden. Kızın bile sirazesi kaydı sayesinde Ayy neyse, keyifli ama yeter be adam dedirten, genel olarak
1000k
Uçaktaki YabancıT.L. Swan · Martı Yayınları · 2023988 okunma
Gelsin linçler...
7/10
·430 syf.··
2024 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2024 04:37
Sevgili Yalom 1992 yılında oturmuş ve şöyle demiş, öyle bir kitap yazayım ki yıllarımı verdiğim psikoterapinin tüm ilkelerini yerle bir edeyim Bir ruh sağlığı çalışanı olarak önce aldığım eğitimin çizdiği çerçevede bir değerlendirme yapacağım. Bu sebeple edebi bakış açımı sona sakladım. Romanımız psikoterapinin temellerinin yeni yeni atıldığı 1800lerin sonunda, isimlerine çok aşina olduğumuz tarihi karakterler etrafında gelişiyor. Roman, Nietzsche'nin yakın bir arkadaşının o dönemin en ünlü doktorlarından birine ulaşması ve Nietzsche'yle konuşma terapisi yapmasını istemesiyle başlıyor. Yani psikoterapinin en önemli ilkesi "Gönüllülük" daha ilk bölümden üstüne basıp çiğneniyor. Devamında binbir katakulli çevrilerek görüşmeye gelen Nietzsche tedavi alması için ikna ediliyor ama nasıl? Doktor, bir süredir bunalımda olduğunu söyleyerek Nietzsche'nin kendine terapi yapmasını istiyor. Ama hangi eğitim, uzmanlık ve donanımla? Neymiş, onun yaşadıklarını kendi hikayesiymiş gibi anlatacak ve böylece Nietzsche'nin söylediği her cümleyle kendi kendine terapi yapmasını sağlamış olacakmış. "Yetkinlik, Saydamlık ve Dürüstlük" ilkeleri de burada koşarak uzaklaştı. Devamında işler sarpa sarıyor ve doktor Nietzsche'den gördüğü direnç karşısında amacına ulaşamayacağını anlayınca ava giderken avlanıyor ve olayı tamamen kendi yararına döndürüyor. Nietzsche'nin hayat görüşünden ne öğrensem kâr bakış açısına giriyor. Devamı doktorun katarsisi ve farkındalık çalışmalarıyla ilerliyor. Bu bölümleri okurken "Bunu da yapmazsın be Yalom" nidaları atıyordum içimden. Neyse bu süreçte sevgili Nietzsche bol bol tavsiye (!) ve öğütte (!) bulunuyor danışanına. İyice psikolog rolüne yerleşiyor. Şunu yap bunu yap denemeleri ve hüsrana uğrayan sonuçlar karşısında çözümün böyle gelmeyeceğini anlayıp
Psikoloji
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
Sinir bozucu, ırkçı başlığıyla, bir kürt sevdim...
Puan vermedi·272 syf.··
2024 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2024 19:02
Birkaç gün önce Diyarbakır'a doktora gitmiştim sabahın erken saatlerinde. Bir iki gün de kuzenlerimle takılır biraz kafamı dağıtırım diye düşündüm. İyi de geldi kalmak. Ertesi gün kuzenimin yıllardır samimi olduğu üst komşusu çağırdı bizi kahveye. O kahveleri pişirirken duvarda küçük bir rafta dizili kitaplar çekti hemen ilgimi. Bu hayatta en sevdiğim şeydir gittiğim her yerde farklı kitaplar görüp sayfalarını aralamak. Sırayla kitapları incelerken bu kitap ilişti gözüme. Tam da o an ev sahibesi elinde kahvesiyle içeri girerken. Evli iki çocuklu bir kadın. "Aaa dedim sen zamanında kürt birini sevdin de vermediler mi seni yoksa" diye sorarken, tebessüm etti. "Hayır dedi, bu hikayede kürt benim ve ailem beni (şu an ki eşime) bir Türk'e vermek istemediler. Tabi ki sebebi Türk olması değildi. Oturduk kahveleri yudumlarken anlattı özetle hayatından geçenleri. Sevdim ama vermediler dedi, son çare kaçmış sevdiğine. Kaçmış ama ailesi onunla küsmüş senelerce maalesef. Babası yıllarca küs kalmış ona. Tam da barışıp vuslat sona erdi derken vefat ediyor babası. Gözleri dolarak anlatıyor. Tebessümle elime aldığım kitap bir yumru gibi düğüm düğüm oldu boğazımda. Gözlerim doldu. Ama güzel şu ki kavuşmuştu sevdiğine ve en önemlisi pişman değildi, mutluydu eşiyle, iki dünya tatlısı çocuklarıyla. "Kitabı sabaha kadar ağlaya ağlaya okudum elimden hiç bırakmadan dedi. Kendini bulmuş o hikayenin bir kısmında. Ama o şanslıydı kavuşmuştu sevdiğine. İki yıl önce bu kitabı alacaktım sonra vazgeçtim dedim. Ver bana Midyat'a dönerken okurum yolda dedim. Verdi. Başladım okumaya yolculuk başlar başlamaz. Yanımda tanıdık birilerinin olmayışının rahatlığıyla daldım kitabıma, gözyaşım nasıl akıyor okurken anlatamam. Bu hikayede beni anlatan bir şey de yoktu aslında. Hüzünlü hikayelerde, şarkılarda,
Bir Kürt SevdimDilek Bilgiç Esen · Müptela · 20228,1bin okunma