Mitolojik zamanın da tarihsel zamanın da anlatısal bir gerilimi vardır. Zaman olayları özgül bir şekilde birbiriyle bağlantılandırır. Anlatı zamana bir koku verir. Nokta-zaman ise kokusu olmayan zamandır. Zaman, sürem kazandığında, bir anlatı gerilimi veya bir derinlik gerilimi elde ettiğinde, derinlik ve enginlik, yani bir uzam kazandığında bir koku yaymaya başlar. Zaman bütün derin yapısından veya anlamından koparıldığında, atomlaştığında, düzleştiğinde, cılızlaştığında veya kısaldığında kokusunu kaybeder.
…
Zaman çok önemli bir varlık eksikliğini telafi etmek için ileri atılır, hatta aceleyle öne fırlar ama bunda başarılı olamaz, çünkü hızlanma kendi başına herhangi bir dayanak sunmaz. Tam tersine, mevcut eksikliğin daha da keskin bir şekilde görülmesine yol açar.
İnsanın kökenleri tek bir yerden gelmektedir, tek bir atalar topluluğu, bir tek “anadil” vardır…
(…)
İnsan topluluklarını birbirinden ayıran onların görünüşleri ve sadece görünüşleridir. İnsanoğullarının içleri, hücrelerinin özü göz önüne alındığında, tüm topluluklar birbirine benzer.
(…)
İnsanların sınıflandırılamayacağını söylemek onların aralarında farklar olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine: İnsanların çeşitliliği sınırsızdır, aşırıdır. Şaşkınlık vericidir. Hepimiz bir tek tür oluşturuyoruz, hepimiz aynı atalardan geliyoruz, hepimiz bir tek dilden türemiş farklı diller konuşuyoruz. Ama birey olarak her birimiz tekiz, biriciğiz. Herkes herkesten farklıdır. Bununla birlikte, insanlık tarihinde sizin ya da benim gibi biri olmadı. Şu halde hepimiz farklıyız; ve hepimiz akrabayız.
Demokrasi insanların canının istediğini yapabileceği,kendi kolayına gelecek şekilde menfaat çarklarını çevirebileceği bir rejim değildir.Tam tersine çok sıkı ahlaki ve kanuni tedbirlere itaat edilmesi gerekir...
"Bu bir düşünüştü; bir inanıştı, yalnız kendisinin işi değildi, aynı düşünce ile aynı inanç birçok insanın malıydı ve bir düşüncenin, bir inanışın yenilmesi, bir kişinin öldürülmesi ile olacak şey değildi. Tam tersine öldürülen, kalanlara bir başka güç olurdu. Ama öncüsü korkup kaçan bir inanışı artık hiçbir kuvvet kurtaramazdı."
İşte bu hiç de öyle değil, —dedi.— Hepinizi şaşırtan da bu nokta işte! Bence katil ne becerikli, ne de deneyimli; büyük olasılıkla da bu onun ilk işi! Katilin becerikli, deneyimli olduğunu kabul edecek olursak, yanıltıcı sonuçlara ulaşırız. Tam tersine deneyimsiz ve ilk işini yapan bir katil olduğunu düşünürsek, onu felaketten kurtaran şeyin yalnızca bir rastlantı olduğunu görürüz. Ve rastlantılarla neler neler olmuyor bu dünyada! Katil, belki de karşılaşabileceği engellerin hiçbirini öngörememişti...