• 424 syf.
    ·Beğendi·9/10
    İngizlicenin hayatımızda bu kadar fazla yer almasindan midir bilmiyorum kitabin adını başta nasil okuyacagimi bilemedim.Pia Meydir, Pia Meytir, Pia Mater..yazildigi gibi okunuyormus.

    Kitap dan diye başlıyor.Hani o bize ogretilen giris gelisme sonuc gibi degil de direkt gelisme kismindan giris yapılmış.Sayfayi fazla cevirdim herhalde diye bir kac kere kontrol ettim.Kontrol etme sebeplerimden biri de sayfalarda paragraf girintilerinin olmamasi.Zamanla alistim ama ilk etapta biraz yadirgadim.

    Kitabin dili inanilmaz akıcı.Doktorlarin yazdığı yazi pek okunmaz ama bu okunuyor, hem de oyle bir okunuyor ki kendini durduramıyor insan.Bazi yerde zorunlu molalar vermek zorunda kaliniyor.Serkan Bey kendine yazar demiyor ama kalemi bu kadar ustaca yonlendirebilmek her baba yigidin harci da değil.

    Nöro roman deyince, oyle antin kuntin bir sürü kelime vardir bi sey anlamam diye düşünebilir insan ama tibbi terimler insani yormadan, strese sokmadan ustaca yedirilmis kitapta.Hatta bazen boyle anlattilar da biz mi anlamadik diyesi gelebiliyor insanin İbrahim Tatlises e selam ederek :) Hani dergilerin sonunda bunları biliyor musunuz diye kısımlar olur bi kac cumlelik, hergun onumuzdeki bir canliyla, mesela karincayla ilgili bir bilgidir ve vay bee deriz ya, bazen hikaye icinden boyle siyrilabiliyor insan.Olayin tibbi kismini düşünüp vay bee deyip bi dusunuyorsun ve yaninda yorende o an kim varsa öğrendiğini hemen paylasma ihtiyacı hissediyorsun.

    Karakterlerin isimlerinin ozel bir anlami var midir bilmiyorum ama klasik isimler degil.Tesla, Galen, Vera, Meryam..bu tip isimleri neden secti açıkçası merak ettim.Akilda kalıcılığı artırmak icin mi siradanliktan uzaklasmak icin mi? Ben olumlu buldum sebep her neyse.Karakterleri kafamda ozellestirdi bu durum.

    Karakterlerin hemen hepsi, garibim Meryam disindakiler, ki o da cok guzel, her konuda aşırı bilgili ve zeki.Yani haddinden fazla zeki ve araştırmacı.Tesla, bas kahramanimiz tip fakultesini yarim birakiyor.Ama sonra ne isle mesgul olduğu hakkinda bir fikrimiz yok.Tesla nin biraz deli dolu bir ablasi var, Meryam.Olaylar Meryam in kocasina ufak bir gözdağı verme fikriyle başlıyor.Kokulara aşırı hassas ve kokularin renklerini görebilen Alef bir köşede hikayeye girmek icin firsat kolluyor.Sagolsun Meryam bir pas veriyor ve Alef sahaya bir çıkıyor ki indirebilene aşkolsun.Bi yerlerde ask oluyor ama o koku Alef ten gelmiyor.Hikaye Meryam i bulmaya calismakla geciyor.

    Bölüm sonlarinda surekli okuyucuya şunu yapsaydı olmayacakti, bunu soyleseydi olaylar farkli gelisecekti tarzinda yönlendirmeler var.Kitap bittikten sonra bazi yerleri dusundum.Olaylar nasıl farkli olabilirdi diye, beni cok etkilemedi o kisimlar.

    Aslinda kitabin her seyinden bahsedilir de en cok konusmak istediğim herhalde finali oldu.Hani çikolata yersin yersin de tam sonu gelir ve en tatli kismidir ya, tam o anda karsi koyamayacagin biri onu ister ve icin burula burula verirsin , işte öyle hissettim.Tam doyamadim gibi, doydum ama tatmin olmadim gibi.Bunu devamı gelecek diye yaptiysa da okuyucu sonunda daha cok sey bilmek istiyor.Cok fazla soru isareti bıraktı.Ejderha Dövmeli Kız serisini bayila bayila okudum.3 kitap da birbiriyle baglantili gibi ama hepsinde de bir final var.O hissi yaşamak mutlu ediyor okuyucuyu.Mevzu hikayenin iyi ya da kötü bitmesi degil, bir tatminsizlik hissi ile kapanmasi.

    Genele baktigimda başarılı buldum kitabı.İnsani fazla zorlamayan, her yerde cikarip okuyabileceginiz ve kitap okumaktan bazen uzaklaştığınızda kondüsyon yapabileceginiz bir kitap.
  • İstenen kalitede elektrik enerjisi üretebilirse bütün gezegen ve üstündeki yaşam şartları değişebilirdi.Güneş okyanustaki suları buharlaştırır ve rüzgar su buharını çok hassas bir dengede kalacağı uzak yerlere taşır. Dilediğimiz zaman ve yerde bu düzeni tersyüz edebilseydik bu hayati akımı kendi irademizle kontrol edebilirdik. Çölleri sulayabilir, göllerle nehirler yaratabilir, sınırsız miktarda hareket gücü sağlayabilirdik.
  • 228 syf.
    ·10/10
    #ElonMusk'ın #Tesla aracının torpido gözünde #Mars'a gönderdiği, #BarışÖzcan'ın mutlaka okuyun dediği bir #kitap. #DouglasAdams'dan #OtostopçununGalaksiRehberi.. Kitabı görür görmez tasarımı beni kendine çekti, hatta nasıl bugüne kadar fark etmedim diye kendime kızdım. Arka kapak yazısını da okumamla birlikte, #kitap elimde ve okumaya başlayacağım bir yer aramaya başladım. Normalde 5 kitaptan oluştuğunu ya da çok kalın ciltli bir baskısı olduğunu; malesef kitabı aldıktan sonra öğrendim. Bendeki kitap Alfa Kitap'ın 200 küsür sayfalık bir kitabıydı. D&R indirimlerinde denk geldiğim için aldım. (10₺ye çok güzel kitaplar var.) Daha kitabın başında, yazarın önsözde "kitabın fikrinin tarlada şarhoş yatarken gelmesi.." demesi beni daha ilk sayfalardan etkilemişti. Ki, yazar önsözde beni şaşırtmaya devam ediyordu.. O şarhoşluk konusunun, önsözde yer alan en sıradan olay olduğunu farkettim. Yazarımız gençliğinde bir otostop gezisine çıkıyor. O gezide Londra'dan, İstanbul'a kadar gelirken çantasında, otostopçunun avrupa rehberi adlı bir kitap taşıyor. Yaratıclığı buradan geliyor. Avrupanın bir rehberi varsa, galaksinin de bir rehberi olmalı mantığıyla. İste muhteşem kurgu böyle başlıyor. Bir #BilimKurgukitabı-nda gelinecek son nokta. Mükemmel bir mizah, muhteşem karakterler ve olağanüstü bir olay örgüsü, hem de 70li yıllarda yazılmış. Tek solukta bitireceğiniz muhteşem hikaye akışı. Bilim Kurgu romanları arasında bir Kült. Her kitap severin okuması gereken bir kitap. Kitapta bir 42 cevabı var. Yıllarca herkes anlam yüklemeye çalışmış. Bende o anlamları epey araştırdım. Araştırırken karşıma gelen bir video sonrası öğrendim ki; yazar ölmeden önce, "bahçeme bakarken rastgele bir sayı olsun istedim ve 42 dedim" açıklamasına denk geldim. Çok güldüm. Rastgele bir cevaba o kadar anlam yüklemeye çalışmışız ki; hatta bunu başarmışızda. Çünkü o açıklamaya denk gelmeseydim 42 benim için çok anlamlı olacaktı. Japonca 4 ve 2 (ayrı ayrı) yazılıp, "ÖLÜM" anlamına çıkması, kod sisteminde 101010 (var, yok, var, yok, var, yok) diye işlenmesi yada budizmle olan ilgisinden dolayı.. Hayatta her şeye anlam yüklemeye çalışmamızın yanlış olduğunu anlattı bana yazarımız.

    Belki de haklıydı. Yaşayacaktık ve bitecekti, anlam yüklemek için uğraştığımızdan; yaşayamıyorduk belki.. Mutlaka okuyun, eminim ki siz farklı anlamlar çıkartacaksınız..
  • "Yalan dediğin şey prefrontal korteksin bir aktivitesiydi. Oysa adam doğrudan Tesla'nın limbiğine dokunmuştu. Hiçbir yalanın erişemeyeceği kadar derin bir beyin bölgesiydi burası."
  • Doğal yatkınlığı kuvvetli bir arzuya dönüşen insan, amacına hızlı ve emin adımlarla ulaşır.
  • Bir başka projemde de ekvatorun çevresine bir halka inşa edilecekti. Tabii ki bu halka havada serbest süzülecekti ve reaksiyon kuvvetleriyle dönüş hızında tutularak, trenle asla mümkün olmayacak, saatte 1600 kilometrelik bir hızla seyahat etmeyi sağlayacaktı .
  • “Şimdi insanların çoğu kısmen de olsa burcunun özelliklerini
    taşıdığına inanır. Peki, burçların ya da baktırdığımız falların genellikle karakterimizle uygun şeyler söylemesinin nedeni
    ne? Aslında bu soru 1950'lerde de merak konusuydu. Psikolog
    Bertram Forer'in bu konuyla ilgili bir fikri vardı ve o fikrinin geçerli olup olmadığını test etmek için ilginç bir deney yaptı.
    Bir gün sınıfındaki öğrencilere sınav sonuçlarından kişilik analizlerini elde edebilecek yeni bir yöntem geliştirdiğini açıkladı.
    Tüm öğrencilere de üstünde isimlerinin yazılı olduğu kapalı zarflar verdi ve zarfın içinde yazan kişilik özelliklerinin kendilerini ne kadar iyi tanımladığını 1 ila 5 arasında puanlamalarını istedi. Öğrenciler büyük bir merakla kendileri için özel hazırlanmış analizleri okudular. Forer'in o gün sınıfta elde ettiği ortalama puan kaçtı biliyor musunuz? 4,26. Yani Forer'in geliştirdiği yöntem kişilik analizinde oldukça iyi sayılırdı.” Hem Belen hem de Kayra Tesla'ya cevap vermek ya da itiraz etmek için hazır bekliyorlardı. Ama henüz ortada itiraz gerektirecek bir durum yoktu. Tesla devam etti. “Peki, Forer herkesi tek tek nasıl böyle analiz edebilmişti? Aslında adamın yaptığı şey çok basitti. Forer'in kapalı zarf içinde verdiği metin tüm öğrenciler için tıpatıp aynıydı ve bir astroloji metninden rastgele alınmıştı.
    Bence çok zekice bir fikir... Peki, öğrenciler bu yazanları niye
    kendi karakterleriyle özdeşleştirmişlerdi? Çünkü bu metinler
    herkesin kendisine çok rahat uydurabileceği tipik astroloji metinleriydi. Mesela; 'Kişiliğinizin bazı zayıf yönleri var ama genelde bunları telafi etmeyi başarıyorsunuz ya da kendi yararınıza çevirebileceğiniz halde kullanmadığınız bir kapasiteye sahipsiniz gibi' cümleler yazmıştı. İşte arkadaşlar, herkes için geçerli olabilecek kadar geniş ve belirsiz ifadeleri farkında olmadan kendimiz için özel görme yatkınlığına Forer Etkisi denir. Bu etki yüzünden genelde burç yorumlarının bize uygun olduğunu düşünürüz.”
    Yani doğru cümleleri kullandığında ikna edemeyeceğin kimse
    yoktur” dedi Tesla.