*Disiplin rejiminde insanlar çalışan-hayvan hâline gelecek şekilde eğitilir.
*Bugün beden, öncelikle bir estetik ve fitness nesnesidir.
“Kesintisiz gözlenmek” disiplin altındaki bireyi tabiyetinde kıskıvrak tutar.
*Sosyal medya bir kilise gibidir: Like âmin demektir. Paylaşmak birliktir. Tüketmek kurtuluştur.
*”Bilme ve algılama çabasının yerini oyalama işi alıyor. Bunun sonucu, insanın yargı yetisinde hızlı bir çöküştür. Oyalama işi açık bir tehdidi temsil eder: İnsanları ergen hâline getirir ya da bir ergin-olmama hâlinde tutar. Ve demokrasinin toplumsal temelini aşındırır. Ölümüne eğleniyoruz.” Haberler anlatıya dönüştürülür. Kurmaca ve gerçeklik arasındaki ayrım belirsizleşir. Habermas, söylem üzerinde yıkıcı etkisi olan bilgi-eğlence sistemine de dikkat çeker: “Haberler, raporlar, hatta açıklamalar eğlence literatürü envanteriyle sunulmaktadır.”
*Mikro hedefleme seçmenlere bir partinin siyasi programı hakkında bilgi vermez. Bunun yerine, psikografilerine göre uyarlanmış seçim reklamları, genellikle sahate haberler, manipülatif bir niyetle onlara sızdırılır. Bir seçim reklamının binlerce çeşitlemesi, etkililiği açısından test edilir. Psikometrik olarak optimizr edilmiş bu gizli reklamlar (dark ads), demokrasi için bir tehdit oluşturmaktadır. Herkes kamusal alanı fragmanlaştıran farklı mesajlar alır. Farklı gruplar, sıklıkla birbirleriyle çelişen farklı enformasyonlar alırlar. Halk artık toplumsal açıdan önemli konulara duyarlı değildir. Aksine, söz hakları ellerinden alınmış, politikacıları iktidara getirmek için manipüle edilebilen hayvanlara [Stimmvieh] dönüştürülürler. Dark Ads, toplumun bölünmesine ve kutuplaşmasına katkıda bulunur ve söylem iklimini zehirler. Kamuoyu için görünmezdirler, böylece demokrasinin temel ilkelerinden biri olan toplumun kendi
Eyvah!. Ne yer, ne yar kaldı,
Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı.
Şimdi buradaydı gitti elden,
Gitti ebede gelip ezelden.
Ben gittim, o hâksar kaldı,
Bir gûşede târmâr kaldı;
Bâki o enis-i dilden, eyvâh!.
"Adam Smith 1 776 gibi yakın sayılabilecek bir tarihte yazdığı Ulusların Zenginliği'nde (Malthus'un kitabından daha büyük etki yaratmış bir eser), nüfus artışının ekonomik refah için iyi bir test olduğu görüşüne katılıyordu. Oysa Malthus bu görüşe şiddetle karşı çıktı. Bir bütün olarak toplum için sonuçları ne olursa olsun, nüfus artışının er geç toplumun çoğunluğunu oluşturan yoksullar için felaket ve çile anlamına geleceğini ilan etti. Malthus ünlü tezinde dünyada yetiştirilen ürünlerin, ekilebilir toprakların miktarıyla sınırlı olduğunu ileri sürüyordu. Bu durum buna karşılık nüfusun sınırlanmasına yol açıyordu."
Batı'nın üçüncü sınıf romanları, büyük ve önemli bir edebiyat olayı sayılarak yüzergezer okurun iştahına sunuluyor. Böylece düşünen, anlayan, sorgulayan okurun yerini, "kitap tüketen" canlılar alıyor. Okuma serüvenine ihtiyaçlar ve dilden alınacak lezzetler yerine hangi besini ne kadar tüketeceğimizi salık veren beslenme uzmanları gibi, hangi kitapları tüketeceğimizi belirleyen "yayın gurmeleri" karar veriyor. Bu da muhalif, sorgulayıcı, ahlâki bir tavır oluşturmaya çalışan gerçek edebiyatın üstünü adamakıllı örtüyor.
Not: Bu alıntı bu kitaba ait değildir. Bir test kitabından bulup çok beğendim ve paylaşmak istedim :)