Puan vermedi·452 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 22:41
Kitaptaki testi yapıp, şemaları tek tek okumama rağmen hiçbir şema tanımını kendimde gözlemleyemediğim kitap. Testteki bazı sorulara yüksek puanlar vermeme rağmen şemalar çok kapsamlı ve yaşadıklarım bunları içermiyor. Acaba ben mi çok sorunsuz bir insanım diye düşündürten kitap bence.
Hayatı Yeniden KeşfedinJeffrey Young · Psikonet Yayıncılık · 20205,6bin okunma
Sabahattin Ali'nin Gözünden Anadolu ve Anadolu İnsanı
8/10
·128 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 00:00
Sabahattin Ali’nin öykülerinde Anadolu’yu ve oranın insanını okumak, benim için sadece edebi bir yolculuk değil; adeta o toprakların kokusunu, tozunu ve sızısını iliklerine kadar hissetme deneyimi oldu. Yazarın her bir metinde insan psikolojisinin en kuytu köşelerine sızması, bunu yaparken de toplumsal adaletsizlikleri tokat gibi yüzümüze çarpması inanılmaz etkileyici. Karakterlerin o çaresizlikleri, verdikleri o sessiz hayatta kalma mücadeleleri ve sistemin katı çarkları arasında nasıl unufak oldukları satır aralarında öyle bir canlılıkla anlatılmış ki, insan her öykünün sonunda derin bir sessizliğe gömülmekten kendini alamıyor. ASFALT YOL Sabahattin Ali’nin bu öyküsünü bitirdiğimde boğazımda gerçekten çok ağır bir düğüm kaldı. Hani hayatta bir şeyi çok istersiniz, bütün kalbinizi, tüm iyi niyetinizi ortaya koyarsınız da sonunda o canla başla yaptığınız şey dönüp en çok sizi vurur ya; işte tam öyle bir hikaye bu. Okurken sadece sıradan bir yol yapım hikayesi değil, idealist bir insanın o temiz hayallerinin sistemin çarkları arasında nasıl paramparça olduğunu izledim resmen. Öğretmen köye ilk geldiğinde içi umutla, enerjiyle dopdolu. Kendisinin de köylü kökenli olmasıyla gurur duyuyor, hatta dürüstçe "içimde yabancı bir yere gidiyorum hissi yoktu" diyor. Buradaki psikoloji aslında hepimize çok tanıdık: "Ben onlardan biriyim, beni anlarlar, bağ kurabiliriz." Bu inanç, öğretmenin hayattaki en büyük dayanağı aslında. Kamyonun o bozuk yollardaki sarsıntısından sersemlemiş olsa bile, kafasında köylüyle kuracağı o sıcak köprü var. Ama daha ilk günden muhtarın o umursamaz bir tavırla "beş on gün dinlen hele" demesiyle, o aşılmaz soğuk duvarı ilk kez hissetmeye başlıyoruz. Köylü için okul ya da eğitim hayati bir ihtiyaç değil, sadece hayatın (harmanın, tarlanın) arasında
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202533,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·368 syf.··
2018 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğinin dördüncü kitabı #katillercetesi nin ikinci kitabı olan #izabel oldu. Yine akıcı, anlatımı güzel, heyecanlı bir kitap okudum. İlk kitabı da beğenmiştim, oda bunun gibi hareketliydi ama bu bir tık öne geçti diyebilirim. Öne geçirense kesinlikle Izabel'in sadakat testi. Ben niye kurtarmıyorlar diye debelenirken herkes herşeyi biliyormuş Fredrik ve benim dışımda. Nihayetinde artık İzabel'de çetenin bir üyesi. Aksiyon azalmayınca bir çırpıda bitenlerden oldu. Bundan sonra ki kemik kadromuz İzabel, Victor, Fredrik, Niklas ve aralarına yeni katılan Dorian olacak. Üçüncü kitaba geçmek için sabırsızlanıyorum ama önce araya akşam okuyup bitirebileceğim bir kitap almayı düşünüyorum. Keyifli okumalarınız daim olsun...
IzabelJ. A. Redmerski · Ephesus Yayınları · 20162,574 okunma
Zekanın Yükselişi ve Duyguların Sınavı
Puan vermedi·325 syf.·
2026 21. kitabı
Bir dünya düşünün. İçinde ağaçlar, kuşlar, denizler, dağlar ve sayısız canlı türü olsun. Aslında bugün yaşadığımız dünyadan pek farklı olmasın. Fakat tek bir şey eksik olsun: bilinç sahibi insan. Böyle bir dünya benim için boş bir dünyadır. Hatta bir bakıma hiçliktir. Çünkü güzelliği fark edecek, onu anlamlandıracak, yorumlayacak ve ona değer yükleyecek bir varlık yoktur. İnsan, dünyaya yalnızca bakan değil; onu anlayan, hisseden ve anlam veren canlıdır. Bu yüzden uzun yıllar boyunca akıl ve bilinci bir canlının ulaşabileceği en yüksek mertebe olarak düşündüm. Fakat Algernon'a Çiçekler bu düşüncemi yeniden sorgulamama neden oldu. Dostoyevski'nin Yeraltından NotlarYeraltından Notlar adlı eserini okuduğumda, "Bayanlar ve baylar, bilinçli olmak bir hastalıktır." cümlesi zihnime kazınmıştı. Arthur Schopenhauer ise zeki insanların sosyalleşme konusunda yaşayacağı risklerden ve tehlikelerden bahseder. Birisi farkındalığın yükünü anlatır, diğeri ise zekanın bedelini. Charlie'nin hikayesi ise sanki bu iki düşüncenin edebiyattaki karşılığı gibidir. Zekası arttıkça çevresindeki insanları daha iyi anlamaya başlar. Daha önce fark etmediği alayları, küçümsemeleri ve kırgınlıkları görür. Farkında oldukça acıları da büyür. Çünkü insan bazen bilmedikleriyle değil, öğrendikleriyle yaralanır. Charlie'nin yaşadığı dönüşüm bana şunu düşündürdü: Akıl tek başına insanı mutlu etmeye yetmiyor. İnsan sadece düşünen bir varlık değil; aynı zamanda hisseden, bağ kuran ve anlam arayan bir varlık. Zeka gelişebilir, bilgi artabilir; fakat sevme, sevilme, ait olma ve anlaşılma ihtiyacı aynı kalıyor. Ve galiba Algernon'a Çiçekler'in bende bıraktığı en güçlü izlenim şu oldu: İnsan yalnızca aklıyla büyümüyor; duygularıyla da büyüyor. Akıl olmadan hayat eksik kalabilir ama duygu olmadan da hayatın anlamı eksik kalıyor. Kitabın
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2026 17. kitabı
İlk bakışta kısa öykülerden oluşan sade bir eser gibi duruyor ama sayfalar ilerledikçe insanın yüzüne çok daha sert bir gerçek çarpıyor. Burada anlatılan şey sadece geçmişte kalmış bir toplum düzeni değil; korkunun, çıkarın, suskunluğun ve alışmanın insanları nasıl değiştirdiği. Metinler basit görünse de altlarında keskin bir sorgulama var. Özellikle güçlülerin kurduğu düzenin aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi beni en çok etkileyen taraf oldu. Ben bu eseri okurken kendimi sürekli rahat bir okuyucu gibi değil, sorguya çekilen biri gibi hissettim. Çünkü anlatılan mesele sadece tepede duranlar, emir verenler, halktan kopanlar değil. Asıl mesele, onların orada kalmasına sessizce izin veren kalabalıklar. Yani kötülük burada tek bir kişinin omzuna yüklenmiyor. Herkesin küçük küçük pay aldığı, kimsenin tamamen masum kalamadığı bir düzen gösteriliyor. Bence en çarpıcı tarafı da bu: İnsan kendini hep iyi tarafta görmek ister. Haksızlığa uğrayanın yanında durduğunu, ezileni anladığını, adaletsizliğe karşı olduğunu düşünür. Ama bu satırları okurken insan ister istemez kendine dönüyor. “Ben gerçekten karşı çıkar mıydım, yoksa susup geçer miydim?” diye soruyor. Bu soru rahatsız edici ama tam da bu yüzden değerli. Eserdeki camdan köşk fikri bence müthiş bir metafor. Dışarıdan bakınca parlak, yüksek, ulaşılmaz ve güçlü görünüyor. Ama aslında bir taşla çatlayabilecek kadar hassas. Bu bana şunu düşündürdü: Bazen en sağlam görünen sistemler, gerçekten sağlam oldukları için değil, insanlar korktuğu için ayakta kalır. Herkes susarsa cam saray taş gibi görünür. Ama biri gerçeği fark edip ilk taşı attığında, o görkemli görüntünün ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıkar. Burada güç meselesi sadece siyasi ya da toplumsal bir konu gibi anlatılmıyor; insan psikolojisinin içine
Alıntı
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2024 16:14
"Siz bilinçdışınızdakileri bilince dönüştürene kadar, onlar sizin hayatınızı yönlendirecek ve siz ona kader diyeceksiniz." Psikanalizin en tartışmalı ve belki de ilerleyen dönemlerde daha fazla anılacak isimlerinden Carl Gustav Jung, 20. yüzyılın en önemli filozof-psikiyatrlarındandır. O bir ruh çözümlemecisidir. Freud'dan ayrıldıktan sonra kurduğu analitik psikoloji ekolüyle bir devrim yaratan Jung, günümüz psikolojisinde de halen kullanılan psikolojik tipler, kolektif bilinçdışı, kompleksler ve çağrışım testi gibi kavramların sahibidir. Jung hepimize bir bireyleşme süreci vaat eder, bunun rotasını da insanın içine baktığı bir deneyim yolu olarak çizer. Deneyim yolu gereklidir çünkü "kendi içine bakmaya cesareti olmayan herkesin yaşamı bulanıktır", dahası bu bulanıklık dünyayı da bulandırır. Önyargı ve kabullerinizden sıyrılma vakti... Jung bizleri kendi mitimizle tanışacağımız bir yolculuğa davet ediyor. Sembollerin, rüyaların, arketiplerin ve mitlerin âlemine hoş geldiniz...
Carl Gustav Jung - Dışa Bakan Rüya Görür, İçe Bakan UyanırÖzlem Küskü · Destek Yayınları · 20204,077 okunma
Reklam
Reklam