Puan vermedi·132 syf.··
2026 43. kitabı
Bir köpeğin gözünden insanlar, şehir ve yaşam mücadelesi ile insanoğlunu akıl almaz hayal gücü, bilimsel deneyler adına sınırsız cüretine şahit oluyoruz. Sovyet Rus Devriminin ilk dönemlerine denk gelen kitap o dönemden de kesitler sunuyor. Yazarın daha o dönemdeki hayal gücüne şaşmamak elde değil. Yine yerinde bir tespitle, bilimsel deneylerin doğaya uygunluğu kriterine göre planlanmasına vurgu yapıyor ki gününüzde bu vurguya ne kadar ihtiyaç olduğu ortadadır.
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
9/10
·403 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 10:55
Özellikle bu durumdan muzdarip bir kişiyseniz, binlerce kişiden oluşan hastanin yaşadıkları ve tecrübeleriyle analiz edilmiş. Migrenin tarihine ve çok yakın olmasa da yakın zamana kadar yapılmış, incelenmiş tedavi olanakları sunulmuş güzel ve açıklayıcı bir kitaptı. Birazcık kendinizi bulursanız içinde sıkılmadan okursunuz. Bu teşhisle bir ilginiz yoksa sizi saracak bir kitap değil.
MigrenOliver Sacks · Yapı Kredi Yayınları · 202095 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·682 syf.··
2026 1. kitabı
‎Henry James'in 1902'de kaleme aldığı ve bir başyapıt niteliği taşıyan Güvercinin Kanatları, sadece bir dönem romanı değil; aynı zamanda arzunun, çıkarın, masumiyetin ve vicdan azabının karmaşık bir dansıdır. Roman, dış dünyanın parlak salonlarından ziyade, karakterlerin zihinlerinin en tenha köşelerinde geçer. ‎ ‎Kitapta dikkatimi en çok çeken, karakterlerin kendi iç dünyalarıyla olan bu derin bağıydı: "Hayatın kaçınılmaz gürültüsünden olabildiğince uzak durmaya çalışıyor, sırf bu sesi işitebilmek için sessizliğin peşinden koşuyordu." James, Milly Thaele ve çevresindeki karakterleri anlatırken adeta onların zihinlerini bir cerrah titizliğiyle açıp inceliyor. "Bir zihin ancak bu kadar dolu ve içini dolduran şeylerle ancak bu kadar bütünleşmiş olabilirdi" cümlesi, yazarın karakter derinliğindeki ustalığını özetliyor. Milly Thaele karakteri, romanın tam merkezinde, adeta bir ışık kaynağı gibi duruyor. Onun için yapılan "gerçekten de bir güvercindi" benzetmesi, sadece saflığını değil, aynı zamanda bu saflığın dünyevi hırslar karşısındaki savunmasızlığını da temsil ediyor. Ancak bu masumiyet, diğer karakterlerin kurguladığı "kusursuz planların" önündeki en büyük engel haline geliyor. ‎ ‎James, insanların birbirini anlama çabasındaki yetersizliği şu keskin tespitle vuruyor: "Önyargılar iki kişinin arasında oluşabilecek gerçek bağlardan önce devreye giriyor ve onların yerini alıyordu." Bu durum, ilişkilerin neden sıradanlaştığını ve ruhsuzlaştığını çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Özellikle kadın ve erkek dünyası arasındaki o aşılmaz duvarı, "Bazı incelikler vardır! ... Ama hayır, siz erkekler hiç anlamıyorsunuz" sitemiyle dile getirmesi, romanın sadece bir dönem draması değil, günümüze de seslenen bir insan ilişkileri çözümlemesi olduğunu gösteriyor. ‎ ‎Roman,
Edebiyat
Güvercinin KanatlarıHenry James · Artemis Yayınları · 2017134 okunma
1/10
·288 syf.··
2026 49. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 01:04
Büyük bir merakla başlayıp iki günde hızla okuduğum bu eser, ne yazık ki beklentilerimin çok gerisinde kaldı. 'Tengricilik ve Türk-İslam Ülküsü' ismiyle okuyucuya derin bir fikri derinlik vaat etse de, içeriği bu vaadi karşılamaktan uzak; adeta trajikomik bir karmaşadan ibaret. Kitapta laikliğin doğru temellendirilmesi, Atatürk’ün başörtüsü konusundaki yapıcı tutumu gibi kayda değer birkaç tespitle karşılaşsak da, bunlar eserin genelindeki dağınıklığı kurtarmaya yetmiyor. Yazarın sürekli kendini tekrar eden 'Türkleri İslam düşmanı yapmaya çalışıyorlar' tezi, bir süre sonra metni fikri bir analizden ziyade bir şikayet metnine dönüştürüyor. Tengricilik üzerine köklü bir inceleme okuyacağını düşünenlerin hüsrana uğrayacağı, başlığı ile muhtevası arasında derin bir uçurum barındıran, zaman yönetimi açısından kayıp olarak nitelendirilebilecek yüzeysel bir çalışma. Nurullah Çetin Tengricilik ve Türk-İslam Ülküsü
Tengricilik ve Türk-İslam ÜlküsüNurullah Çetin · Bilge Tonyukuk Yayınları · 20252 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 11. kitabı
Merhaba arkadaşlar... Evet, bu kitabı geçen hafta elime almıştım ancak, yaşadığım sağlık sorunlarından dolayı okumaya pek vakit ayıramadım. Kitabı dün okumaya başladım ama ne yazık ki az önce bitirdim... Ne yazık ki diyorum çünkü kitap o kadar akıcı ve etkileyici ki, açıkçası kitabı bitirmek istemedim... Evet roman, anne ve babası ayrı olan, annesiyle birlikte yaşayan genç Antonio'nun beklenmedik bir anda sebebi belirsiz bir krizi yaşadıktan sonra Antonio'a epilepsi tanısı konulmasıyla başlıyor... Antonio babasıyla, alanında uzman olan bir doktora muayene olmak için Marsilya'ya gidiyor ve romanın akıcılığı da, işte burda başlıyor: farklı gibi görünen ama aynı karektere sahip olan baba ve çocuk arasındaki diyaloglar ile ... Doktor muayeneden sonra durumun geçici olduğunu ancak geçici olduğundan emin olmak için son bir testin yapılması gerektiğini söylüyor... Evet arkadaşlar, incelemenin tam burasıydayken -21.05.2026/18:05- çalan telefonla kötü bir haber geldi -teyzem vefat etmişti-, teyzemin vefatına inanmayarak şok içinde yazmayı bırakmak zorunda kaldım... Hala kabullenemiyordum o ayrı ama şimdi, bu saatte incelemeye dewam etmek istiyorum... Çünkü Antonio ve babası arasındaki yıllar içinde uzayıp giden o buz gibi soğuk mesafe, doktorun tanıyı belirlemek için şart koştuğu "2 günlük uyanık kalma" testiyle son buldu... Antonia önyargı ile eleştirdiği, aslında tanımadığı babasını, 'gerçekten' tanımaya başladı; babasının sıcaklığını, samimiyetini, sanat ruhunu ve en önemlisini sevgisini, evet sonsuz evlat sevgisini hissederek... Evet yazar, bir baba ile oğul arasında geçen yolculuğu ve o yolculukta başlarına gelen olayları anlatırken, aslında hayatın en derin meselelerine dokunuyor: korkular, seçimler, büyümek ve kendinle yüzleşmek gibi… Saatler ilerledikçe yapılan
Hayata Dair
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,035 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 22:41
Amiyane bir tabir vardır; "Delilik ile dahilik arasında ince bir çizgi vardır." Caligula'ya bir deli diyebiliriz çünkü fikirleri deli saçması fakat dahiyane yanı çok korkunç. :) O kadar korkunç ki, çok tanıdık simalar görmek mümkün... Dünyada savaş başlatan ya da bir ülkeyi b noktasından c noktasına götürmesi gerekirken a noktasına geri gidebilen, ancak geri gidebilen bir karakter. :) Güç zehirlenmesi yaşıyor desek az olur, doğrudan zehirin kendisi... Peki dahiliği nereden geliyor, esasen kurnazlık ve zeka kavramını birbirine karıştırıyor olmamızdan bence... Tıbbın ya da psikiyatrinin erişilmez ya da yetersiz olduğu nokta da teşhişi davranışlarımız koyar. Bana göre suça gerçek anlamda karışmış her birey esasen psikiyatrik birer hastadır. Bunun ortaya çıkışı bazen bir kayıpla bazen de yönetilemeyen bir öfkeyle ortaya çıkar. Caligula da hayatında sevdiği bir insanı kaybetmesi sonucu, içindeki kötülüğü dışa vuran bir karakter. Camus tarafından ilmek ilmek işlenmiş, sığ fikirlerin dile gelişinde vücut bulması sağlanmış... Kitap kötülüğün ya da faşizmin güzellemesi değil, farkedilmesi meselesi. Yani karanlık tarafları evet var ama zaten aydınlık ne kaldı ki ya da karanlığı aydın bir tespitle anlatıyorum diyen bir tarafı da var. Ve ben bunu çok sevdim. Kesinlikle en direkt ve samimi... Varoluş felsefesiyle ilgilendiğim dönemde Camus'un birçok kitabını okumuştum fakat bu eseri gözümden kaçmış, kesinlikle tavsiye ederim.
CaligulaAlbert Camus · Can Yayınları · 20181,452 okunma