Tevhid Ocağı

Tevhid Ocağı
@tevhidocagi
Bu ocak birliğin adıdır. Bu ocak olmak davasıdır. Düşmanımız nefislerimiz, Müslümanlar ancak kardeşlerimizdir. https://1000kitap.com/gonderi/255424248
Yazar
118 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·240 syf.··
2026 1. kitabı
Merkez olmadan kimlik yoktur, çeper olmadan birlik yoktur, ilişki olmadan hakikat yoktur. Merkezde insan, çeperde toplum ve her şeyi kuşatan alem… İçinde bulunduğumuz süreç yalnızca bir zaman dilimi değil; bir eşiktir. Bu eşik, geçmişin birikimi ile geleceğin yönü arasında belirleyici bir kırılım noktasıdır. Mesele artık başımıza gelecekleri öngörmek değil; bundan sonra neyin ekileceğini belirlemektir. Bu kitap, dünyaya mahkûm olmamayı seçen kalpler için yazıldı. Zihinlerde başlayacak sürecin ilk adımlarını gösterir ve yapılacaklara dair fiili bir kılavuz sunar. 2030’dan itibaren ekilmesi gereken tohumların haklı gerekçelerini ortaya koyar. Bu kılavuz, bireyin iç düzeninden toplumsal yapıya, oradan küresel ilişkilere uzanan yolun işaretlerini taşır. Bu kitap bir sonuç değil, bir başlangıçtır. Burada biten değil, başlayan bir yürüyüş vardır. Her yürüyüş, niyetle başlar. Şimdi sıra, bu niyeti taşıyanlarda.
İslam 2030Cüneyt Sezer · Hayat Yayınları · 20269 okunma
Reklam
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
“Bu dünyaya bilinmek için değil, bildiklerimizle yaşamak için geldik.” Kozmokolik, insanın kimliğini, inancını ve değerini sorgulamadan sürüklendiği bir çağda, hakikatin izini süren güçlü bir davettir. Modern dünyanın sunduğu sahte özgürlükler, yapay mutluluklar ve yanıltıcı kimliklerin ardındaki büyük boşluğu ifşa eder. Bu eser yalnızca düşünceyle yetinmez, okuyucusunu harekete çağırır. Sosyolojiyi kuru bir tespitler yığını olmaktan çıkararak insanın kendi hayatına dokunan bir yol haritasına dönüştürür. Entegrasyonun cazibesini, sosyalleşmenin tuzaklarını, iktidar hırsını ve geleceğin tehlikelerini derin bir bakışla ele alır. Her satır, okuyucuya kendini ve dünyayı yeniden konumlandırma cesareti sunar. Kozmokolik, yalnızca teorik bir metin değil; hayatın tam ortasına bırakılmış bir mihenk taşıdır. Bu kitabı okumak, sadece bilmek için değil, yeniden var olmak için bir adımdır.
1000Kitap
KozmokolikCüneyt Sezer · Tas Medya · 202519 okunma
2/10
-“Ezilen bir kadın hikayesi anlatırken her seferinde neden bu cehaletle örtüşür veya bu cehaletin arkasında neden sürekli din ifade edilir? Onu merak ederiz.” der ve bu romanın içerisindeki bazı cümlelerin arasında yürümeye başlıyoruz. -Kızcağız şöyle sesleniyor daha sayfaların baş kısmında: “Bak canım hangi kapıdan çıktıysa aynı kapıdan girmelisin. Uğursuzluk getirir derlerdi.” diyerek aslında hurafelere ait olan geçmişin inançlarının, geçmişten bugüne dinselleştirilme sürecinde ifade etmeye çalışan Ayşe Kulin kitabının pek çok yerinde buna benzer cümlelerle aslında dinin geçmişten gelen hurafelerle süslenmiş bir unsur olduğunu, bunun da cehalete sürekli tetiklediğini bize bir şekilde anlatmaya çalışır. -Baba der Ayşe. -Baba erkek çocuğunun okuldaki gidişatından memnun değildi. Anne ise babanın oğlunun üzerine fazla gittiğini düşünüyordu diyerek Türk toplumunda annenin özellikle erkek çocuklara çok büyük bir özgüven verdiğini, kızlara ise ikinci plana atanların anneler olduğunu söyler. Kadını anlatırken diğer kadını anne sıfatıyla gündem ederek bu sefer insanları sıfatlardan alıkoyacak cinsel kimlikleriyle ön planda olmasını öğretmeye gayret eder Ayşe Kulin. -“Sen hasta değilsin ki abla. Kazadan dolayı sadece hatırlamıyormuşsun, öyle dediler. Aşağıdaki odalarda sorunlular kalıyor. Depresyon geçirenler, takıntı sorunu olanlar filan işte.” -Cümlede ne var diyebilirsiniz ama bilincimize şöyle kodlanıyor bu. Çünkü romanın içerisinde bu depresyon geçirenlerin genellikle dini kimliklerini çok ön planda tutulmuş. Birazdan göreceğiniz üzere o hasta insanların yaşadığı hayatları. -Aşağıdaki odalardalar çünkü aşağılarda bir hayatın sonucu bu. Din insanı aşağı çeken bir şey. Cehaleti getiren bir şey. Cehalet aşağılarda vardır. Hedefler hep yukarıdadır. Böyle izah edilir
Edebiyat
KördüğümAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20178,1bin okunma
Tasavvuf Notları Nedense Çok Tanıdık
3/10
·112 syf.··
2020 20. kitabı
-“Sufi Müslüman, mistik demektir. Önemli olan tek şey aşk dedi coşkuyla.” -Bir konuşmasını anlatıyor Schimmel önce. Bu konuşmasında yer alan şeyi önsözüne taşıyor ve tasavvufun mistisizm olduğunu hemen sayfanın başında veriyor Avrupalılara. Halbuki mistisizm kavramıyla İslam tasavvufu arasında yakından ya da uzaktan hiçbir ilişki yok. Çünkü mistisizm dediğimiz koşulların tamamı zihinsel hayal gücünün şekil bulmuş haline diyoruz biz, en kaba tabirle ifade etmek gerekirse. -İslam tasavvufunda böyle bir süreç hiç yaşanmadı. Yaşandığı alanlar varsa da hep garabetle sonuçlandı. İşte bunlardan bir tanesi Abdulkadir Geylani Hazretlerinin yaşamış olduğu dönemdeki Hasan Sabbah örneğinde görüyoruz. -Evet, o bir mistisizm anlayışıydı. -Ona benzer anlayışlarda da aynı. Ama İslam tasavvufuna mistisizm varlığını anlatarak yola çıkmış olan isimlerin mevcudiyetini beyan edelim ki baştan. Tasavvufu Avrupa, Amerika böyle görüyor. -Böyle görmesinin karşılığını hemen ilk sayfa girişte tekrarlıyor Schimmel. -“Fakat tüm dünya dinlerinin mistik durumları gibi onun da sayısız veçhesi var.” -Halbuki sayısız veçhe değil sayısız yönelimi yok. Ama niye bunu söylüyor? Avrupalının tasavvufa dair olan esası bozuk. Onun yerine tasavvufta olmayan şeyleri, tasavvufa nasıl enjekte edilebileceğinin bir kapısını aralamış oluyor Schimmel. -“Salik, sarhoşluktan hareketleri ve konuşması tuhaflaşmış insanlarla dolu. Cıvıl cıvıl geleneksel bir panayırda kendini kaybeder ya da münzevi bir hücrede murakabe halinde kalbi zikir çeker.” -Dikkat! -Bu kalbi zikir meselesi İslam tasavvufunda belli bölümlerde kullanılmış. Genel itibariyle Zikrullah her zaman sesten hafi kısık sesli veya cehri yüksek sesle söylenmiştir. Kalbi zikir meselesini gündeme taşıyor olması, Schimmel’in bunu sadece belli bir tarikata
Din
Tasavvuf NotlarıAnnemarie Schimmel · Sufi Kitap Yayınları · 2018154 okunma
4/10
·198 syf.··
2020 19. kitabı
“Hazreti Peygamber’le arkadaşları bu yaşayış tarzı bakımından bütün İslam ümmeti için birebir birer örnektiler. Ve Müslümanlar bu örneğe bakarak O’na uymayı bir vazife sayarlardı.” diyor ve tasavvufun özünü böyle olduğunu da ifade ediyor. Hani bizde var ya, şimdilerde tasavvuf “çuların” tasavvufu satan, satışa çıkan, pazarlamaya çıkanların karşısında hakikaten tasavvufun Hikmet Erbabı Kıyamet’e kadar var olacaktır elbette diyen, Tevhid Ocağı ve benzeri bütün kardeşlerimizin ifade ettiği o hakikat karşısında “Şimdi kaldı mı canım öyle isimler?” diyenlerin o tarihlerden itibaren bir görüş savunusu söz konusu. Tabiri caizse bu kitabın görüşleri bugünkü mealci zihniyet kadar keskin değil. Ama o tarihte dahi bu hususta Tasavvuf Erbabı’na karşılık bir önlem alınması gerektiği düşüncesiyle aklı ön planda tutmanın unsurlarını ifade eden, bir diğer taraftan çözümlemeler getirirken bunu da bir yabancı diyardan getirme gayretinin varlığını görüyoruz. Tabiri caizse o bir insanın üzerinde var olan batıya olan hayranlığın bugünkünden çok da farklı olmadığını fark ediyoruz. Şöyle diyor Ömer Bey; “Şüphe götürmez bir hakikatle İslam Dini’nin tefekkür ve şuur mirasından bir parçasının tasavvuf olduğudur.” Bu güzel söylem boyunca devam edeceğiz. Öyle mi kalacak göreceğiz. “Hazreti Peygamber’in hayatı daha sonraları yetişen mutasavvufların örneğiydi. Bunlar Hazreti Peygamber’in hayatındaki bu zahitlik cephesini alarak onu geliştirmeye bakmışlardı.” dedi. Ama bu geliştirme metodu Hristiyanlıkta ya da Hristiyanlığın mezheplerinde görüldüğü gibi kişilerin şahsi kanaatleriyle dine bir şey eklemeleriyle mümkün değildir ki Ömer Bey kitabında bunu da inceliyor olacak birazdan. “Onun için Hazreti Peygamber Muhammed Mustafa’nın” Aleyhisselatü Vesselam “cahiliye devrinde Hira dağına çekilerek
Din
İslâmiyetin Geliştirdiği TasavvufÖmer Rıza Doğrul · Kapı Yayınları · 20209 okunma
Reklam