Sevgi de dâhili hastalıklardan değil midir? Onu anlamak için kalp lisanını o noktadan niçin incelememişler? Bilim bu bakımdan da ilerlemiş olsaydı, ben şimdi kulağımı şuraya koyunca işiteceğim çarpıntılardan bütün yalanlarını birer birer anlar, hakikati öğrenirdim…
Meditasyon uygulamasında yalnızca bilinçli zihinden bilinçaltına değil, aynı zamanda bencil olmaktan özgecil olmaya, ‘bir’ kimse olmaktan ‘hiç’ kimse olmaya, herhangi bir bedenden bedensiz olmaya, ‘bir şeyle’ özdeşleşmekten ‘hiçlik’ kavramıyla kucaklaşmaya, ‘maddesel’ bakış açısından ‘maneviyata önem veren’ bakış açısına, ‘bir’ yerde olmaktan ‘hiçbir yerde’ olmamaya, dış dünyayı tek gerçeklik olarak algılayıp gerçekliği duyularımızla tanımlamaktan iç dünyanın gerçekliği barındırdığına ve bu içsel alanda duyuların ötesindeki dünyaya geçeriz. Meditasyon bizi hayatta kalmaktan yaratmaya, ayrılıktan bağlantıya, dengesizlikten dengeye, acil durum modundan büyü-ve-onar moduna, korku, öfke ve üzüntü gibi sınırlayıcı duygulardan neşe, özgürlük ve sevgi gibi coşkulu duygulara götürür. Aslında bilinene sıkıca yapışmayı bırakıp bilinmeyeni kucaklamaya başlarız.
Dünya’daki bütün saadetlere tercihen kocasını çıldırırcasına bi şiddetle seven bir kadın için kan saçan, en keskin hançer uçlarından daha yaralayıcı bir kıskançlık acısı içini yiyor, eritiyor, zehirliyor, parçalıyordu.