HEYBETLİ ADAM — Ben işsiz, güçsüz, evsiz, barksız biriyim.
Rast geldiğim yere konarım, şimdi sana konuk olmaya geldim.
İBRAHİM ETHEM — Konuk mu?.. Ben konuk aramıyorum ki.
HEYBETLİ ADAM — Ya ne arıyorsun?
İBRAHİM ETHEM — Konacağım yeri arıyorum. Han işletmiyorum ki, konuk arayayım.
HEYBETLİ ADAM — Burası han değil mi?
İBRAHİM ETHEM — (Azametli) Burası İbrahim Ethem’in sarayı...
HEYBETLİ ADAM — Senden önce kim vardı burada?
İBRAHİM ETHEM — Babam.
HEYBETLİ ADAM — Ya ondan önce, ondan önce?
İBRAHİM ETHEM — Babam, babalarım.,
HEYBETLİ ADAM — (Ağır ve işleyici bir ton) Birinin konup gittiği, sonra öbürünün gelip konduğu yer han değil de nedir?..