İlk kez okuyorum Hakan Günday'ı. Onun da ilki olan bu kitap yazarın okuyacağım ne tek ne de son kitabı. Aynı bir merdivenin en üst basamağına çıkmak için ilk basamağına adım atmak gibi.
Her sayfasından hayata dair bir aforizmanın çıktığı bu maceraya katılmak, Kinyas ve Kayra'nın yakınında olan 3. kişiymişim hissi verdi bana, izledim onları gözümü kırpmadan.
Yaşar Kemal Çukurova'yı öyle güzel betimliyor ki adeta gökte süzülen bir şahinmişçesine her yeri görüveriyor sanki insan. Değil bir ilçeyi, köyü, dağı; yol kenarındaki bir taşı bile betimlese yine hayran bırakır bizi. Dolayısıyla bu destansı ve efsanevi anlatım insana kendini hem okutur hem de izletir.
Yazım tekniği bakımından okuması zor bir kitap. Çoklu anlatım ve bilinç akışı tekniği okuyucunun zihnini karıştırabilir.
Okuması zor olduğu için, hikayeden kopmamak adına ara vermeden kısa sürede bitirilmesi geren bir kitap bana kalırsa.
Anlatılanlardan çok anlatılmayanlardan ya da sayfaların içinde birkaç satırda kendine yer edinmiş tamamlanmamışlıklardan bir kitap daha çıkar. Çıkmış olsaydı onu da okurdum.
Kitabı beğenmedim , diğer okurlara tavsiye etmem. Analitik düşünebilen her insan kitabın içinde çözümlenmiş çoğu şeyi deneyimleyebilir, gözlemleyebilir.
Okumasam da bir şey kaybetmeyeceğim kitaplar arasında yerini aldı. Etkilenmedim ve beni üzerinde düşünmeye sürükleyecek derin bir içerikle karşılaşmadım.