Esra

Şehir cinnet geçiriyor ama kimse bunun farkında değil. Cinnet kanıksanabilen bir travma artık. /... / Arsalara atılan cesetler, dere yataklarında bulunan paramparça bedenler, kanunsuzluk labirentinde kaybolup duran genç insanlar o kadar kanıksandı ki, sıradan cinayetler onların gölgesinde kalıyor. Şehir topyekûn cinnet geçiriyor ama bu, kimseyi yaşamaktan yıldırmıyor.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Reklam
Bahar gelmeden çiçek açan portakal ağacı kadar zavallı bir kadına anlatır. Oysa bahar gelecekti, çiçekler meyveye dönecekti, her yer mis gibi portakal kokacaktı. Bahar gelmeden çiçek açmak... yalancı sıcaklara kanmak... toy bir portakal ağacı olmak... kimin suçu?
Sayfa 53·Kitabı okudu

Esra

, bir kitap okudu
8/10
·168 syf.··
2023 15. kitabı
Jenny Erpenbeck
7.3/10 · 309 okunma
8/10
·168 syf.··
2023 15. kitabı
Öncelikle kitabın ismi alâkasız geldi bana, orijinali (Heimsuchung - Ziyaret diye çevirdi translate -) çok daha iyi temsil ediyormuş romanı bence. Tabii çevirmenin bir bildiği vardır diyelim. Gölün Sırrı anladığım kadarıyla Doğu ve Batı Almanyaya benzer uzaklıklarda konumlanmış bir gölün kenarındaki bir evin yıllar içinde ev sahipliği yaptığı insanları anlatıyor. İnsanlar gelip geçici, hatta göl kenarındaki ev de, ve hatta aslında gölün kendisi de öyle zira kitap milyonlarca yıllık bir süreç sonunda mevzubahis gölün oluşumuyla başlıyor, evin yapılışı ile devam ediyor ve nihayetinde yıkılışıyla bitiyor. Aslında insanlar, ev, hatta göl bile doğada bir misafir; uzun veya kısa süreliğine oraya uğrayan ziyaretçiler her biri. Savaşlar, ölümler, yıkımlar, yüzlerce yıl bile doğanın milyonlarca yıllık ömrü karşısında direnemez. Jenny Erpenbeck'in ilk romanıymış bu, bir ilk romana göre oldukça usta işi geldi bana. Bir mekân ile Almanya'nın yakın tarihinde gezinen, kapalı bir anlatıma sahip, ince fakat o kadar da kolay akmayan ama epey nitelikli bir ilk roman. Gayet sevdim. Bütün Günlerin Akşamı'nın önüne geçemedi ama yazarın kalemine olan güvenimi artırdı.
Gölün SırrıJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 2022309 okunma
7/10
·152 syf.··
2023 14. kitabı
Epeydir öykü kitabı okumuyordum, iyi geldi bana. İlk üç dört öyküde pek bi' anlaşamadık kitapla ama Muhallebi Yemeyen Adam ile birlikte aldı götürdü beni Ömür Bey yine. Üstelik bazı öyküler birbiriyle bağlantılı olduğu için bağ kuramadığım ilk öykülerle de barıştım sonradan, karakterleri tanıyıp sevince. Gündelik hayatın içinden sıradan şeylere dair sıradan öyküler okudum yine, anlatımı da - çoğunlukla - güzeldi. Keyifle okudum. "Adı Dünya Bu Hastalığın" adlı öyküden bir alıntı bırakayım, öykülerin tamamını daha iyi açıklayan bir cümle olamaz gibi geliyor bana çünkü. "Öyle saçma sapan, öyle sade, öyle sıradan güzelliklerle çevriliydi ki hayatımız, örnek vererek anlatamıyorum. Biraz da basit, uyduruk şeylerdi aslında, ne yaşarken ne de anlatılırken hiçbir özelliği olmayan şeyler..." (sayfa: 112) Bir de nostalji takıntısı olan biri olduğum için sanırım, şu cümleyi çok sevdim: "... çocukluğunda var olmayan lezzetleri sevmiyor." (sayfa: 93)
Mutedil DalgalıÖmür İklim Demir · Yapı Kredi Yayınları · 2022977 okunma
Reklam