John Steinbeck'in kendisinin en sevdiği, hatta "Daha önce yazdığım bütün kitaplar bu kitaba hazırlıktı" diye nitelendirdiği, birçok eleştirmene göre yazarın başyapıtı olarak görülen bir romana ne hadsiz bir puanlama benimki, değil mi? Ama sebeplerim var.
Öncelikle kitabın çok emek verilerek, âdeta bir ömre sığdırılarak yazılmasını hem takdir ettim hem de okurken bunu hissedebildim ama benim genel olarak üzerine fazla çalışıldığı belli olan kitaplarla pek de uyuşamama gibi bir huyum var. Burada da Habil ve Kabil alegorisi üzerinde o kadar fazla durulmuş ki bu kadarı da fazla mı diye düşündüm ne yazık ki. Her şey fazla planlı, fazla "temsil" gibiydi. Aron'ın Adam'a, Caleb'in Charles'a ve Cathy'e benzeyişini isimlerinin baş harfiyle bile desteklemeye gerek var mıydı mesela? Ama beni kitapta asıl rahatsız eden şey Cathy karakterinin âdeta kadın suretine bürünmüş bir şeytan oluşuydu. Salt kötü olmasından da öte; içinde saf iyilik olan karakterlerin Cathy'i görünce, bakın onunla konuşunca ya da vakit geçirince falan değil, direkt görür görmez ondan rahatsız oluşu, ondan neredeyse fantastik bir öyküdeki insan dışı bir varlıktan bahseder gibi bahsetmeleri inanılmaz rahatsız etti beni ve şöyle bir yorumlara göz gezdirdiğimde gördüğüm "kötülerin gerçekçi resmedildiği" övgüsüne hiç dahil olamadım, hatta romanda ne zaman Cathy'den bahsedilse veya Cathy'li kısımları okusam üstüne kutsal su serpesim geldi, çünkü tam olarak şeytan tasvirindeydi karakter. Hiçbir gerçekçiliği yoktu. Yanlış bilmiyorsam John Steinbeck bu karakteri yazarken eski karısına olan öfkesinden beslenmiş, eğer bu gerçekse o kadının yazardaki imajı hiç sağlıklı değil. Kitap yazmadan önce bir terapiye göründeydi keşke. Bu arada; kötülük illa travmayla, yaşanmışlıkla filân açıklanmalı gibi bir isteğim de yok,