Esra

Uzaklardaki bu küçük kıza koca bir dünyayı yeniden yaratacak kadar çok şefkat sunmuştu ve bu belli bile olmuyordu.
Sayfa 187·Kitabı okudu
Reklam
Ufaklığın sakatlığından ve ölen annesinden söz ederken çok temkinliydi. Uzaktan dahi olsa, ona zarar vermekten çekiniyordu.
Sayfa 186·Kitabı okudu
"İstersen onları toplayabilirsin, ama sakın sulama, şu küçük kaltakları, ölürler... Pek hassastırlar, bizlerin, Rambouillet'de asker çocuğu okullarında yetiştirdiğimiz 'günebakanlara' benzemezler! Onların üstüne işesen de olurdu!... Her şeyi emip yutarlardı!"
Sayfa 179·Kitabı okudu
İnsanlar, günler ve nesneler, bu yeşillikte, bu iklimde, sıcakta ve sivrisinekli ortamda, o kadar çabuk yok oluyordu ki, bunu fark edecek zamanı ancak bulabiliyordunuz. Kaçışı yoktu, iğrençti bu, parçalara, tümcelere, uzuvlara, pişmanlıklara, hücrelere ayrışarak, güneşte kayboluyorlardı, ışık ve renk çağlayanında eriyorlardı ve hem tadı hem de zamanı yanlarına katıyorlardı, kaçışı yoktu. Geride sadece göz alan bir endişe kalıyordu.
Sayfa 174·Kitabı okudu
Günler tıpkı dalgalar gibi birbirine o kadar benziyor ki, gündelik yaşam detaylardan başka neyle savunulabilir?
Sayfa 129·Kitabı okudu
Reklam