betül

26 Nisan Pazar gecesi anne-baba evindeki tele­ vizyonda gördüğüm yeşil ışınla ve babamın "bu ülkede gerçek deli bile yoktur, hepsi sahtekardır" demesiyle başladı. 25 Nisan Cumartesi gecesiyse E. . . derin korkusu ve suçluluğuyla bana saldırdı­ ğında aldığım derin yara, 26 Nisan Pazar günü ben tarafından düşünüldü ve herşey bir bir açıklığa kavuştu. Ben bir tehdidim onlar için çünkü bir var­ lığım, cinssiz bir bebek, rolünü bulamamış, iyi ez­ berleyememiş bir hayvan, her yöne savrulabilir, dağılabilir bir atom... Bu atomik kuvvetten korku­ yorlar, enerjisinden, çekirdek enerjiden, çünkü on­ lar potansiyeli ekonomik.. ;*
Edebiyat-Düşünce
Anıların müthiş bir dirençliliği var; kişi anmak istediğinde her şeyin içinden geçip An'ı şimdiyi aşıp ancak istediği anıya dönebiliyor, çıplak ve sa­vunmasız çocuklar gibi. Anıların her gün her an ır­zına geçilebilir. Bir tür sıçrama ve hiç bir şey elde edememe.
Edebiyat-Düşünce
Her insan bir odalık ve bir, yalnızca bir aynalıktır. Ancak bu odanın ve aynanın dehlizlerini bilmek önemli. Neyse maksat sedirnentasyon ya da. kontrendikasyon olsun! Retoriğim de toriğim de yok bu böyle n'apalım.
Edebiyat-Düşünce
Biz niye kendi zamanlarımızı yaşayamıyoruz, niye hep başka zamanlar ve hep başka kendimiz? Ne bu ertelenen, bir tansık olma dileğiyle - tansığın olmasını beklemek değil, özün tansığa dö­ nüşmesini ummak- ben'i ve biz'i tansık. yapmak arzusu? 'Şimdi'nin karanlığı daha ne kadar üretile­cek? Bu karanlıkta beslenen ruh kurtçukları daha ne kadar maledecek bizleri kendilerine? Bu kurtlar· içten içe daha ne kadar uluyacaklar? Bu görünmez salıncakta daha ne kadar sallanacağız "Aya dokun­mak istiyorum" tümcesini sessiz bir çığlık olarak yi­ neleyerek. Bu huzur için çığlıklar ne köpekler top­lumunda, kim duyar? Çığlıklar neden bu den sessiz? Bu balıkhaneler bu kancalar niye varlar, . yüzlerimiz neden yüz bedenlerimiz niçin balık öyle asılı dururken ve dönerken ağır aksak?
Edebiyat